ANKARA, 05/07(BYE)--- Katar'da yayımlanan el Vatan gazetesinin 5 Temmuz 2010 tarihli internet sayfasında, Ahmet Umrabi imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Batılı, Arap ve Müslüman liderlerin aklında ortak bir soru var: AK Parti liderliğindeki Türkiye'nin stratejik değişimi ve Orta Doğu'ya yönelmesi, geçici veya taktiksel mi yoksa kalıcı ve sabit bir adım mı olacaktır? Başka bir ifadeyle bu değişim, sadece AK Partinin kendi iç tüzüğü ile mi ilgilidir yoksa halkın sesi ve istekleri doğrultusunda atılan bir adım mıdır? Bu soru Batılı, Arap ve Müslüman liderleri jeopolitik ve stratejik açıdan endişelendirmektedir.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Türkiye'nin bu durumuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin bu tutumu (Türkiye'nin, Arap ve İslam dünyasına yönelmesinin) ülkenin AB üyeliği önündeki engellerden kaynaklanıyor" dedi. Gates'e göre, Türkiye, Birliğe üye olduğunda yeniden Batı'nın kucağına dönecek.
ABD'ye göre, AK Partinin iktidarında ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki Türkiye'nin bu tutumu geçici siyasi heyecandan kaynaklanıyor ve bu durumun sepepleri ortadan kalkınca Türkiye eski ve normal hâline dönecek.
ABD'nin bu yaklaşımı mantıklı olabilir ancak bu durum AB'nin Türkiye'yi Birliğin içine almamasıyla çarpışıyor. AB, kültürel kimliği ve dinî farklığından dolayı Türkiye'yi Birliğe almıyor.
Türkiye yaklaşık 50 yıldır AB'nin kapısında bekliyor ancak girmesine izin verilmiyor. Diğer taraftan Polonya ve Bulgaristan gibi bazı ülkelerin Birliğe girmesi sadece birkaç gün sürdü. Niye? Çünkü yaklaşık 70 milyon Türk, Hristiyan değil; bu kadar basit.
AB liderleri uzun bir süre bu konuyu gizlediler ve sadece üstü kapalı olarak ima ettiler. Ancak son zamanlarda Avrupa liderleri bunu açık ve net bir şekilde ifadeye başladılar. Örnek: Fransa ve Almanya başbakanları.
İslama ve Müslümanlara bariz dinî ayrımcılık, Türk halkı içinde bir patlama yarattı ve orijinal kimliğini geri almaya itti. Türk halkının içindeki duyguları politik ortama taşıyan AK Parti, uluslararası arenada ve bölgede "Yeni bir Türkiye"nin doğuşunu gerçekleştiriyor.
Bu anlayışla Türkiye'nin bu adımı değişmeyecek sabit bir adımdır.