ANKARA, 14/07(BYE)--- İsviçre'de yayımlanan haftalık Finanz und Wirtschaft ekonomi gazetesinin 14 Temmuz 2010 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yer alan haberin çevirisi şöyledir:
Viyana Uluslararası Ekonomik Kıyaslamalar Enstitüsü (WIIW), iç talepteki ciddi artıştan ötürü Türk ekonomisinin 2010'da yüzde 6,3 oranında büyüyeceğini öngörüyor. Boğazlar ülkesinin böylelikle Orta ve Doğu Avrupa'nın zirvesine oturacağı bekleniyor. Daha da iyimser bir görüşü Goldman Sachs ortaya koyuyor. ABD'li banka yüzde 7,2'lik bir real artış tahmininde bulunuyor. Bu tahmin temelsiz sayılmaz, zira Türk ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde yakaladığı yüzde 11,7'lik büyümeyle Çin'i yakalamış görünüyor. Sanayi üretimi, Nisan ayındaki yüzde 17'lik artıştan sonra Mayıs ayında da önceki yıla oranla yüzde 15,5 artış kaydetti.
--Güçlü Bankalar--
"Ekonomideki mucizeden" sanayinin yanı sıra, ekonomik krizi büyük ölçüde zarar görmeden atlatabilen bankaların koruduğu güçlü pozisyon sorumlu görülüyor. Çoğu kuruluş 2009'u karla kapattı. Bilhassa 15 Türk bankasının dünyanın en büyük 1.000 banka listesine girmesinden gurur duyuluyor. Enflasyon, düşük seyreden gıda fiyatları sebebiyle geriliyor. Yıllık enflasyon yüzde 8,4 ile hala fazla yüksek seviyede gerçekleşiyor olsa bile Merkez Bankası, esnek kur rejimi nedeniyle de enflasyonu kontrol altında tutma konusunda iyimser. Hükûmet büyük planlar yapıyor ve ülkenin 2023 yılına kadar dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmesini istiyor. Bu hedefe ulaşmak için yıllık ortalama yüzde 8,2'lik büyüme rakamları yakalanması gerekiyor.
Türkiye'nin ekonomideki başarısı kendisini yeni siyasal yaklaşımında da gösteriyor. Bir yandan ülkenin eski ordu bağımlılığıyla mücadele edilirken, öte yandan İsrail'le son zamanlarda yaşanan gerilimler sayesinde Akdeniz komşularıyla hafif yakınlaşmalara imkân bulunuyor. Orada Türk yatırımcılar hoş karşılanıyor. Ayrıca Kafkaslardan Kazakistan'a değin daha güçlü ekonomik ve siyasal çıkarlar kollanıyor.
--Ülkenin Para Birimi Kendi Yolunda İlerliyor--
Bu arada Ankara'nın o kadar zamandır arzuladığı AB katılım konusunun ise bu koşullar altında artık siyasal ajandanın ilk sırasından inmişe benziyor. Lira'nın Avro'dan sıyrılması da siyasal mesaj olarak algılanmalı.
Tüm bunlar yabancı yatırımcı ilgisinin artarak Türk borsasına yönelmesine neden oluyor. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası İMKB Mart 2009'dan bu yana yaklaşık yüzde 150 değer kazandı. Gelişmeler, olumlu havanın devamına işaret etse bile topun geri tepebileceği riskleri de artmıyor değil. Yine de uzun vadede Türkiye'ye angaje olmanın çekiciliğini koruduğu görülür. Yatırımcı, bu gelişen piyasa şartlarında –mesela beş yıldır Türk piyasasında olan ve özellikle orta büyüklükteki sermayedar hisselerine odaklanan HSBC GIF Türkiye Equity AC gibi- çeşitli fonlar edinebilir. Ağırlık finans sektörü hisselerinde.
Jyske Invest Turkish Equities fonu (Jyske Türkiye Yatırımları Özsermayesi)da beş yıldır Türk piyasasında. Jyske de ağırlıklı olarak banka hisselerine –İMKB'deki en değerli ilk 10 fon toplam menkul kıymetlerin yüzde 60'ını teşkil ediyor- yoğunlaşıyor. Sanayi sektörü hisseleri ise toplam 27 sektörlü İMKB içerisinde ikinci büyük kazanç kaynağını oluşturuyor.
Parvest Turkey C fonunda diğerlerine oranla dikkat çeken ise, saydığımız üç fon arasında tüketim malları hisseleri konusunda en yüksek paya sahip olduğu ve toplamda oldukça dengeli bir fon dağılımı seçeneği sunduğudur.