En Ulusalcı Tuncay...
Enine genişlemenin orantısızlığı bir gün patlatacaktı şüphesiz müfrit politik egosunu...
Nezakati kulak arkası sayan üslubu, eline yüzüne çamur olacaktı bir gün...
Ulus-u kocaya, millet-i mübareke sahibiyetin kimsenin tekelinde olmadığını kavrayacaktı bir gece vakti, onca zaman seslendiği mecrasını elinden kaydırırken bile isteye... ‘Benimsiniz, siz benimsiniz, size ancak ben iyi gelirim’ nidaları atarken, hiç samimiyet vermeyen kızgın suratıyla, devlet-i derinle iyi olmanın her şey demek olmadığını anlayacaktı, tam da o vakit...
Liderlikle, lidercilik oyunun; ‘Hamlet’le, ‘Recep İvedik’i arz ettiğini hayalleyebilecekti, her çıktığı meydanda bulduğu hazır sahnelerdeki gösterilerini hatırlayarak, en darlanmış haliyle...
Uğurlarının, bir lahza geldiğinde; yüzünden, dilinden, nutuklarından nasıl bir bir döküldüğünü, sözde halelerinin tümden yok olup gittiğini gözyaşları içinde öğrenecekti...
Selçuklu cumhuriyetinin sahibinin taburcu olduğu gece hem de...
Aşırı amaçsızlığının, klişe argümanlarının hatta argümansızlığının vurduğu boynunu önüne alıp dert yanacaktı, fedakar arkadaşlarının önünde... Gelecekti zinhar, geldi işte...
Lanizami siyaset duruşunun bedelini ödeyecekti... Ödedi işte; üslubu beyan ayniyle insandır sözüne nefes vererek...
Cumhuriyet mitinglerindeki kalabalığın onun kalabalığı olmadığını anlayacaktı...
Israrcılığındaki körlüğünün etrafına ziyanını anlayabilir bundan sonra umarım...
Türkan Saylan, ne diyecek acaba bu ani (!) kararın ardından, çok meraklanmaktayım...
Unakıtan’ın memurları, üzüldüler mi sefa sürememekten, birkaç günlüğüne de olsa Tanrı olamamaktan, meraklanmaktayım...
Nur Serter, alemin neresinden seslenecekte duymayacağız, koca cangılda, meraklanmaktayım...
Cumhuriyet Halk Partisi’nin sahibi, nasıl çıkardı gözden, meraklanmaktayım... Reklam paraları mı, Özkan’ın kendi sıfatımı sebep...
Adamcağıza biçilen yeni rol nedir, meraklanmaktayım...
Yalnızlığına mı yanacak bunca yıl sonra...