Son Haberler
30.07.2010 Cuma 16:20
USD 1,5110 EUR 1,9680 EUR/USD 1,3024 IMKB100   59878/%-1,43
ISTANBUL Cuma: 24°C/32°CCumartesi: 24°C/34°CPazar: 24°C/34°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

EL VATAN: ERDOĞAN: FAYSAL'I SEVMEMİN NEDENİ İSLAM DAYANIŞMASI
Bookmark and Share
12.03.2010 14:00

ANKARA, 11/03(BYE)--- Suudi Arabistan'da yayımlanan el Vatan gazetesinin 9 Mart 2010 tarihli internet sayfasında, Yayın Yönetmeni imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan Ankara çıkışlı haberin çevirisi şöyledir:

Kral Faysal şehit olduğunda, Recep Tayyip Erdoğan 20 yaşındaydı, imam hatip okulundan mezun olduktan sonra İstanbul'da Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini bitirdi. Erdoğan'ın okuduğu "imam hatip oklu" laik Türkiye'de her zaman tartışma konusu olmuştu. Türkiye'nin güçlü adamı ve şimdiki Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o zamanlar delikanlı ve dindar genç bir adamdı.

Vatan gazetesine verdiği röportaj'da Erdoğan, "Kral Faysal'ı severim ve düşüncelerini beğenirim." dedi. Ülkenin sert Başbakanının ılımlı İslam'dan yana olması Türkiye'nin şanslı olduğunu gösteriyor.

Erdoğan böyle ve böyle de başarılı oldu, Müslümanlığını muhafaza etti, ondan dolayı cezaevine girdi. Ancak yılmadı, hükûmetin başına geldi ve işini yaptı hata ikinci seçimleri de kazandı.

Röportajı yaptığım gün, Türk kamuoyunu iki konu meşgul etmişti. Birincisi, askerin darbe yapacağı iddiaları, ikincisi Ermeni "soykırımı" iddiaları ve ABD Temsilciler Meclisinin bununla ilgili kararı. Erdoğan'ın bir yardımcısı, bu konuların üstünde durmamam ricasında bulundu çünkü Erdoğan, asker konusuyla sakin bir şekilde ilgilenmek istiyor ve diğer konu "Ermeni soykırımı" iddialarına dair hiç konuşmam istendi, nedeniyse Erdoğan'ın ABD'ye çok kızgın olması. Sonra röportaja başladık.

VATAN: Önce "Kral Faysal İslam'a Hizmet Ödülü"nü aldığınız için sizi tebrik ediyorum Sayın Başbakan. Biz Suudi Arabistan halkından önce, siz alanlar için bu Ödül çok önem taşıyor. Acaba bu Ödül, sizin için ne anlam taşıyor?

ERDOĞAN: Her şeyden önce, Kral Faysal'ın -Allah rahmet eylesin- hayatında yaptığı bütün işlerini takip fırsatı bulmuştum. Onu, İslam dünyasına yaptığı önemli hizmetlerle tanıyoruz, bundan dolayı gençliğimizden beri ona karşı içimizde bir sevgi büyüdü. Beni, bu Ödül'e layık gören herkese teşekkür ediyorum, özelikle jüri üyelerine. Bu Ödül'ü sadece kendi adıma değil, bütün halkımın ve milletimin adına kabul ediyorum. Açıkçası ben bu Ödül'e çok önem veriyorum çünkü bu Ödül çok güzel bir anlam taşıyor. Bir Müslüman olarak İslam'a hizmet etmek görevimizdir, birlikte yola çıktığımız milletimize hizmet etmek için bu anlamlı yolumuza devam edeceğiz. Tekrar bu Ödül'ü bana layık gördükleri için teşekkür ediyorum.

VATAN: "Kral Faysal Ödülü"nü, almanız Türk kamuoyunda nasıl karşılandı?

ERDOĞAN: Ş ana kadar kim duyduysa çok sevindi. Halkımız bu olaya çok önem veriyor ve Ödül'ü kazanmam onları heyecanlandırdı. Sanıyorum bu Ödül'ü kazandığıma dair haber Türkiye'ye ulaştığı zaman herkes çok sevinecek ve halkımızı birleştirecek.

--Türkiye ve İslam Dayanışması--

VATAN: Sayın Başbakan, Kral Faysal İslam dayanışma fikrine çok bağlıydı. Bugünlerde Türkiye İslam dünyasında büyük rol oynuyor, bu da güzel bir gelişme. Siz bu iş birliğini destekliyor musunuz ve Müslümanlara hizmet için Türkiye ile diğer İslam ülkeleri arasında mesela Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır, Malezya ve Kuzey Afrika gibi geniş çapta bir iş birliğine nasıl bakıyorsunuz?

