ANKARA, 07/09(BYE)--- Suudi Arabistan'da yayımlanan el Vatan gazetesinin 7 Eylül 2010 tarihli internet sayfasında, Erkan Habip imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun çevirisi şöyledir:
TRT Arapça kanalında Ramazan ayıyla ilgili bir programı seyrederken, rahmetli babamın bize Türkiye ile ilgili anlattığı anıları ve hikâyeleri hatırladım. Osmanlı medeniyetinin büyüklüğünü, askerî zaferlerini ve halkının kültürünü hatırladım ve babamın bize okuduğu, şair Ahmet Şevki'nin Türklerin Çanakkale Savaşı'ndaki kahramanlıklarının konu edildiği şiirlerini hatırladım...
TRT Arapça, çok yeni bir kanal olmasına rağmen kısa zamanda Arap dünyasının ve Arap halkının kalbini kazanmayı ve iki kardeş halk arasındaki ortak kültürel yanları en güzel şekilde anlatmayı başardı.
Türkiye, Gazze olaylarından sonra adına yakışır bir şekilde Arap dünyasında kendi adını duyurmayı başardı. Ancak aynı zamanda bazı Arap ülkelerinde az da olsa Türkiye'nin bu tutumuna şüpheyle yaklaşanlar ve sesini yükseltenler de ortaya çıktı. Türkiye'nin sergilediği bu tavra şüpheyle yaklaşanlar buna gerekçe olarak Ankara'nın bölgedeki çıkarlarını gösterdi. Ancak Türkiye'nin tavrının İslam sevgisinden kaynaklandığı unutulmuş. Bu söylediklerimin en önemli kanıtı, Pakistan'daki sel felaketinde Türkiye'nin hiçbir çıkarı olmadan oradaki Müslüman kardeşlerine en büyük yardımı yapmasıdır. Bu açıdan Arap halkının ve hükûmetlerinin artık Türkiye ile çok iyi ilişkiler içinde olmasının hem bölgemize hem de Arap dünyasına çok faydası olacağına inanıyorum. Bunun aynı zamanda bölgenin istikrarı ve gelişmesi için çok önemli bir adım olacağı kanaatindeyim.
Arap şehirleri, her zaman Avrupa veya Doğu kentleriyle kardeş şehir olduğunu ilan ediyor. O zaman niye bu kardeş şehirler Türkiye şehirleri olmasın? Zira bizim Türkiye ile dinî, kültürel ve tarihî bağlarımız var ve insanlarımız her zaman bu topraklarda kardeş gibi yaşadı. Arap ülkelerinin Türkiye'nin geçmişteki deneyimlerinden istifade etmesi gerekir çünkü Türkiye'nin bölgede önemli olmasında en büyük etkenlerden biri geçmişte yaşadığı deneyimlerdir. Bu sayede Türkiye, Batı ile Doğu arasında köprü olmasını kelimenin tam anlamıyla hak etmiştir.
Arap dünyasında, Türkiye'yi çok iyi bilmiyoruz. Mesela, Arap halkı Türk sanayisini, üniversitelerini ve sanatlarını bilmiyor. Böyle bir durumda Türkiye'yi tanıtma işi medya organlarına düşüyor. Basın-yayın kuruluşlarında çalışanlarımızın Türkiye'yi tanıtıcı programlar yapması gerekiyor. Söz konusu bu programlarda Türkiye'nin İslam'a hizmetini, kültürünü, tarihini, yemeklerini, şehirlerini ve hatta insanlarını anlatmak gerekiyor. Çünkü iki kültür arasında çok önemli ortak noktalar var ve bunların birbirinden ayrılması bence imkansız.