ABDÜLKADİR SELVİ
YENİ ŞAFAK
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanlış bir yerden başlangıç yaptığını belirten Bakan Günay, "MHP'nin arkasına takılmakla başladı. CHP'nin eski söyleminin arkasına takılmakla başladı. Bunların çıkmaz bir yol olduğu görüldü. Hem sayın Bahçeli hem sayın Kılıçdaroğlu, 'evet' oylarının fazla çıkması halinde yeni bir iç tartışmayla karşı karşıya kalacaklar. Ondan korkuyorlar. Bu anayasa değişikliğinden korkmuyorlar" dedi. Anayasa'nın geçici 15. maddesinin 1982'den bu yana değil 61'den bu yana yürürlükte olduğunu hatırlatan Günay, "Türkiye 50 yıl sonra hukukundan bu ayıbı çıkarmaya anayasasından bu ayıbı çıkarmaya çalışıyor. Muhalefetin öyle bir tarzı var ki terör olduğu zaman iktidar suçlanıyor. Terör durduğu zaman da iktidar suçlanıyor. Yani Allah aşkına ne yapsın bu iktidar" diyerek muhalefetten yakındı.
Türkiye halk oylamasına sağlıklı bir zeminde mi gidiyor. Tartışmaları nasıl buluyorsunuz?
Muhalefet anayasa değişikliği oylamasını sinsi bir güvenoyuna çevirmeye çalıştı. Açıktan bir güvenoyuna çeviremiyorlar. Çünkü az ya da çok farkla evet çıkacağı konusunda saklanmaz bir kabulleri var. Fakat üslupları anayasa içeriğinden çok AK Parti'ye karşı. Anayasa değişikliğini AK Parti yaptığı için karşı çıktıklarını çok da saklamadan söylüyorlar. Bence bu hem muhalefet açısından hem de Türkiye demokrasisi açısından talihsiz bir tutum. Biz 30 yıldan bu yana darbe döneminde yapılmış bir anayasa ile yönetilmeye çalışıyoruz. Bu anayasa, AB istediği zaman veya başka uluslararası çevreler ve güçler istediği zaman uyum paketleri adı altında defalarca değiştirildi. Bu kez böyle bir dayatma olmadan parlamento eliyle millete götürerek anayasa değişikliği yapmak istiyoruz. İlk defa 1924'ten bu yana bu kapsamda milli irade eliyle bir anayasa yapılacak. Ama muhalefet eski bir siyaset anlayışını kullanmayı tercih etti. Yani iktidarın yaptığı her şeyi kötülemek her şeyi karalamak eski bir siyaset anlayışıdır.
İçeriğine girilmediği yönünde eleştiriler var.
Bir kere muhalefet sözcüleri, başta iki büyük partinin CHP ve MHP'nin sözcüleri bir takım sanal kavramlar, sanal iddialar üzerinden bu anayasa değişikliğinin Türkiye'yi böleceği, parçalayacağını savunuyor. CHP'liler bir çoğunluk diktatörlüğü getireceği sivil darbe niteliği taşıdığı gibi ağır bir takım iddialar üzerinde konuşuyorlar. Anayasa değişikliği metni ben gittiğim toplantılarda okuyorum. Buradaki maddelerden hangisine hayır diyorlarsa çıksınlar tartışalım diyorum. Sayın Başbakan da 'biz neye evet dediğimizi madde madde okuyoruz, bunlar neye hayır dediklerini söylesinler' dedi. Bence temel tartışma budur. Neye hayır dediklerini söylemiyorlar. Bir takım korkular yaratmaya çalışıyorlar.
YANLIŞ YERDEN BAŞLADI
Halk oylamasının sonucu siyaseti nasıl etkiler?
Şimdi muhalefet partilerinin birisinin genel başkanı eskimiş. Partisini barajın altında bıraktığında genel başkanlıktan ayrılacağını söylemişti. Fakat çeşitli siyaset oyunlarıyla ayrılmadı devam ediyor. Tekrar bir başarısızlık halinde onun içerde ciddi muhalefetle karşılaşacağı konusunda beklentiler var. Diğer taraftan CHP'nin genel başkanı bence yanlış bir yerden başladı. MHP'nin arkasına takılmakla başladı. CHP'nin eski söyleminin arkasına takılmakla başladı. Bunların çıkmaz bir yol olduğu görüldü. Eğer o politikalar halktan destek alsaydı sayın Baykal devam ediyor olurdu. Sayın Baykal'ı götüren hem o çirkin komplo ya da bir çirkin tuzaktır. Hem de ayrıca başarısızlık politikalarıdır. CHP'nin söylemi 12 Eylül anayasasının değişmesi yönündeydi. Şimdi sivil yargının sınırlarının genişletilmesi, askeri yargının sınırlarının daraltılması, darbecilerin yargılanamayacağına ilişkin hükümlerinin kaldırılması ya da bireysel başvuru hakkı getirilmesi yurttaşlarımıza. Ya da sicil fişlemelerinin kaldırılması. Bunlar CHP seçmeninin itirazsız evet diyeceği öneriler.
Beklentileri olan 'hayır'cı
Geçmişte liberal, sol, sosyal demokrat söylemdaşımız olan bazı arkadaşlar, bazı sivil toplum örgütü önderleri, CHP üzerinden siyasete girmek gibi bir beklentileri var. O yüzden CHP'nin genel merkezinin yanlış ama resmi söylemini ister istemez paylaşıyorlar. Kişisel beklentilerle sınırlı tamamen benim gördüğüm odur. Ama bu acıları yaşamış olan çevrelerde çok insan anayasa değişikliğine evet der. Örgütsel bağlılığı olmayan veya kişisel siyaset beklentisi CHP'den olmayanlar birer birer sanatçılarda görüyorsunuz, sivil toplum örgütlerinde görüyorsunuz, aydın kesimlerde görüyorsunuz. Çünkü aklı başında deyince birileri alınıyor derler ama hakikaten aklı başında bir bakış açısıyla oturup okuduğunuz zaman hayır diyeceğiniz yok ortada.
Daha katılımcı daha demokratik
Yargıyı siyasallaştırma gibi bir eleştri ile karşı karşıyasınız.
Hayır diyecek arkadaşlarımızın demeçlerini dikkatle okuyorum. Bir bilgi sahibi olmadan rahmetli Uğur Mumcu'nun söylediği gibi fikir sahibi olma çok yaygın. Yani yargı nerede siyasallaşıyor. HSYK'yı bugün Yargıtay seçiyor. Şimdi HSYK'nın üye sayısı artıyor. Yargıtay, Danıştay, Cumhurbaşkanı sınırlı sayıda üye seçiyor. Ve HSYK'ya Anadolu'daki birinci sınıfa ayrılmış hakim ve savcılar adli yargı ve idari yargı organları da 10 üye seçiyor. Anadolu'daki birinci sınıf idari ve adli yargı mensuplarının siyasallaşmayla ne ilgisi var. Bu konu anayasa mahkemesine gitti. Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun tabanının genişletilmesini daha katılımcı daha demokratik yöntem olduğunu yazdı kararında. Bu da çok önemli bir nokta. Bu karar bizim aleyhimize olsaydı, biz bu karara belki üzülecektik, itiraz edecektik ama uyacaktık. Peki bu karar anayasaya uygunluk kararı verdi. Muhalefet için itiraz edenler için bu hiçbir değer taşımıyor mu? Yani kendi gittikleri Anayasa Mahkemesi başvurusundan çıkmış bir karar var, neden saygı göstermiyorlar.
TAMAMI İÇİN TIKLAYIN