ERDOĞAN: Kuşkusuz, bu da rahmetli Kral Faysal'ı sevmemizin en büyük nedeni. Evet, İslam dünyasındaki sorunlar beni meşgul ediyor (mesela Orta Doğu sorunu), ciddi bir rol oynamaya çok önem veriyoruz ve elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bir zirve düzenleyerek Pakistan ile Afganistan arasındaki problemi çözmeye çalıştık, Suriye ile İsrail arasındaki sorunu çözmeye çalıştık, Balkan sorununun çözümü konusunda rol oynadık. Bildiğiniz gibi o bölge (Balkan) bizim için çok önemli, hata Gürcistan'da da rolümüz vardı. Bildiğiniz gibi biz ülkeler arasında savaşa karşıyız ve ben ülkeler arasında iş birliğini ve ittifakları her zaman desteklerim. İnanıyorum Suudi Arabistan'ın da bu yolda çok önemli bir rolü var. Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz'in bu konuda çok iyi çalışmaları var bu da bizi sevindiriyor, barış yolundaki çabalarını desteklemeyi devam ettireceğiz.

VATAN: Medeniyetler arası diyalog alanında ciddi çabalarınız var. Bu çabaların, Kral Abdullah'ın diyalog çağrısıyla benzer yönleri var mı ve neden bu konuda (Batı ile Doğu arasında diyalog) siz ve Kral Abdullah iş birliği yapmıyorsunuz?

ERDOĞAN: Bizim bütün atığımız adımlar medeniyetler ittifakına gidiyor. Türkiye, bu konuda İslam dünyasıyla Batı arasında bir köprü olabilir. Biz de ülke olarak köprü görevimizi yerine getirirsek çok mutlu oluruz çünkü bugün terörün karşısında durabilmek için dünya ülkeleri arasında iş birliğine ve dayanışmaya çok ihtiyaç var. Bildiğiniz gibi terörün ne dini ne yurdu ne de milleti var, bundan dolayı bu konuda hepimizin iş birliği içinde olması ve teröre karşı el ele savaşmamız gerekiyor.

VATAN: Türkiye'nin kendi içinde de bir diyalog var. Bu eskiye dayanan bir diyalog, dinle laiklik arasında. Bu diyalog, dünya ülkeleriyle ilişkilerinizi etkiler mi, Türkiye hangi yöne gidiyor?

ERDOĞAN: Türkiye, normal hâlinde ve hiçbir yöne gitmiyor. Biz küresel bir ülkeyiz ve bu çerçevede ilişkilerimizi batı, doğu, kuzey ve güney ülkeleriyle geliştiriyoruz. Biz kendimize bir prensip edindik, o da dost kazanmak ve kendimize özelikle dış politikamızda açık ve net bir hedef koyduk "dost kazan düşman kazanma" ve bu politikamızı sürdüreceğiz.

--İran'ın Dosyası ve Türkiye'nin Rolü--

VATAN: İran'ın nükleer programına herkes endişeyle bakıyor. Özelikle Suudi Arabistan'ın, Tahran ile gergin bir ilişkisi ve iki ülke arasında rekabet var. Türkiye, bu durumda nerede duruyor? Türkiye, tarafsızlığı mı seçecek yoksa Suudi Arabistan ve Batı ülkelerinin tarafında mı olacak ve İran'ın nükleer programının karşısında mı duracak?

ERDOĞAN: İran'ın nükleer programı konusuna gelince... Biz, bölgenin tamamında nükleer programa karşıyız. Biz demiyoruz ki İran'ın nükleer programı olmasın ve İsrail'in olsun. Biz diyoruz ki hiçbir ülkede nükleer silah olmasın. Ancak nükleer enerjinin insani amaçlı kullanımı herkesin hakkıdır. Bu nedenle biz, İran'ın bu programı durdurmasını istiyoruz ve İran'ı bu konuda hiç desteklemiyoruz. Bu zamanda İslam dünyasında barışı zedeleyen bir olay istemiyoruz çünkü bu, bölgede endişe yaratacaktır. Sonuna kadar diplomatik çözümün yanındayız ve bu sorunların barış yoluyla çözülmesini istiyoruz. Müslüman ülkeler arasında bir savaş olmasını hiç istemeyiz ve en büyük iki komşumuz arasında ise hiç mi hiç istemeyiz. Dileğimiz barış içinde yaşamaktır.

