Özkök, Başbakan’a Hürriyet Manşetlerini göstererek Gazetesinin önemini vurgulamak durumunda olduğunu hissettiriyor.
Hürriyet, Özkök gelmeden de çok önemli bir gazeteydi, iyi bir gazetecilik okuluydu. Çok disiplinliydi. Ticari manşetler de atılırdı ama insanlara dokunurken daha ihsaflı bir ölçü kullanılırdı. Ben o gazetede beş yıl çalıştım.
Basın sermayesi gecekondu halkına ulaşmak için yeni mutfaklar üretti. Basitleşti.
Ancak giderek bu medya insanlarla oynamaya başladı. İnsanlar manşetlerde daha çok ilgi çekiyordu.
Özkök basına Ankaradan geldiği zaman bu ölçüyü bir sosyolog gibi gözeteceğini düşündük. Herşey daha bilgili ellerde zannettik. Hiç de öyle olmadı. Özkök sürekli manşetlerde, haberlerde vals yaptı. Dans etti. Yazarların geçmişini yok saydı. Elindeki ürün ile patronuna faydalı olmuş olabilir. Ama basın tarihinde ondan büyük harflerle bahis etmek zor olacak.
Belki patronu onun kitabını büyük harflerle yazar, ama biz basın çalışanlarının böyle duyguları olduğunu düşünmüyorum.
Özkök, Başbakan’a medyada onur dersi vermese daha iyi olur. Başbakan da bu manşetlerden son zamanlarda payını aldı.. Eğer bu onur olsaydı patronunu da daha iyi korurdu...
Hürriyet, Amiral gemisi olarak medyanın tümünün ahlakını da etkiledi. Halk Hürriyet’i almaya devam edecek. Çünkü o gazetede çok insanın emeği var ve büyük bir birikim var. Bunu Özkök bile bozamıyor..