Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 07:07
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

EL ŞARK'UL EWSAT: TÜRKİYE REFERANDUMA HAZIRLANIYOR...TÜRKİYE 'SIFIRDAN' YOLA ÇIKARAK STRATEJİK DERİNLİĞİNE VE OSMANLI TARİHİNE DOĞRU YOL ALIYOR
06.09.2010 14:00

ANKARA, 04/09(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan el Şark'ul Ewsat gazetesinin 3 Eylül 2010 tarihli internet sayfasında, Thaer Abbas imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun özet çevirisi şöyledir:

Yazı dizimizin bu bölümünde, AK Partinin iktidara gelişinden bu yana dış politikada meydana gelen değişimlere değineceğiz. Bu değişim, Ahmet Davutoğlu'nun dış politika piramidinin en tepesine yerleşmesiyle ve "stratejik derinlik", "yeni Osmanlıcılık", "komşularla sıfır sorun politikası" ile ilgili tezlerini buraya taşımasıyla daha da somutlaştı. Böylece Suriye-Türkiye sınırındaki savaşa hazırlık bölgesi neredeyse sınırsız açık, turizm ve ticaret bölgesine dönüştü. Türkiye'nin en fazla öne çıkan hasımlarından biri olan Yunanistan ise AB üyeliğini destekler konuma geldi. Ayrıca Ermenistan ile var olan sorunları çözme yolunda da yoğun ve sürekli çalışmalar var.

Pek çok kişi Türk dış politikasındaki "devrimi", Başbakan Erdoğan'ın büyük güven duyduğu Davutoğlu'na bağlıyor. Davutoğlu'nun, devletteki önemli görevlerden birine aday gösterileceği de söyleniyor. Kimileriyse Davutoğlu döneminde Türk dış politikasının ne denli aktif olduğuna işaret etmek için ona "Türk Kissinger'ı" diyor. Ancak bu lakap, Dışişleri Bakanını rahatsız ediyor zira Bakanın Kissinger'ın izlediği politikaları kınayan uzun tezleri var. Ona yakın isimler de bu nitelemenin yanlış olduğu görüşündeler çünkü Kissinger'ın "gerçekçiliği", Orta Doğu'da ve başka yerlerde yaşanan pek çok acıdan sorumlu. Davutoğlu'nun bazı yardımcıları bu nitelemeyi kullanan düşünür ve analistlerle irtibata geçerek açıklama istediler.

Kissinger'ın ve Davutoğlu'nun pek çok benzer yönü olmasına rağmen bu lakap, ne Davutoğlu tarafından kabul edildi ne de ona sadece "Davutoğlu" demeyi tercih eden ona yakın isimler tarafından.

Davutoğlu, "Medeniyetin Dönüşümü ve Müslüman Dünyası" adlı kitabında Kissinger'ın bazı önemli tezlerini eleştirmiş özellikle de "medeniyetler çatışması" ve "tarihin sonu" gibi teorilere odaklanmıştı.

Başka çevrelerse Davutoğlu'nu "Türk dış politikasının mimarı" olarak adlandırıyor ve öyle görünüyor ki bu lakap, akademik çalışmayı siyasete tercih eden ve "yeni Osmanlı devletinde" kendisini parlak bir siyasi gelecek bekleyen bu adamı rahatsız etmiyor.

Today's Zaman gazetesinin köşe yazarı ve Davutoğlu'na yakın isimlerden Abdülhamit Bilici, Başbakanın 2007 seçimlerinden sonra Davutoğlu'na dışişleri bakanlığı görevini teklif ettiğini ancak Davutoğlu'nun bunu reddettiğini ve ancak ikinci teklifte bunu kabul ettiğini, çünkü Davutoğlu'nun akademik kariyerine özlem duyduğunu kişisel olarak bildiğini açıklıyor. Bilici bununla ilgili olarak Davutoğlu'na sorulan "nasıl ölmek isterdiniz?" sorusuna verdiği yanıtı hatırlatıyor. Davutoğlu bu soruyu, "Ders verirken." diye yanıtlamıştı.

Bilici, Davutoğlu'nun dış politikanın geliştirilmesinde büyük rol oynadığına işaret ediyor ve Rus, Amerikan, Fransız ve İngiliz çevrelerinde oldukça saygı duyulan bir isim olduğunu söylüyor. Davutoğlu'nun Irak'ta ve Suriye-İsrail geriliminin hafifletilmesinde oynadığı role de dikkati çeken Bilici, Türkiye'yi, Orta Doğu'da saygı duyulan bir oyuncu hâline getirdiği sonucuna varıyor.

Davutoğlu'na yakın bir başka isim, akademisyen İbrahim Köroğlu ise Davutoğlu'nun her şeyden önce bir dünya insanı olduğunu söylüyor: "Gözde bir akademisyen ve bölgeyi çok iyi tanıyor. Felsefi ve tarihî olarak Batı'yı da biliyor, Arap dünyasını da, Orta Doğu'yu da, Uzak Doğu'yu da çünkü Malezya'da da bulundu Orta Doğu'da da. Başbakanın Danışmanı olduktan sonra da Irak ve Suriye dosyaları gibi önemli dosyaları ele aldı."

Davutoğlu'nun derin bir stratejik bakış açısına sahip olduğunu söyleyen Köroğlu, onu, işine ve bölge halklarına karşı vefalı biri olarak tanımlıyor. Davutoğlu ile Başbakan arasında büyük bir iş birliği ve uyum, yine kendisiyle Suriye Cumhurbaşkanı Esat ve diğer liderler arasında büyük bir karşılıklı anlama olduğunu belirten Köroğlu, bu iş birliği olmaksızın bütün bu işlerin yapılamayacağını söylüyor.

Köroğlu, "Davutoğlu bu kitabı AK Parti hükûmet olmadan önce yazdı ve göreve geldiğinde Cumhurbaşkanı ile Başbakanın da desteğiyle hayata geçirme fırsatı buldu. Tek bir kişinin sorumlu olduğunu söyleyemeyiz, bu bir devlet ve hükûmet politikasıdır. Onun da rolü var ancak en nihayetinde en tepede olanlar Cumhurbaşkanı ve Başbakandır." diyor

Davutoğlu'nun İslamcılığına da değinen Köroğlu, Batı tarafından kullanılan bu ideolojik nitelemeyi kabul etmiyor ve onun yerine "Davutoğlu dindar bir Müslüman ancak aynı zamanda demokrasiye ve insan haklarına inanıyor." demeyi tercih ediyor.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.