SİYASETE % 50 SORULAR
M.Ali Birand’In artık ezberlediğimiz, reyting amaçlı gündem yaratmaya dair son başarısını görünce, bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Yılın son 32.gün programında yine bombayı patlatmış. Konukları ile birlikte tartışıp, bir liste oluşturmuş. Türkiye’nin en etkili ilk 5 kişi sıralaması.
Biranda göre bu sıralama şöyle;
1. Recep Tayyip Erdoğan
2. Abdullah Gül
3. Fethullah Gülen
4. Bülent Arınç
5. Abdullah Öcalan
Birand’ın tespit ettiği isimleri tartışmayacağım. Ama sıralamaya itirazım var. Sıralama konusunda feci çuvallamış Birand.
Ya da o bildiğimiz meşhur “aman diyim” kaygısı ile yapmış sıralamayı. Her neyse ben arkadan konuşmayı bırakıp kendi tezimi anlatayım sizlere.
Benim tezime göre, bu listenin ilk sırasında tartışmasız Fethullah Gülen ve kendi tabirine göre “gönüllüler hareketi” vardır.
Beni iyi kötü takip edenlerin, içlerinden geçirdikleri ilk şeyin “eyvah Cuma’yı da kaptırdık Fethullah Hocaya” diyeceklerinden de neredeyse, ayrı eminim.
Ama eğri oturup, doğru konuşmakta ki inatçılığımı da hesaba katmalıdır, beni tanıyanlar.
Bir kere, herhangi bir konuda sıralama yapacaksanız, kriterleri göz önünde bulunduracaksınız. Ve hatta Fethullah Gülen’i bir sıralama içerisinde bulunduracaksanız, daha da çok kriteri, dikkate almak zorundasınız.
Bunu google efendiye, "Fethullah Gülen" yazıp, entere basarakta anlayabilirsiniz.
Ama ben, bu çok sayıda kriteri dikkate alıp, meramımı anlatmak uğruna, mecbur kalıp sayfalar dolusu kitap yazmak falan niyetinde değilim.
Hafazanallah, Nedim Şener ile Ahmet Şık hakime dert yanmışlar, “Mahkemeye gidip gelirken, kumanya bile vermiyorlar, kuru ekmek yiyoruz” diye.
Şakası bir yana, korkumdan falan değil. Fethullah Gülen o kadar gündemde ki yıllardır, Mehmet Ali Birand’ın sıralamasını görünce, yüksek sesle güldüm. “Hadi be “dedim birde. Fethullah Gülen'i çok araştırmış, çok takip eden birisi olarak.
Başka bir ara demiştim ya, Birand hakkında. “Tarafının yüzüne, tarafsızlık takmanın”ustasıdır, cilalı köşelerin, duayeni Birand.
Yoksa oda biliyor, ilk sırada kim var Türkiye’de.
Peki Fethullah Gülen neden birinci sırada olmalıdır sorusuna bakalım?
En başında marka çok önemlidir.
Marka
Bir topluma etkili olma konusunda sıralama yaparken etki sahibinin araçlarından çok toplumda algılanmasına bakmak gerekmektedir. Burada markanız, logonuz çok önemlidir.
Neden derseniz, sadece “ toplumun algısı” güçlü olma araçlarını, etkili olacak kişiye verebilir. Bu gücü sürdürebilmek te aynı algıya bağlıdır. Toplumun %50 si, yaklaşık 10 yıldır Tayyip Erdoğan’ı güvenilir, doğru ve açık algılamış ve devlet aracını eline vermiştir.
Lakin, Fethullah Gülen’in mesajlarında bir hedef belirtmeden söylediği gibi ,Erdoğan’ın %50 tarafından güvenilen açıklığı ve doğruluğu algısının tamamı, kendisinden menkul değildir.
Emanet algıyla devlet gücü elindedir. Üstelik bu devlet gücünü, iddialara göre, elinde ki asa ile bütünüyle kontrol edememektedir. (Okuyunuz bu gün ki Ahmet Altan yazısını)
Ve hiç itiraz edilemeyecek bir gerçek vardır.
Oda Fethullah Gülen'in neredeyse 30 yıldır toplumun üzerinde ki kendi güven algısını, iktidarlara kiraya vererek, etkinlik aracında söz sahibi olmasıdır.
Kanıt mı istiyorsunuz? Sorarım, 30 yıldır, devlet ricalinde seçim kazanıp iktidar olan ve “Okyanus Ötesine”, teşekkür etmeyen bir başbakan var mı?
Peki, neyedir bu teşekkürler. Fethullah Gülen markasına.
Etkili fotoğrafında, başka bir olmasa, olmaz faktör ise, duruşta ki istikrar yani sürekliliktir. Bu kanıtımıza da bir bakalım
Süreklilik
Etkinlikte “marka yaratmanın” tek yolu, etki sahibinin süreci dengeli politikalar ile sürdürmesidir. Tıpkı insan canlı organizması gibi, sosyal algının da genetik kalıtımı vardır.
Bu kalıtım gerçeğini iyi değerlendirmek, markanızın duruşunda dengesizlikler yapmamanız gerekmektedir.
Yani iyi düşüneceksiniz, düşüncelerinizi iyi anlatacaksınız ve bunun arkasında duracaksınız. İnişleriniz çıkışlarınız olmayacak. (buraya gelecek yazılarımızda sorularımız ile dönceğiz)
Bu konuda da Fethullah Gülen’in neredeyse 40 yıldır süren duruşu ve söylemleri, toplumsal algı üzerinde etkili olmuş ve her geçen gün markası büyümüş gelişmiştir.
Bunun kanıtını vermeye gerek bile görmüyorum. Her şey gün gibi apaçık ortadadır.
