Geçtiğimiz Pazar eşimin fen lisesinden arkadaşlarıyla kahvaltıya gittik. Çoğu neredeyse 20 yıldır birbirini görmemişti. Herkes artık meslek sahibi, aile sahibi olmuştu ve pek çoğu ailesiyle katılmıştı kahvaltıya. Konuşacak o kadar çok şeyleri vardı ki.. Laf lafı açtı ve söz döndü dolaştı lise yıllarında yatılı fen liselerindeki kahvaltıya geldi. Hayretler içerisinde dinledim anlattıklarını.
Çok zeki ve başarılı oldukları için ailelerinin yanından alınıp fen lisesinde eğitim verilmek üzere misafir edilen öğrenciler meğer ne günlerden geçmişler sessiz sedasız.. Kahvaltıda kimi gün 3-4 tane zeytin yanına çay, kimi gün de gülü olmayan gül reçelinin içinde bir parça margarin olurdu diye anlatmaya başladılar. Etrafta öyle kantin falan da yokmuş üstelik, bir kahvaltıya hasret seneleri geçmiş fen lisesinin sıralarında. Dahası da vardı diye anlattılar da anlattılar. Onlar anlattı ben sustum, onlar gülümsedi ben hüzünlendim. Önümde güzel bir kahvaltı vardı boğazıma takılan.. Şimdi herkes kocaman olmuş, gülümseyerek ama biraz da hüzünle anlatıyorlardı o günlerini. Hepsinin mesleklerini bir görseniz bilgisayar mühendisleri, doktorlar, istatistikçiler..
Sonra aklıma Cumartesi sabahı yapılan meşhur kahvaltı geldi.. Ve kulağımda adam olmaya çalıştığım çocukluk yıllarımdan bir melodi:
İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken
Elalemin namusuna yan gözle bakmaz iken
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Daha çatal bıçak kaşık icat edilmemişken
İsmail'e inen koç kurban edilmemişken
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Ağzı açık gözü toklar buyursunlar baş köşeye
Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye
Nefsine hakim olursan kurulursun tahtına
Çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına
Halat gibi bileğiyle yayla gibi yüreğiyle
Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler
Buyurun siz de buyurun
Buyurun dostlar buyurun
Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa
Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok..
silaonat@haberx.com