Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 08:23
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

ERZİNCAN - ERZİNCAN BARO BAŞKANI AVUKAT CAN TEKİN’DEN, ADLİ YIL MESAJI
05.09.2010 11:34
ERZİNCAN (İHA) - 6 Eylül 2010 Pazartesi günü başlayacak olan adli yıl nedeniyle Erzincan Barosu Başkanı Avukat Can Tekin yazılı bir açıklama yaptı.
Tekin açıklamasında şunları söyledi:
“2010-2011 Adli Yılı beraberinde çözüm bekleyen sorunlarla gelmiştir. Toplum olarak, bireyler olarak, devlet olarak, hukuka inanmak; hukukçuya inanmak; kişisel tercih, eğilim ve felsefi yaklaşımlardan arınmış tarafsız bir bakışı yargıya egemen kılmak, daha yaşanır bir Türkiye için en önemli ve öncelikli görevdir. Çünkü yargı demokratik devletin olmazsa olmazı, insanların adalet aradığı yerdir.Ülkemizde olduğu gibi; kurumlar ve kavramlar özünden uzaklaştırılarak başka bir biçime sokulduğunda, ve onlara evrensel hukuk ilkelerinden demokratik teamüllerden farklı misyonlar yüklendiğinde, yaşanan gerçeklikle, gerçek gerçeklik arasında çatışma yaşanmakta ve hukuk ile toplum arasındaki uçurum artmaktadır. Yargı içinde savunma unsuru şeklen var olsa da, pasif, işlevsiz haldedir. Adliyeler; adına yaraşır şekilde devasa binalara kavuşmuş, fiziki şartları iyileştirilmiş kaliteli personel istihdam edilmiş ve ulusal yargı ağı projesine geçilerek teknoloji, bilgisayar, internet yoğun şekilde kullanılır hale gelmiştir. Ne gariptir ki; ne görülen davalar kısalmış ne vatandaş daha hızlı adalete erişmiştir. Yargıya işi düşüp mutlu ayrılmış insan, bir yargı kararından ötürü kendini mağdur hissetmeyen haksızlığa uğramış hissetmeyen insan neredeyse yoktur. Adil yargı, keyfi yargı, insan hakları, yasal güvence, gibi uygar dünyanın geride bıraktığı kavramları sürekli tartışıyoruz, 1960 da, 1980 de ve bu gün de tartışıyoruz. Davaların, mahkeme salonunun dört duvarı arasında kalmadığı, dünyanın gözleri ve kulakları önünde yer aldığı günümüzde yargının sınıfta kaldığını hukukun kaleleri, kahramanları olmadığını görüyoruz. Ve süreç göstermiştir ki, işkence kötü muamele ve insan hakları ihlalleri güçlendirilen hakim, savcı ve idare tarafından engellenememiş, iyileştirmelere rağmen polisin jandarmanın hukuka aykırı davranışları ön kabul ve bürokratik suskunluk perdesi arkasında gizlenmiştir. Sistemin dışına itilen, savunmanın, savunanın ikinci plana atıldığı bir yargı vardır. En son anayasalardan Angola anayasasında dahi avukatlık mesleği (madde 193) ve avukatlara ilişkin teminatlar (madde194) yargı bölümünde yer almaktayken; ülkemizde, yargı reform taslağında dahi savunma ve avukatın ismi anılmamıştır. Unutulmamalıdır ki şu anki yargı ile ortaçağ yargısı arasındaki tek farklılık bu gün savunma kurumunun olmasıdır, savunmayı zayıflattığınız ve çıkardığınız da, bu gün dahi engizisyon mahkemeleri hortlar. Bütün bunların arkasında Türkiye de yaşanmışlık NATO konsepti içinde şekillenen bir güvenlik yapısı, bu konsept çerçevesinde şekillenen bir siyaset, güvenlik ve yargı anlayışı vardır. Küreselleşme, bilgisayar ve haberleşme çağının yaşandığı dünyada, bu sürdürülebilir bir yapı değildir. Yargının artık siyasi güç alanlarının etkisi altında kalmayacağı bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Küreselleşme ve toplumda meydana gelen algı farklılıkları tartışmaların nirengi noktasını oluşturmaktadır. Kanun adamının hukuk ve adalet algısının özgürlüklerden ve insan haklarından yana değişmesi, yargının güce bağımlılıktan kurtulması, yargı içinde savunmanın işlevsel hale gelmesi gereklidir. Ama; maalesef çözüm noktasında olanların, yargının sorunlarını doğru teşhis etmediğini, etseler de ve çözüm önerilerin de isabetli tespitler yapamadığını görüyoruz. Avrupa birliği ilerleme raporlarındaki tavsiye kararlarında bu eksiklikler gözler önüne