BERLİN, 07/09(BYE)--- Tirajı günde 100 bin 708 olan liberal eğilimli Financial Times Deutschland gazetesinin 7 Eylül 2010 tarihli sayısında, Markus Bernath imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yazının çevirisi şöyledir:
--CHP Lideri, Erdoğan Hükûmetinin Planlarına Karşı Çıkıyor ve Taraftar Kitlesini Artırmaya Çalışıyor--
Son 1 ay içerisinde ana muhalefet partisi CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun her gün ülkenin bir veya iki şehrini ziyaret ettiği biliniyor.
CHP, muhafazakâr-İslami eğilimli Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükûmetine karşı çıkıyor. 12 Eylül tarihinde ülkede anayasa değişikliğine ilişkin bir referandum yapılacak. Hükûmet ordunun gücünü azaltmayı hedeflediğini söylerken muhalefet, iktidar partisi AK Partinin kendi etkisini artırmaya çalıştığından söz ediyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, meydanlarda Başbakan Erdoğan'dan söz ederken çoğu kez kendisine Recep olarak sesleniyor ve adeta bir sultan gibi davrandığını belirtiyor. CHP lideri Başbakana, "erkeksen gel televizyona çıkalım" şeklinde sesleniyor.
Muhtemelen CHP lideri Kılıçdaroğlu da böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceğini biliyor olsa gerek. Başbakan Erdoğan karizmasına ve hitabet gücüne güveniyor. Kılıçdaroğlu ise Türkiye'nin "Gandisi" olarak nitelendiriliyor. 61 yaşındaki CHP liderinin geçmişi temiz fakat Türk siyaseti ve halkı lider niteliklerine sahip siyasetçiler görmek istiyor.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu son günlerde ülkenin güneydoğusunu ziyaret etti ve halkın hayır oyu vermesi için çağrıda bulundu. Anayasa reformunun sadece zenginlerin işine yarayacağını iddia eden Kılıçdaroğlu, kendisinin iktidara geldiğinde herkesin "hür ve eşit olması" için çaba sarf edeceğini söylüyor.
Kılıçdaroğlu'nun anayasa değişikliğine sağcı MHP ve Kürtlerin partisi BDP ile karşı çıkması Türkiye'deki siyasetin tuhaflığını gösteriyor. Zira, CHP 1980 yılındaki darbeden büyük ölçüde etkilenen partilerden birisidir ve o dönem CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit tutuklanmıştı. Hâlihazırda yürürlükte olan anayasanın 1982 yılında generallerin baskıları neticesinde hazırlandığı biliniyor. Bu generallerin baskısının anayasa reformuyla sonlandırılması öngörülüyor. Anayasa değişikliği neticesinde üst düzey subayların artık sivil mahkemelerde yargılanmaları söz konusu olacak ve askerî mahkemelerin yetkileri ve yüksek mahkemelere ordunun etkisi kısıtlanacak.
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun anayasa değişikliğine karşı çıkmasının rasyonel nedenleri de mevcuttur. Ülkenin iki büyük mahkemesinin hâkim üyelerinin sayılarının artırılması ve bu şekilde iktidar partisi AK Partinin etkili kılınması öngörülüyor. Zira, AK Parti meclisteki çoğunluğu sayesinde hâkim atamalarında belirleyici olabilecektir.
Kılıçdaroğlu söz konusu reform girişimini engelleyebilecek gibi gözükmüyor. Referandumda evet oylarının sadece kıl payı fazla çıkması bile Kılıçdaroğlu açısından bir başarı sayılabilecektir. Maliye Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumunda uzun yıllar görev yapan Kılıçdaroğlu, CHP'ye yeni bir hareketlilik getirmeye çalışıyor. Kendisi, üniversitelerde geçerli olan başörtüsü yasağını hafifletmeyi ve Kürt PKK savaşçılarına genel af getirmeyi düşündüğünü söylüyor.
İktidar partisi AK Partili bir siyasetçi, "Kılıçdaroğlu siyaseti yurt çapında yapması gerektiğini kavradı. CHP seçim kampanyalarının Ankara'dan yürütülemeyeceğinin farkına vardı." ifadesinde bulunuyor.