Finlandiya, dünyanın fert başına milli geliri en yüksek olan ülkeleri arasında yer alıyor… Ama insanlar ülkelerinde pek mutlu değiller… Boşanma ve depresyon giderek artıyor. İntiharlar sık karşılaşılan olaylardan sayılıyor… Ahlaki açıdan sapkınlıklara, refah düzeyi yüksek olan milletlerde daha fazla rastlanıyor…
Önce basında çıkan haberi okuyalım:
“Finlandiya hükümeti, çalışanlarının daha mutlu olması için "aşk izni"ni yürürlüğe koyuyor. Sosyal Demokrat milletvekili Tommy Tabermann’ın hazırladığı öneriye göre, çalışanlar ilişkilerinin daha iyiye gitmesi için bir aylık tatile çıkabilecekler. Yıllık izinden ayrı sayılacak tatil sayesinde, çiftler birbirlerine daha fazla vakit ayırabilecek. Meclisten geçmesine kesin gözüyle bakılan tasarının amacı, ülkede giderek artan boşanma ve depresyonun önüne geçebilmek. Yapılan bir araştırmaya göre çalışanlar, maaşlarına zam yerine sevdikleriyle tatile gitme haklarının genişletilmesini istiyor.” (Sabah)
Peki bu insanlar, gelir düzeyleri yüksek, yaşamsal açıdan bugünleri ve gelecekleri garanti altında alınmış olmasına karşın, neden dünyaya güler yüzle bakamıyorlar? Esrar, eroin, kokain gibi her türlü uyuşturucuya bağımlılık, çeşitli cinsel sapkınlıklar, bu ülkelerde neden ürkütecek ölçüde çok fazla? Her şeye karşı doygunluk, manevi değerlerden uzaklaşma, inanç eksikliği sonunda böyle tablolar yaratabiliyor…Demek ki insanoğlu için fazla refahta, gelir açısından dibe vurmuş perişanlık kadar “mahvedici!”
FERT BAŞINA MİLLİ GELİRİMİZ BİR GECEDE “ BİN DOLAR ARTTI
Gelelim bizim ülkemize… Fert başına milli gelirimiz yeni hesaplama yöntem ve oyunlarıyla bir gecede 2 bin Dolar arttı. Helal olsun ne başarı değil mi? Vatandaşın gerçek gelirinde gram kadar bir artış, yaşam standardında en küçük düzelme yok ama masa başında fert başına milli gelirimiz artıyor…
Peşin peşin söyleyelim… Ekonomi böylesine kötü ve baş aşağıya gitmeye devam ederse, ki gideceği de açıkça belli ve ortada. Öyle yeni hesaplamalarla, ülkede gözle görülür somut üretim ve istihdam artışları yaratmadan, milli geliri fazla gösterme oyun ve cinliklerine bundan böyle kimse kolay kolay pabuç bırakmaz! Herkes önce kendi cebine bakar. Tabi şişkin kömür çuvalları, dolgun fasulye. Pirinç, mercimek vs paketleri düzenli olarak evlerine gidenler hariç!...
Hiçbir şeyin yokken, alırsın baban sayesinde bir “gemi” ya da kurarsın yine babanın forsuyla bir fabrika, işte ona denir, “babayani” gelir artışı, ya da köşeyi dönme diye!... Bak bakalım o zaman “kişisel fert başına milli gelirin” nasıl artıyormuş görürüsün!
Bir başka yol… Girersin bir belediyenin “sudan” bir ihalesine, olursun aracı filan… Yaparsın belediye başkanının 7,5 milyon dolarlık gönlünü(!). Cukkalarsın 5 milyon dolar rüşveti, pardon aracılık parasını… İşte o zaman “fert başına kişisel milli gelirin” nasıl tavan yapmış, görürsün “gözlerin patlarcasına!” Vatandaşın fert başına milli geliri mi ne olacak dediniz? Geçiniz onu bi kalem!… Vatandaş da kim oluyormuş!
KREDİ KARTI BORÇLARI İNTİHARA GÖTÜRÜYOR
Finlandiya’da “aşk”, Türkiye “aş” derdi var. Orada insanlar aşka vakit bulamıyorlar, bundan ötürü parlamentoları çalışanlara yasayla bir aylık aşk izni çıkarıyor. Ülkemizdeki 20 milyon insan ise yıllardır aş, iş sıkıntısı içerisinde… Finlilerin paraları var ama aşka zamanları yok ondan ötürü çocuk yapmıyorlar… Bizimkilerse kendilerine “ha babam de babam” diye uyarılar gelse de, aşsızlıktan, gıdasızlıktan, fersizlikten çocuk yapacak takatları kalmamış durumda… Ülkenin 4 çocuklu Başbakanı, nüfusunun yarısı “tam anlamıyla” geçim sıkıntısından perişan durumda ki halkını uyarıyor; “en az üç çocuk…” ha gayret diye… Biz de diyoruz ki; bu asgari ücretle ve memur maaşı ile mi? Siftah yapamayan küçük esnafla mı? Ürünü para etmeyen çiftçiyle mi?
Bugün ki yazımızı konuyla ilgili bir temel fıkrasıyla noktalayalım:
Temel çok çocuktan bunalmış. Nereden baksanız sayıları bir düzineye yaklaşan çocukları var. Çaresiz doğum kontrolü için karısı Fadime’yi de alıp konunun uzmanı doktora gidiyor. Doktor Temel’i ve karısını her yönden sıkı sıkıya kontrol ettikten ve gerekli tahlilleri yaptıktan sonra alıyor Temel’le karısını karşısına sakin sakin şunları söylüyor: “ ikinizi de iyice muayene ettim, sizin için tek bir doğum kontrol metodu var bundan başka çaresi yok bu işin.” Temel heyecanla soruyor: “Nedur o yontem tokdorum söyler misun bağa” Doktor yanıtlıyor: “Tam orgazm halinde iken kendini karının üzerinden çekeceksin.” Temel hemen oturduğu yerden ayağa kalkarak hiç durmadan doktora; “Sen ne deyusun toktor, tam o anda ordu celse penu Fadime’nun üzerinde kimse alamaz!”
BURHAN ÖZBEY