VATAN: Biliyoruz Türkiye bu fikre karşıdır eğer İran nükleer silaha sahip olursa bu konumunuz değişebilir mi ve o zaman nükleer silaha sahip olmak ister misiniz?

ERDOĞAN: Ben nükleer programı konusunda fikrimi beyan ettim ve insani amaçlı faaliyetler dışında her türlü kullanımına karşıyım. Bu düşüncem dün de böyleydi bugün de böyle ve yarın da aynı kalacak. Bildiğiniz gibi BM'nin beş daimi üyesi var ve bunların hepsi de 50-60 tür nükleer silaha sahip. Bizim hep beraber bunlara karşı çıkmamız gerekiyor. Bu işi beraber yaparsak ve başarırsak iyi sonuçlar elde edebiliriz.

--Orta Doğu'da Barış--

VATAN: Orta Doğu'da barışa çok önem veriyorsunuz, özelikle İsrail ile Suriye arasında. Ancak bunda geri adımlar atılmaya başlandı. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler gergin ve Netanyahu hükûmeti bölgede barış istemiyor. Sizce bir sonraki adım ne olacak? Yeni girişimlerde bulunacak mısınız yoksa İsrail'de daha ciddi bir hükûmetin gelmesini mi bekleyeceksiniz?

ERDOĞAN: İsrail ile Suriye arasındaki sorunda biz taraf değiliz. Ne zaman iki taraf da bizden talepte bulunursa biz, ara bulurcuk rolü oynayabiliriz. Aynı zamanda Suriye, bizim bu rolü üstlenmemizi istiyor ancak İsrail bu konuda ciddi bir adım atamıyor, onun da zamanı gelir çünkü biz bölgedeki ülkeleri tanıyoruz ve hepsiyle ilişkimiz var, bence en doğrusu da bu.

--Türkiye ile Suudi Arabistan Arasındaki İlişkiler--

VATAN: G20'de Orta Doğu'dan sadece Suudi Arabistan ve Türkiye var. İslam'a hizmet açısından bu durum Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri daha da güçlendirmeye sebep olabilir mi?

ERDOĞAN: Şu anda G20 çerçevesinde bir geliştirme söz konusu değil ancak devlet olarak G20'de kendimizi ispat etmeye çalışıyoruz ve devamlığımızı sağlamak istiyoruz. Nisan ayında Kanada'da ve yılın sonuna doğru da Brezilya'da toplantımız var ve biz bu toplantılara katılacağız. G20 küresel mali ve ekonomi sorunları çözmeye çalışıyor ve biz de ülkelerin sorunlarını çözme yolunda ciddi çabalar içerisindeyiz.

VATAN: Mekke-Medine demir yolu hattı projesiyle ilgilendiğinizi biliyorum. Ziyaretiniz esnasında, Türk şirketlerinin bu projeyi kazanması için girişimlerde bulunacak mısınız?

ERDOĞAN: Son ziyaretimde, Kral Abdullah ile bu konuda görüştüm ve Türk iş adamlarının bu projeyi üstlenmeye hazır olduğunu bildirdim. Ben, Türk iş adamlarına güveniyorum ve bu projeyi en iyi şekilde yapacaklarından eminim. Bugüne baktığımızda, bu alanda Çin, dünyada 51 şirketle ilk sırada yer alıyor ve Türkiye 31 şirketle ikinci sırada.

VATAN: Türkiye'deki Suudi yatırımının, Türkiye'nin Suudi Arabistan'daki yatırımından daha fazla olduğunu görüyoruz, bunu düzetmeye çalışacak mısınız?

ERDOĞAN: Suudi yatırımının Türkiye'de daha fazla olması normaldir. Çünkü bu, zenginliğe ve imkânlara bağlıdır. Ayrıca Türkiye, iş adamlarına vize kolaylığı sağlıyor. Bütün bu nedenler, Suudi iş adamlarının Türkiye'de yatırım yapmasını kolaylaştırıyor. Bu konuda Türk ile Suudi iş adamları arasındaki iş birliğini destekliyorum çünkü faydası iki ülkeye de yansıyacak.

VATAN: Sayın Başbakan, biliyor musunuz Arap ülkelerinde sizi çok seviyorlar ve sizi bir kahraman gibi görüyorlar, bu, sizi mutlu ediyor mu?

ERDOĞAN: Tabii ki. Bir siyasi lidere göre bu en güzel şeydir. Bilmenizi isterim sevgi tek taraflı olmaz ben de kardeşlerimi çok seviyorum ve buradan bütün kardeşlerime sevgimi ve saygımı gönderiyorum.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.