Ayrıca, sıralamaya girmek sorun olmasa bile orada en üstte kalmanın, başka bir gereği, yalpa yapmamaktır. Dengeyi tutmak, gözetmek zorundasınızdır.
Denge
Markanızı yarattınız, ya da başka marka algılarının güven sermayesini birleştirdiniz. Asayı ele alabilmek için, toplam toplumsal algının, çoğunluğuna mazhar olmanız gerekir.
Uzun geçmişe dönmeye gerek yok. Son 10 yıldır başbakan Erdoğan’a bu asayı veren toplumsal algı en son %50 dolaylarında gerçekleşti.
Ancak toplumsal algının kısa dönem hafızası, tıpkı betonun priz süresi gibi 20 gündür. (1 gün eksik)
Bu özellik, asa sahiplerine bir avantaj gibi görünse de uzun dönemde, genetik hafıza ortaya çıkar ve dengeler akıl almaz bir şekilde değişir.
İşte bu yüzden, toplumun bir zamanlar öne çıkarıp, bağrına bastığı, heykellerini diktiği, hatta her fani gibi ölüp gittiğinde ,koro halinde ağıtlar yaktığı asa sahipleri, bir süre sonra aynı toplumun genetik hafızasının mahkum olurlar. ( Örnek bile vermiyorum ama Kaddafi’nin eceliyle ölmesini bile beklemediler)
Bu yüzden etki sıralaması yaparken, asa sahiplerinin duruşlarında ki denge göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç
Toplum da etkili olma sırasının, en başına çıkmak ve orada kalabilmenin kavramları bunlardır.
Sayısız alt başlıkları olan bu üç kavramın, “ olmasa, olmaz” ölçütleri ile kurulmuş politikalara sahip olma gereğini de ekleyebiliriz ahkamımıza.
Bu sonuçta ise, Fethullah Gülen’in, Birand’ın listesinde birinci sırada olması gerekmektedir.
Birand, sıralamayı yaparken başbakan Erdoğan’a devlet aracının gücünü eklemiştir ki bu tamamen yanlıştır.
Devlet toplumsal algının üzerinde bir etki aracı olsaydı, örnek verdiğimiz Kaddafi, Mubarek hatta Stalin örnekleri olmazdı dünyamızda. Bu örnekleri işe tarihide katarak sürdürüp gitmek olasıdır.
Zaten başbakanın kendisi bu gerçeği sürekli tekrarlamaktadır. Daha dün ifade etti. “Devlet değil millet.”
İşte anlatmaya çalıştığım bu tezimin gereği, reyting bülbülü Birand’ın, “Türkiye’nin en etkili sıralamasını derhal yeniden yapması gerekmektedir.
Ayrıca çok vahim bir başka hatası da vardır Birand’ın. Abdullah Öcalan’ı sıralamanın sonuna koymakla başka bir cinlik yapmıştır.
Topluma, sona koydum diye aşağılama mesajları yollarken, sıraya koyup, çok sevgili terör örgütüne de, hala düşüncem değişmedi selamları yollamaktadır.
Oysa günümüzde ve tarihte değişmez gerçek şudur.“Seyirciler kuklaları alkışlar ama bilet paralarını ipi elinde tutanlar toplar.”
Bu tez ve değerlendirme burada bitmiyor.
Hep asayı veren %50 den söz ettik. Onların, toplumsal akıllarından, hafızalarından ve genetiğinden.
Oysa bu sonucu almak isteyen herkes için çok önemli olan bir öteki % 50 var. Asa sahiplerinin ve destekçilerinin, asla gözden çıkaramayacağı. Asa sahiplerine muhalefet edenleri belirleyen bu %50, sanıldığı kadar önemsiz "ötekiler" değildir hiçbir zaman.
Bu öteki % 50 lerin sesleri her geçen gün yükselmekte.
Toplumsal aklın hafızasına, her gün bir çentik daha atılmakta. Acılar birikmekte, kan dökülmekte, suni yaralar kaşınmakta. İşin vahim tarafı ise bu acıları yaşatanlar kimler, hiç kimse bilmemekte.
Destekleyen %50 nin kafası karışmakta, ötekilerin ise hırsları keskinleşmektedir.
%100 parçalanmış durumda. Neredeyse dalacak birbirlerine bu insanlar.
Bilinmezlikler, öfkeye tavan yaptırtmakta. % 50 hangi tarafta olursa olsun, güvenleri aşınmakta.
Toplumsal barışa, demokrasiye, özgürlük ve bağımsızlığa giden yol ise, asa sahipleri ya da ortaklarının, sorumluluklarını üstlenerek, bilinmezleri ve yarattığı karanlığı, tüm gerçekleri ortaya koyarak %100 ü aydınlatmalarıdır.
Bu durumda devletin başındakiler başta olmak üzere, doğru yoldayım diyerek destek verenler , %50 ye hesap vermek zorundadırlar. Öteki % 50 yi doğru yola kazanmanın başka çaresi de yoktur.
Bu bir yazı dizisidir.
Gelecek yazımızda ötekileştirilmiş %50 nin asa sahiplerine ve destek olanlara sorularını, açıklamaları ve belgeleri ile soracağız.
Her biri kendi koltuk ve malikânelerinde, danışman gözü ve kulağı ile devlet yönetenler, ona destek verenler, çarşıdan, pazardan, kahveden, sokaktan haberi olmayan ahkâmca yazarlar, bu sorulara yanıt vermelidirler.
%50 nin ilk sorusu çok basittir.
Ey ülkeyi çekip çevirenler, her şey yolunda diyorsunuz. Peki öyleyse % 85 imiz neden mutsuz?
Gelecek yazıda sorularda buluşmak üzere..
Cuma Hikmet
cumahikmet@hotmail.com