Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 11:16
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

FRANCE 24 : TÜRKİYE'NİN YENİ YÜZÜ
06.07.2010 14:00

ANKARA, 05/07(BYE)--- Fransız kanalı -5 Temmuz 2010- saat 08.17 yayınından:

SUNUCU: "Sanırım biz Avrupalılar, Türkiye'yi kendimize çekmek yerine onu Doğu'ya iterek hata yaptık." İtalyan Dışişleri Bakanı Franco Frattini'nin kullandığı bu cümle, bugünkü programın konusunu özetliyor. Türkiye bir süredir uluslararası sahnede atılım yapmış görünüyor. Strateji değişikliğini iki olay özetliyor. Öncelikle Ankara ile İsrail ilişkilerini önemli ölçüde bozan Gazze filosu ve İran nükleeri. Türkiye, BM'de oylanan İran'a yönelik yeni müeyyidelerin uygulanmasını reddetmişti. Bu strateji değişikliği, Batılı ülkeleri endişelendiriyor, ancak Türkiye bu konuda güven veriyor. Ankara tüm kapıların sonuna kadar açık olduğu teminatını veriyor. Bu yeni Türkiye modeli bugünkü programın konusu.

Bugün Didier Billion bizimle. Sayın Billion, Uluslararası İlişkiler ve Strateji Enstitüsü IRIS'te araştırmacısınız. Türkiye uzmanısınız. "Türkiye Oyunu"nun yazarısınız. Bazılarının endişelendiği gibi Avrupa ve ABD, Türkiye'yi kayıp mı etti?

BİLLİON: Hayır, sanmıyorum. Henüz bu aşamaya gelmedik ama bu yöne gidiyoruz. Tamamlanmış bir süreçte değiliz. Bununla birlikte Avrupa'nın defalarca Türkiye'yi reddetmesi, Türkiye'yi mantık olarak Orta Doğu, Kafkaslar, hatta Orta Asya'ya açılmaya itiyor. Bunların AB için çok stratejik bölgeler olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu bozulmayı abartmayalım. Şimdilik bir kopma yok. Türkler, AB ile müzakere etmeye devam etmek istiyor. Türkler, NATO bünyesinde kalmaya devam ediyor. Ancak açık olan şu ki Türkiye, artık ulusal menfaatlerini yükseltmeye karar verdi ve artık uluslararası arenadaki yeri konusunda, bazen sert bir şekilde pazarlık edecektir.

SUNUCU: Bir kopmadan değil, bir değişmeden bahsediyoruz. Assia Shihab, bunun Türkiye cephesinde partiler ve halk tarafından nasıl göründüğü konusunda röportaj yaptı.

SHİHAB: 1990'lı yıllarda Büyükelçi olan Uğur Ergün, Türkiye'nin dünyadaki imajını temsil etti. NATO'nun Müslüman üyesi, Batılıların müttefiki ve Arap komşularıyla iyi geçinmeyen bir ülke. Ancak AK Partinin iktidara gelmesinden beri Türkiye, Orta Doğu'ya yakınlaştı. Uğur Ergün bundan endişeleniyor.

ERGÜN: Orta Doğu ülkeleriyle iş birliği yapmanın kötü bir tarafı yok. Ancak siyasete dinî bir boyut kazandırmaya hakları yok.

SHİHAB: O ve emekli olan başka büyükelçiler, Türkiye Başbakanını eleştiren açık bir mektup yazdı. İslamcı vurguları sevmiyorlar; Tayyip Erdoğan'ın diplomatik üslubunu da. Şimon Peres ile Davos'ta yaptığı ve terk ettiği bir tartışma sırasında gösterdiği üslup. İsrail ile olan gerginliğe paralel olarak Türkiye, özellikle ekonomik sebeplerden dolayı eski rakipleri İran ve Suriye gibi ülkelerle yakınlaştı. Hatta Türkiye, BM'de Tahran'a yönelik yeni müeyyidelerin uygulanması konusunda ret oyu kullandı. Bu, Batılıların hoşuna gitmeyen bir davranış, ancak Türk halkının büyük bir kesiminde memnuniyet uyandırıyor. Doğu'ya hatta Balkanlar'a, Asya'ya yönelen bu yeni Türk diplomasisi, bazen yeni Osmanlıcılık olarak yorumlanıyor. Bu politikanın mimarı Ahmet Davutoğlu'na göre, bu yönelim Türkiye'nin Avrupa hedefleriyle bağdaşıyor.

DAVUTOĞLU: Orta Doğu'da yaptığımız şey, Avrupa'nın da değerleri olan adalet, demokrasi, insan hakları, çok kültürlü birlikte yaşam gibi temeller üzerine kuruluyor.

SHİHAB: Bu sözler, İsrail'in barış filosuna saldırısı sonrasına kadar geçerliydi. 9 Türk'ün öldürülmesi, İslamcı bir tepkiye sebep oldu.

SOLİ ÖZEL (Bilgi Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Öğretim Üyesi): Bence dinî öğeler, siyasi uygulamalardan çok üslupta kendini gösteriyor. Türkiye'nin Orta Doğu'ya yönelmesi, Batı'dan ideolojik olarak kopma isteğinden ziyade, bence yapısal ve bölgesel bir değişimin sonucu.

