Dünya hali…
Mihnetler çukurunda bühtan sarmaşıkları; tutunsam başka türlü, bin türlü tutunmasam…
Bitmeyen suizan rüzgarlarından gıybet kasırgaları; önüne alıp katan, ne doğru, ne gerçek, ne merhamet, ne vicdan, ne hatır sayan…
Boş bulunulmuş gebeliklerden minnet tepecikleri…
O tepeciklerin zaman zaman dağ gibi gövde gösterisi; her ota boka, kibirin en karasıyla…
Ve içinde yüzlerce karanlık mağarası; havası az, insanı pişman eden, sövdüren, boğan…
Rahmet dokunuşlarına; niyet okuyuculuğu…
Muhabbet tarlalarına; nifak tohumculuğu…
Huzur sessizliklerine; korkak tamtamcılığı…
Erdemli suskunluklara; dilinde sözü, kalbinde gözü, aklında özü yok iftiraları…
Vefa sormalarına; çıkarcı lakırdıları…
İyi amel toplama gayretlerine; zahir kandırıkçısı bakışlı kem göz ayıpları…
İnsan olma uğraşlarına; ahir menfaatleri var yaftacılığı…
Oysa bakışlarımdan mana doğururum ben…
Sadece samimiyetle yaklaş sen…
Unutulmasın ki;
Bilmeyen melek bilene secde eder…
Dünya Hali bu, kimin kime secde ettiğini kim bilir, kim der…