serilmekte çözüm yolları yazılı metinlere yansımaktadır. Anlaşılmaz şekilde meslek taassuplarıyla , bu tavsiye kararları görmezlikten gelinmekte; siyasiler tarafından yargı üzerinden yapılan eleştiri ve tartışmalarda dahi bunlar dile getirilmemektedir.Barolar; hazır tartışmaların kolaycılığına katılıp bu konuda gündem oluşturamamaktadırlar.Yargı erki ve yargı erki içindeki savunma ABD,İngiltere ve kıta Avrupa’sında olduğu gibi sistem olarak güçlendirilmelidir. Hukuk yargı çalışanlarının kişisel vicdanına kalmamalıdır. Uygar dünyanın uyguladığı ilerleme raporlarındaki tavsiye kararlarında, yıllardan beri ısrarla belirtilen hususları ve hukuku çıkmaza sokan yanlış uygulamaları çözüm üretilmesi umuduyla burada bir kez daha tekrar etmek istiyoruz. Hakimlik yaşı yükseltilmelidir. Hakimlik bir olgunluk mesleğidir olgunluk yaşı gerektiren bir meslektir. Dünyanın hiçbir yerinde ülkemizde olduğu gibi 22-23 yaşında hakim olunmamaktadır..Gelişmiş ülkelerde hakimliğe başlama yaşı en erken 35 tir.Hatta ABD de servis şoförü olabilmek için asgari 24 yaş sınırı aranmaktadır. Bırakın Avrupa ABD yi Kırgızistan da bile hakim olma yaşı en erken 30 dur.Bu ülkenin insanları Avrupa’daki yaşam kalitesini hak ettiği gibi yargı kalitesini de hak etmektedir.Reformun başlangıç noktası buradır. Savcılık kurumu, hakimlik kurumundan ayrı olarak düzenlenmelidir. Savcıların adliye dışında konumlandırılması, savcıların mahkemelerdeki mekansal üstünlüğüne son verilmesi, yıllardan beri ilerleme raporlarında söylenmektedir. En son raporda savcı ve hakimlerin yakın mesai ilişkilerinin adil yargılanma hakkını olumsuz etkilediği tekrarlanmıştır. Adli kolluk kurulmalıdır. Ülkemizde kolluk güçleri etkin bir şekilde denetlenmesi sağlanmalıdır. Yargıda ve kollukta keyfi tutum ve davranışla mücadele edilmeli. Hukuku uygulayanlarında hukuka bağlılıkları sağlanmalıdır. Savcıyla işbirliği yapan kolluk kuvvetleri güçlü etik hukuki değerlerle donatılmadıkça suçla mücadele mümkün değildir. Özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır. Tarihsel süreç içinde sıkıyönetim mahkemeleri kapatılmış yerini Devlet Güvenlik Mahkemelerine bırakmış bunların eleştirilmesi üzerine kapatılarak bir tabela ve isim değişikliğiyle Özel Yetkili Mahkemeler ihdas edilmiştir. Yargı faaliyetinin asli unsuru olan savunma güçlendirilmelidir. Hukuki garantilerin ve güvencelerin keyfilikten uzak olarak toplumda uygulanması savunma kurumunun güçlü olmasına bağlıdır. Onun için hukuk eğitiminin başından, meslek seçimi ve meslek içi eğitimiyle kesintisiz denetim gerekmektedir. Yapılan kamusal faaliyetin önemi bunu gerekli kılmaktadır. Ülkemiz sınavsız avukat olunabilen dünyanın iki ülkesinden biridir. Avukatlık sınavı gecikmeden konulmalıdır. Sayıları altmışı bulan hukuk fakülteleri yılda yaklaşık 7000 mezun vermektedir. Hukuk fakültelerinin kontrolsüz açılması sınırlandırılmalı, eğitim kaliteleri denetlenebilmelidir.Akademi eğitimi alındıktan sonra hakim savcı ve avukat olunmalıdır.Bağımsız tarafsız adil yargı demokrasinin temel hak ve özgürlüklerin insan onurunun güvencesidir.Sonuç olarak insan hukukun amacı ve temelidir Adalet düşüncesinin ülkelerin sürekliliğini sağlayan temel direklerden en önemlisi olduğunu, Adaletsizliğin ise ülkelerin yıkımına yol açabileceğini başta biz hukukçular olmak üzere hiç kimsenin bir an bile aklından çıkarmaması gerekir.Bu ilke ve değerlerin top yekün olarak hayata geçirilmesi için fert fert ve milletçe birlik ve beraberlik içerisinde çok çalışmamıza bağlıdır. Tüm bu duygu ve düşüncelerle yeni Adli Yılın, Adliyemize, Hakim ve Savcılarımıza, Avukatlarımıza, Adli Personelimize ve Erzincan’ımıza hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.”
(ERZ-AA-Y)
05.09.2010 11:30 TSİ
NNNN

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.