“Evet”le gelen küstahlık edepsizlik kabadayılık ve tehditler
Ne yazık ki referandumun “Evet”i; küstahlık, edepsizlik kabadayılık ve arsızlık getirdi… 12 Eylül referandumu toplumu belirgin biçim ikiye böldü…
“Evet” oylarının fazla çıkması, kültür altyapısı düşük, seviyesiz ve arızalı karakterlerde; terbiyesizlik, küstahlık, kabadayılık ve arsızlık patlaması yaptı…
İnterneti kullanarak, kimliklerini gizleyip, şerefsizce ve alçakça karşıt görüşlü kişilere, sitelere gönderdikleri yorumlarla saldıran, edepten ve terbiyeden yoksun insancıklar; tam kadro işbaşındalar…
Ne yazık ki saygın internet siteleri de, edep dışı gönderilen bu yorumlara sitelerinde yer vermek gibi büyük hatalara düşmekteler…
***
Referandum sonrası kimi insan artıkları; kendileri gibi düşünmeyenlere ve “hayır” oyu verenlere karşı arsızca ve hakaretamiz bir tutum içine girdiler… O günden bu yana, giderek artan bir saldırganlık içindeler…
Bunun belirgin ve somut örneklerini internetteki yazılarında ve yorumlarında görüyoruz…
Atatürk’e artık açıkça meydan okuyup her türlü hakaretleri yağdırıyorlar…
Müslümanlığı, kişisel çıkarlarına alet ederek, İslâm dışı tavır ve eylemler içerisine giriyorlar…
“Her şey yeniden başlayabilir” başlıklı yazımızın sonu şöyle bitmişti:
“Yazımızı Büyük Atatürk’ün bugün her şey bitti diyenlere, ibret olacak ölçüde anlamlı ve yüreklendirici sözleriyle noktalıyoruz
“Hayatımın hiçbir döneminde koşullar ne kadar kötü olsa da, asla ümitsizliğe ve kötümserliğe kapılmadım”
Atatürk Anıtkabir’den seslendi duydunuz mu asil Türk milleti?”
Yazımıza gelen yoruma bakın. Aynen yayınlıyoruz.
“MENZİOĞLU - 27.09.2010 10:39
Sayın yazar, yazınız ve bilgileriniz yüzeysel. Evet bu millet asil millettir. Ancak bu asil milletin içine sinmiş mayası bozukların kimler olduğunu anlayamamışsın. Uyan uyan ! Biraz gerilere bak Sebatay Sevi'ye ve onun yolundan giden SELANİK dönmelerine. Sonunda bu milletin başına geçti de bu milletin tüm değerlerini yer ile yeksan etti. Kimse bize artık seslenemez. Kuran seslenir Kur'an gözünü aç.”
Buyurun siz karar verin.
“Selanik dönmesi” diye suçladığı kim?
“Bu milletin başına geçti de bu milletin bütün değerlerini yer ile yeksan etti”
Yer ile yeksan etti diye suçladığı kim?
Kime saldırdığı belli değil mi? Küstahlığın derecesine bakın!
“Kimse bize artık seslenemez. Kuran seslenir Kur’an, gözünü aç.”
Bu cümlede ki “artık” sözcüğü hangi zamanlamayı kastediyor?
Tabi ki referandum sonrasını…
“Gözünü aç” tehdit ve uyarısı ne anlama geliyor?
“Gözünü açmazsan, sen ve senin gibilerin gözünü açacağız!” biçiminde ki nazikane (!) hatırlatmayı tabi…
Öyle ki militan bir şahsiyet, kısa süre önce ki yorumunda, bize söyleyeceğini söyledikten sonra cümlesini şöyle bitirmişti:
“Bir yerde karşılaşırsak vay haline!”
Görüyor musunuz!?
Azgınlığına, bir yerlere güvenerek yaptığı kabadayılığa bakın!
Bu vatandaş kimden cesaret alarak böyle efeliklere soyunuyor dersiniz?
Kim olduğunu ve nereden mail (yorum) gönderdiğini bilmediğimiz, bu arızalı şahsiyetle, onun istediği üzere bir yerde karşılaşmayı çok isterdik, ne yapacağını görmek için.
Ancak O günden sonra da çok korktuk, köşemize sinip, çekilip pes ettik(!)
Sevgili okurlar…
Bir odaktan çıktığı açıkça belli olan bu tür yorumların amaçları ortada…
Kendileri gibi düşünmeyenleri, Atatürk’ü, Cumhuriyet’i, laikliği ve demokrasiyi savunanları yıldırıp, meydanın kendilerine kalmasını sağlamak.
Ne için?
Dini sömürmek, din tüccarlığı yapmak, şeriatçı din yönetiminin oluşumuna katkı sağlamak, Atatürk devrimlerini yok etmek ve “dinci bir yönetimi” ülkenin başına getirmek için…
Sonuç…
Hiç kimse tek merkezden gelen, köprü altı ağızlı; atacağız, tutacağız tarzı yorumlara zerre kadar değer verdiğimizi ve şundan bundan ürkerek, korkarak onları gibi “sütre gerisine” sinip saklanacağımızı sanmasın!
Her şey yeniden başlayacak!
İspanya’yı Hıristiyanlara terk edip, arkasına bakmadan kaçan Endülüs Kralı Abdullah zatı muhteremin annesinin; oğluna söylediği gibi; Ulu önder Atatürk’ten miras bu ülkeye zamanında “erkekler gibi sahip çıkmayıp”, sonradan ülke elden gidince “karılar gibi ağlama” durumuna düşmemek için, yani ünlü söz “Basra harap olmadan önce …” akıllar başa toplanacak ve “kutsal kurtuluş mücadelesi” yeniden başlayacaktır!
Evet… Her şey yeniden başlayacak! Bundan kimsenin kuşkusu olmasın!
Yazımıza gelecek edepli, adaplı, seviyeli yorumlara, eleştirilere ve adam gibi insan olan değerli yorumcuların düşüncelerine, görüşlerine, her zaman saygı duyacağımızı, zaten bundan öncede duymakta olduğumuzu; köprü altı ağızlı, rezil, seviyesiz, klozet ağızlı yorumlara gülüp geçeceğimizi önemle ve altını çizerek belirtmek isteriz…
Son söz:
Ne demişti Ulu Önder Atatürk, bir kez daha anımsatalım:
“Hayatımın hiçbir döneminde koşullar ne kadar kötü olsa da, asla ümitsizliğe ve kötümserliğe kapılmadım.”
Not:
Endülüs Kralı Abdullah’ın İspanya elden gidince oğlu yenik kralın patika yolda yürürken ağlamasını gören annesinin söylediği ve tarihe mal olan “karılar gibi ağlamak” sözü, kralın annesinin söylediği söz olduğu için aynen kullanılmıştır.
Kadınlarımızın, ne kadar yürekli, saygın, çoğu zaman erkeklerin önüne geçen fedarkârlık ve azim örnekleri olduklarını, bilen takdir eden bir kişiyiz… Kurtuluş Savaşı’nın Nene Hatunlarının torunları olarak; her zaman doğru yol yolda giden günümüz kadınlarına, annelerimize içtenlikle saygı duyan bir kişiyiz… Bazı erkek geçinenler, ,günümüzde keşke kadınlarımız kadar yürekli olabilselerdi!..
BURHAN ÖZBEY