ESİN AFŞAR’DAN DA İSLAMLAŞMA UYARISI
“Ilımlı İslâm’ı ordu mu getirdi?” getirdi başlıklı köşe yazımıza, beklediğimiz, nereden, nasıl geleceğini çok iyi kestirdiğimiz, saldırı niteliğindeki yorumlar, bizi yanıltmadan ve gecikmeden birbiri ardından bolca geldi… Sefa geldiler hoş geldiler…
Her zaman yaptıkları gibi, yine yazımızdan ötürü; “Saygın bir sitede böylesi yazara nasıl yer verilebiliyor, sitenin yöneticileri buna nasıl müsaade ediyor…” türünde sözde tepki gösterdiklerini ortaya koyan, tamamen, “plânlı”, “taktiksel” ve tahrik edici yorumları sanıyoruz site’nin yönetimine de göndermişlerdir.
Site yönetimi; uyanık beyefendilerin (belki hanımefendilerin) taktiksel ve tahrik edeci yorumlarının etkisi altında kalacak, “vay canına, demek okur bu yazara tepki gösteriyor…” diye düşünecek ve sitede ki köşemizi kapatacak.
Sayın tahrikçiler de hedeflerine ve emellerine kolayca ulaşmış olacaklar.
İşlerine gelmeyen ama doğruları söyleyen “Atatürkçü, laik, Cumhuriyete gönül vermiş” bir yazarın eğer başarabilirse böylece “ipini çektirmiş” olacaklar, meydan da onlara kalacak… Yemezler!...
Biz düşüncelerimizi açık açık yazdık, görüşlerimizi söz konusu yazımızda net biçimde ortaya koyduk.
Biz de Müslüman’ız, ama yobaz, şeriatçı değiliz! İnançlıyız. Ancak, Anayasamız neyi emrediyorsa onu savunuyoruz! Sonuna değin (laikliği) savunmaya da devam edeceğiz! Dinin yeri ayrı, devlet işlerinin yeri ayrı!
Mesele bu kadar net…
Buna karşın, kimilerine göre madem yanlış, fanatik, abartılı düşünüyoruz ve yazıyoruz; - onlara göre İslâm’a ve Müslümanlığa karşıyız, sadece onlar gerçek dindar ve Allah’ın sevgili kulları (!) - öyleyse saygın bir ismin, din, ülke, toplumunun gidişatı konusunda yaptığı son açıklamalara kulak verelim ve sözü değerli sanatçı Esin Afşar’a bırakalım. Bakalım Sayın Afşar ne demiş, birlikte okuyalım.
Değerli sanatçının basına yansıyan “çarpıcı” açıklamalarını virgülüne dokunmadan aşağıda sizlerle paylaşıyoruz. Takdir sizlerin.
X
“Ünlü piyanist Fazıl Say “Türkiye hakkındaki rüyam öldü” demişti. Benzer bir çıkış da sanatçı Esin Afşar’dan geldi.
Dini inanışların ve bunlara dayalı uygulamaların son dönemde “insanların gözüne sokulurcasına” sergilenmesinden rahatsızlık duyduğunu ifade eden Afşar, içinde bulunduğu psikolojik durumu şöyle anlattı:
“Bağnaz uygulamalar son derece arttı. Kadınlara ayrı oteller, şimdi otoparkı duydum. Tam bir yobazlık. Küçücük çocukları türbanlara soktular. Bundan sonra her halde oruç tutmayanların başı derde girecek, restoranlar kapattırılacak. Dini insanın gözüne gözüne sokmanın âlemi yok. Gerçek dindar bunu gizli tutar.
Astronot gibiler
Türban takanlar ve kara çarşaf giyenlerde büyük bir artış var. Tiyatroya gidiyorum, oradalar. Bir de onlar ‘biz buradayız’ demek için anlasa da anlamasa da her yere geliyorlar. Denize bir giriyorlar, astronot gibi. Umacılar gibi... Devletin zirvesindeki isimlerin eşlerinin de türbanlı olmasından rahatsızlık duyuyorum. Türkiye’ye Müslüman ülkelerin liderlerinin eşleri geldi. Hangisi böyle? Hepsi tamamen açık.
İranlılar tedirgin
Tahran Operası’nın kurucusu benim hem şan hocam hem de dostum. Bunlar kocası ile birlikte kaçarak Türkiye’ye geldiler ve geldiklerinden beri huzursuzlar. ‘Böyle böyle başladı Esin’cim’ deyip duruyor. Şah döneminde taltif edilen bu kadın Humeyni gelince hapse atılmıştı. Şimdi burada da tedirginler. Pakistan’a dönmeyiz inşallah. Şimdi öyle bir korku var. Türkiye için en büyük tehlike Fethullah Gülen. Rahmetli Ecevit de ona çok ödün verdi. Toktamış Ateş gibi isimler bile onun elinden ödül aldı. Benim adım geçmiş, ‘Yok o almaz’ demiş. Biliyor demek. Atatürk’ün kemikleri sızlıyordur.
Haddini bilmez zavallı
FazIı Say’a çok fazla yüklenildi. Çocuk çok doğru bir şey söyledi. Aynı fikirdeyim. Ben yalnızca çekip gitmeyi kabul etmiyorum. Gitmek en kolay yol ama Fazıl bunu sinirle söylemiş olmalı. Çünkü ülkesini seven bir çocuk, bütün Anadolu’yu özveriyle dolaşıyor. Kim yaptı bugüne kadar? Osman Yağmurdereli sanatın ölçüsünün kaset satışları olduğunu düşünüyor. Pes yani, vah zavallı haddini bilmez. Amerika’ya gidiyorsun Fazıl Say diyorsun çıkarıp CD’sini veriyor. Yediği naneye bak, cahilin. Ölçü buysa, o zaman ben de çekim gideyim, beni de kimse dinlemiyor, benim kasetlerimin de sattığı falan yok.” - Akşam. (haber1.com 6 ocak 2008
X
Başka söze gerek var mı?
Son söz:
O halde, “ılımlı islâmı ordu mu getirdi?” başlıklı yazımızda önemle belirttiğimiz gibi, bir kez daha laik, demokrat, Atatürkçü kesimde ki “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” cılara sesleniyoruz:
“Köprüden önce son çıkış” a doğru gelirken, geri dönülmezliğin çaresizliğine düşmeden; saçlar başlar yolunmadan, “ah nasıl da anlamadık!” türü çırpınışlara girmeden;
AYMAK GEREKİR AYMAK!!!
BURHAN ÖZBEY
.