Erdal Sarızeybek’i dinlediniz mi?
Biz dinledik.
Konuğumuz olarak katıldığı bizim yönettiğimiz bir televizyon programımızda canlı yayında, tam bir buçuk saat süreyle, gözümüzü kırpmadan, dikkatle, içimiz yanarak, isyan ederek, kimi zaman da kahrederek dinledik… Biz sorduk o yanıtladı…
Programımızı Sarızeybek’in www.erdalsarizeybek.com sitesindeki “Şehitler ölmez vatan bölünmez” klibi ile açtık ve ayni kliple kapattık. Okurlarımız isterlerse siteye girip klibi dinleme olanakları var.
Sarızeybek albayın programda söylediği her cümlesi bir bomba kadar etkileyiciydi! Yıllarca terör bölgesinde yaşamış, yüzlerce Mehmetçiğimizin şehit oluşuna tanık olmuş, PKK denilen hain örgütün neler yaptığını bizzat yerinde yaşayarak görmüş ve içi vatan sevgisiyle dolu ancak yüreği yanık bir komutan.
Başarılarından ötürü TSK tarafından liyakat madalyasıyla ödüllendirilmiş alnı öpülecek bir emekli albay!
“İhaneti Gördüm” kitabı geçen ay piyasaya çıktı ve en çok satanlar listesinin ilk sıralarında yer alıyor. Kitap neden en çok satanlar arasında? Çünkü doğruları, gerçekleri dile getiriyor. Okur terör konusunda “vay canına!...” diyebileceği gerçeklerle karşılaşıyor…
İşte kitabın giriş kısmında anlatılanlardan kimi bölümler:
“…Doğruysa eğer iki yüz milyar dolar harcamışız son yirmi yılda terörle mücadele için.
Bu kanlı oyunda terörist dediklerimizden ölenlerin sayısı 30 bin. Giden canımız ise 35 bin…
30 yıldır sürüyor bu terör tam otuz yıldır.. Terör bizi vuruyor.
Her gün şehit oluyoruz. Böyle terör olmaz, inanın olmaz, bu terör değil bu bir oyun içi para dolu, siyaset dolu, ihanet dolu bir oyun.
Halkımızın çaresizliği, bizim sessizliğimiz, yönetenlerin gafleti üzerine kurulu bir oyun.
Senaryosu acı dolu, şehitlerimizin kanı, bizim kanımızla yazılmış. Oyuncuları sessiz, ağlıyor şehit törenlerinde. İsyana bile gücü yok.
Öcalan bize gülüyor. AB bize gülüyor.
Bu oyunu seyreden herkes kıs kıs gülüyor halimize, farkında bile değiliz. Canımız yanıyor, sesimiz çıkmıyor.
Canımız yakılıyor kimsenin ah dediği yok.
Oturmuşum bir köşeye, bizim olmayan bir kadere boyun eğiyoruz. Sessiz sessiz ağıt yakıyoruz.
Bir terörist yedi milyon dolan ediyor, milyonlarca canımız ise açlık sınırında yaşıyor, anlaması güç. Bize ne oldu?
Bu kitap terörün bir oyun olduğunu, içinde para olduğunu, ihanet olduğunu, yönetenlerin bunu bildiğini ama bilmezden ve görmezden geldiğini anlatır.
İçimizde bir feryat var, acı bir çığlık, haykırıyoruz ama aldırış ettikleri yok.
(…) Biz bilmiyor muyuz para kaynakları kesildiği ve arşivlerine el konulduğu zaman örgütün hareket edemeyeceğini.
Soralım o zaman; Öcalan 99’da teslim alındı; sorgulandı, peki hani örgütün kasası? Yok. Neden?
Korkuyorlar; biliyoruz ki bu kasa ortaya çıkarsa, kimin PKK’yı beslediği ortaya çıkacak. Ondan korkuyorlar, istemiyorlar ki bilinsin.
Peki hani PKK’nın arşivleri? Yok. Neden?
Biliyoruz ki bu arşivler ortaya çıkarsa, kimin PKK’lı olduğu ortaya çıkacak, ondan korkuyorlar, bunu da istemiyorlar ki bilinsin.
Kolay değil tabi. Otuz yıldır yaşayan bir örgüt bu; kimler gelmiş, kimler geçmiş, kimler PKK’ya destek vermiş, kimler siyasi işbirliği yapmış, kimler beslemiş, kimin kızı gitmiş örgüte, kimin oğlu, istemiyorlar tüm bunlar ortaya çıksın. İstemedikleri için zaten bitmiyor bu terör.
Sizin için yazdım bu kitabı gerçeği bilmeniz için….”
X
Emekli askerler, paşalar çıkıp televizyonlara konuşmasın, kitap yazmasın, yorumlar yapmasın, halkı aydınlatmasın, gerçeği tartışmasın…
Öyle mi? Nedenmiş acaba?
Bundan kim/kimler niçin rahatsız oluyorlarmış?
İşte Sarızeybek albayın 4 kitabı (Şemdinli’yi aşmak, Hesaplaşma, Ya Gazi Paşa duyarsa) ve son kitabı “ihaneti Gördüm” ortada! Yazdıkları, söyledikleri, iddiaları yalan mı, yanlış mı, uydurma mı?
Rahmetli İsmet İnönü’nün bilinen ünlü bir sözü vardır.
“Biz (Atatürk’le birlikte) askeri, sarı altından, beyaz baldırdan ve siyasetten uzak tutuk.”
Asker bugün, “sarı altın”, “”beyaz baldır” peşinde midir ki sussunlar, konuşmasınlar, yazmasınlar, yorumlamasınlar diye üzerine gidiliyor.
Asker siyasi rantların (oy kapmak için seçmene şirin gözükmelerin) peşinde midir ki, emekli paşaların, albayların, yarbayların, binbaşıların söylemlerinden, ortaya koyduğu gerçeklerden korkuluyor ve ürkülüyor…
Madem anayasamızda düşünce özgürlüğü var. Herkes düşündüklerini özgürce söyleme ve yayma hakkına sahip, o halde ortada söylenecek fazla bir söz yok…
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com