Emine Hanım’sız resepsiyon
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olarak köşkte düzenlediği ilk Cumhuriyet bayramı resepsiyonu; tahmin edildiği gibi kimi söylenti ve yorumlarla, kafalarda soru işaretleri bırakarak geride kaldı…
Resepsiyonda,kimi konularda günün anlam ve önemi ile örtüşmeyen, “sosyaliteye” , “modernliğe” ve “çağdaş düşünce” ye uzak görünen tutum, davranış ve ortaya konulan fotoğraflar, beklenildiği gibi kendini dikkat çekecek biçimde hissettirdi…
Cumhurbaşkanı’nın eşi Hayrünisa Gül’ün “türbanı” ve tesettürlü giyimi ile davette ev sahibi olarak yer alması…
25 – 30 dolayında bayanın davette türbanlı olarak bulunması…
Davete katılan kimi erkek davetlilerin Hayrünisa Gül’ün, kimi bayan davetlilerin de Abdullah Gül’ün elini sıkmaması…
Başbakan Erdoğan’ın Hayrünisa Gül’le tokalaşmaması…
Resepsiyonun dikkat çeken ve üzerinde merakla durulan konularıydı…
Yaygın basında ki bir gazetemiz, Cumhuriyet resepsiyonunda ki kamuoyuna yansıyan fotoğrafı kastederek;
“Affet bizi Atam” diye başlık atmış…
İş af dilemekle geçiştirilecek olsa, oldu bir kere ne yapalım diyelim ve üzerinde durmayalım… Ancak ortada “oldu bir kere…” denilecek bir durum yok ki…
Karşınızda süreklilik arz eden kaya gibi bir gerçek var!
“Affet bizi Atam…” şeklinde ki söz ve yaklaşımlar, şehitlerimiz için her defasında söylenilen ve inandırıcılığı olmayan “kanları yerde kalmayacak…” söz ve vaatleriyle eşdeğer olarak görülüyor…
Madem ortada affı gerektirecek bir durum var, peki bu “suçu” , “kabahati” kimler ve neden işledi? Ortada af dileyecek denli önemli bir rahatsızlık unsuru mevcut da; niçin böyle bir gerçek, sürekli olarak Ulu Önder Atatürk’ten af dilemeyi gerektirecek ölçüde, yaşamın daha doğrusu devlet yönetiminin içerisinde hâlâ keskin hatlarıyla yer almaya devam ediyor?.
Şu bir gerçek ki, mevcut durum, ortaya konulan icraatlar laikliğe darbe biçiminde değerlendiriliyorsa, ki öyledir, o halde olan olmuştur, bundan sonra, ortaya çıkıp, “şova” dayalı tutum, davranış ve sözlerin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Kimse boş yere bu yönde kahramanlık nutukları atmaya kalkmasın!
Konumuzu dönelim…
Başbakan’ın eşi Emine Erdoğan resepsiyona neden katılmadı?
Akla gelen kimi sorular şunlar?
· Emine Hanım, Hayrünisa Hanımın “Frist lady” liğini kaldıramadığı ve onun pozisyonunun yanında, statüko olarak ikinci sırada fotoğraf vermek istemediği için mi resepsiyona katılmadı?
· Başbakan Erdoğan, eşi türbanlı olduğundan ve bu zamana kadar, Cumhuriyet resepsiyonlarına bu nedenle katılmadığından, Emine Hanımın Gül’ün resepsiyonuna da katılmamasını mı istedi?
· Mağduru oynamak, halk indinde daha çok siyasi prim yapıyor görüşünde olduğu için mi Emine Erdoğan resepsiyona katılmadı?
· Tayip Erdoğan, Hayrünisa Gül’ün elini, Abdullah Gül’le aralarında bizim bilmediğimiz kimi gerginlikler yaşandı da, o nedenle mi sıkmadı?
X
Sözün özü;
Resepsiyona katılanların tamamına yakınının, hem ortama hem de birbirlerine “samimi”, “coşkulu” davranmadığı bir resmin ortaya çıktığı, ortamda yaşanan gizli gerginlik nedeniyle “bir bitse de kurtulsak…” türünden bir Cumhuriyet resepsiyonu geride kaldı…
Türban resmen Çankaya’ya girmiş oldu… Bunu herkes gördü. Artık türban Çankaya’da olur muydu, olmazıydı biçiminde yorumlar ve tartışmalar bitmiştir…
Peki… Türban Çankaya’ya çıkmış da, kıyamet mi koptu?
Onu bilemeyiz…
Ancak… Bu yönde ki gerginliğin özellikle kimi zamanlara münhasır olmak üzere kolay kolay bitmeyeceğini, Erdoğan ve Gül ile Emine Hanım ve Hayrünisa Hanım arasında ki şimdilik su yüzüne çıkartılmadan idare edilen “statüko”gerginliğinin, orta vade de dışarıya taşacak biçimde kendini göstermeyeceğini kimse iddia edemez…
Çünkü, Sayın Başbakan, kısa süre önce herkesin kabul edebileceği gibi kendi hakkı olan devletin en üst makamına seçilme hakkını, kendi takdiri ile yakın çalışma arkadaşına vermiş, Emine Hanım da “firs lady”lik benim hakkımdı” diye dayatmamış, kimsenin “hayır senin hakkın değildi…” diyemeyeceği bir statük pozisizyonunu Hayrünisa Gül adına feda etmiştir…
Böyle bir tablonun, orta ve uzun vadede, er ya da geç sorun çıkarmayacağını kimse iddia edemez… Bunun altını israrla çiziyoruz…
Bekleyip göreceği…
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com