Bazıları Türkiye'nin yönelimi konusunda endişeliyken Türkiye, iki kıta arasındaki stratejik konumunun ve gelişmekte olan ülke statüsünün farkına varıyor.

SUNUCU: Assia Shihab, Türkiye'desiniz. Bu röportajı siz yaptınız. Türkiye virajı aldı. Halk ne düşünüyor? Türkiye'nin bu stratejik konumundan gurur duyuluyor mu?

SHİHAB: Evet. Görüştüğümüz kişiler, Türkiye'nin uluslararası arenada yükselişe geçmesinden gurur duyduklarını ifade ettiler. Bazıları, AB ile ilişkilerin ve ABD ile ittifakın önemli olduğunu düşünüyor, ancak Türkiye'nin de gerektiğinde bağımsızlığını göstermesi gerektiğini düşünüyorlar. İran konusundaki tutum hakkında ise sokakta olumsuz bir şey duymadık. Aydın kesimde ise durum farklı. Çoğu, BM Güvenlik Konseyinde ret oyu kullanmanın Türkiye'nin stratejik bir hatası olduğunu düşünüyor. Ancak halk, AK Partinin Doğu'ya açılma politikasını beğeniyor. Bu, dinî bir yakınlıktan ve özellikle de İslamcı kesimde Filistin davasına sempati duyulsa da Arap veya İranlı komşularıyla olan dostluklarından kaynaklanmıyor. Bence bu, Müslüman-Arap dünyasıyla yardımlaşma hissiyatından çok, milliyetçi bir histen kaynaklanıyor. Türkler tarihlerini, Osmanlı İmparatorluğu'nun Orta Doğu ve Balkanlar'ın büyük kesiminde hâkimiyet kurduğu 600 yılı hatırlatmayı seviyor, şimdi bu moda oldu. Türklere ve hükûmete göre buralar, doğal nüfuz alanı ve onlar, Türkiye'nin bugün daha önemli bir rol oynamasından mutluluk duyuyor.

SUNUCU: Teşekkürler Assia. Sayın Billion, bunun Avrupa'ya üyelik sürecinin uzamasıyla ilintili olduğunu söylediniz. İdeolojik bir değişme var mı?

BİLLİON: Sanmıyorum. Muhabirinizin ve arkadaşımSoli Özel'in de söylediği gibi, Türkiye'de yapısal bir değişim var. Türkiye büyük bir ülke oldu. Ekonomik olarak dünyanın 15. güçlü ülkesi, G-20 üyesi ve kendine en yakın olan bölgede millî menfaatlerini artırmaya karar verdi. Bölgedeki değişimler Türkiye'nin işine yarıyor. Bazı sebeplerden dolayı Arap ülkelerinin,uluslararası arenaya girme konusunda zorluklar yaşadığını gördük. Türkiye, gelişmekte olan bir güç, potansiyelinin farkına varan bir güç. Bu, tamamen yeni bir durum. İnisiyatiflerini artırarak yükselmeye ve kendisini bölgenin lideri gibi göstermeye karar verdi. Deyim yerindeyse aynı zamanda büyüklerin oyun alanında oynamaya karar verdi. Yani Türkiye'nin, Sahra altı Afrika'ya, hatta Güney Amerika'ya açıldığını görüyoruz. Röportajda da söylendiği gibi Güvenlik Konseyinde İran'a yeni müeyyide uygulanması konusundaki ret oyunun kullanılması, bize, BM Güvenlik Konseyinin daimi olmayan üyesi Türkiye'nin menfaatlerini artırmaya kararlı olduğunu gösteriyor.

SUNUCU: 15. ekonomik güç dediniz... Ekonomik veriler, Türkiye'nin bu atılımında önemli değil mi?

BİLLİON: Bakanlık düzeyindeki her yurt dışı gezisinde, özellikle de Orta Doğu'ya düzenlenen gezilerde, bakana veya bakanlara sistematik olarak bölgede yatırım yapmak isteyen birçok iş adamının eşlik ettiğini görüyoruz.

SUNUCU: Bunun, Avrupa ve ABD için ne tür sonuçları olabilir?

BİLLİON: Avrupa, Türkiye'ye lütuf gösteriyormuş gibi davranmaktan vazgeçmelidir. Türkiye'nin Doğu'ya veya Orta Doğu'ya yönelmesi, Avrupa'ya daha az yöneleceği anlamına gelmez. Tam tersine. Türkiye'nin bugün yaptığı kurnazlık, aynı anda iki ya da üç yerde birden oynamak. Bence, tutumları temel olarak doğru, Türkiye'nin Orta Doğu'ya, Kafkaslar'a, hatta Orta Asya'ya açılması, AB'nin temel menfaatleriyle örtüşüyor. Eğer Avrupa dış siyasette, kendisine uçakla üç dört saat uzaklıkta ülkelerde önemli bir rol oynamaya kararlıysa bundan daha iyi bir müttefik nasıl bulabilir? Bunun farkına varmanın ve Türkiye ile müzakere sürecini hızlandırmanın zamanı.

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.