Milli Güvenlik dersi müfredattan kaldırılmış. Bunun ne kadar olumlu bir adım olduğu izahtan vareste... Evet, ama yetmez.
Daha kaldırılacak o kadar uygulama var ki, bilmem hangisini söylemeli. 1930’ların faşist dünya düzeninden miras kalan ve halen büyük bir vecd ile uygulanmaya devam edilen konular bir iki değil ki, onlarca… Ama hangisine dokunsanız bazı çevreler hemen kıyameti koparıyorlar.
Geçenlerde Ankara haricindeki 19 Mayıs kutlamalarının artık stadyumlarda baldır bacak gösterisi şeklinde kutlanmasına son verildiği açıklandığında da, Kemalistler sanki bir yerlerine raptiye batmışçasına havaya zıplamışlardı; “Artık bayramlarımızı da elimizden alıyorlar” diyerekten…
Oysa kimsenin bayramını elinden alan yoktu. Alt tarafı, Hitler Almanya’sında ve Mussolini İtalya’sında örneği görülen ve milletin kızlarına birer karış etek giydirerek gösteri yaptırmak şeklindeki kutlamalara son veriliyordu.
Evet, belki göz zevkine düşkün dinozorların hoşuna giden bir karar değil bu… Ama yapacak bir şey yok. 1930’ların faşist ceberut uygulamalarına 21. yüzyıl bilişim çağında devam etmek mümkün değil. Bu çağda sen kişisel zevklerini tatmin etmek uğruna, köhnemiş ideolojilerini ve onun ritüellerini artık insanlara dayatamazsın. Bunu 80 yıldır vahşi bir zevk duygusuyla yaptın. Ama yeter.
Bu arada Milli Eğitim Bakanı Sn. Ömer Dinçer’e de birkaç kelam etmeliyiz; “Sayın Bakan, bir şey yanlışsa her yerde yanlıştır. Başka vilayetlerde yanlış olan Ankara’da doğru olur mu? 19 Mayıs kutlamalarının Ankara’da aynen eskiden olduğu şekilde kutlanmaya devam edilecek olması çelişkidir. Çekingen ve kararsız atılacak adımlardan kimseye hayır gelmediğini geçmişte gördük. Kararlı ve tereddütsüz adımlar atmanız ve attığınız her adımda arkanızdaki milyonlarca oyun hakkını verme mesuliyeti içinde olmanız icap eder. Unutmayın, eğitim sistemindeki bu nevi ceberut uygulamaları tarihin çöp sepetine atmak, bu millete ödemek yükümlülüğünde olduğunuz bir borçtur. ”
Elbette atılan adımları küçümsemiyoruz. Lakin alınacak mesafenin büyüklüğüne baktığınızda henüz yolun başında olduğumuzu da kabul etmeli ve kesinlikle hatırdan çıkarmamalıyız.
Dünyada Türkiye’den başka örneği bulunmayan ve CHP’nin “altıokunun” bilindik kalıplarla çocuklara ezberlettirilmesinden başka bir fonksiyonu bulunmayan “İnkılâp Tarihi” dersleri de kaldırılmalıdır. Ne kadar CHP ilkelerini dayatırsan dayat millet CHP’yi benimsemiyor işte… Dahası ters tepiyor. 60 yıldır her seçimde hüsran… Onun yerine tabulardan, yasaklardan, yalanlardan, makyajlardan arınmış bir anlayışıyla tarih konusu ele alınmalı ve müfredat bu çerçevede tanzim edilmelidir.
Yine 12 Eylül darbesinin hediyesi olan ve çocuklara şimdiye kadar ne verdiği meçhul “Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi” dersine de son verilmelidir. “Ben bu derste şu dini bilgiyi öğrendim” diyen bir kişi çıkar mı acaba? Hiç sanmam… Bu ders, Müslümanların ağzına bir parmak bal çalmak için Kenan Evren tarafından uydurulmuş zarfı fiyakalı, fakat mazrufu bomboş bir derstir. Kaldırılmasında hiçbir sakınca yoktur.
Ancak yerine seçmeli din dersi ihdas edilmelidir. Çünkü hayat boşluk kabul etmez. Seçmeli olarak konulacak bu derslerde İslam Tarihi, Kuran, Hadis, fıkıh ve asgari ilmihal bilgileri öğretilmelidir. Müslüman halkın evladına ne idüğü belirsiz dersler yerine böyle muhtevası zengin dersler verilerek dinini diyanetini en güzel şekilde öğrenmesi temin edilmelidir. Seçmeli olduğu için istemeyenler zorla din bilgisi almak zorunda kalmazlar. İşin doğrusu budur.
Hayatımızdan kaldırılması gereken saçmalıklar o kadar çok ki… Birçoğunu artık kanıksamış olduğumuz için belki farkında bile değiliz. Mesela şu meşhur “Andımız”… Tam bir ırkçılık ve faşistlik abidesi bu metin okullarda halen her sabah çocuklara bağırttırılarak okutuluyor.
Ne kadar demode…
20. Yüzyılın baskıcı, dayatmacı, faşist anlayışından bugüne tevarüs eden tüm hastalıklı uygulamaların artık daha fazla gecikmeden tarihin çöplüğüne havale edilmesi icap ediyor.
Türkiye’nin bir yüzyılı daha kayıp hanesine yazma lüksü yok çünkü…