BERLİN, 11/08(BYE)---Tirajı günde 364 bin 240 olan muhafazakâr eğilimli Frankfurter Allgemeine Zeitung'un 11 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Michael Martens imzasıyla ve yukardaki başlık altında yayımlanan yorumun geniş özet çevirisi şöyledir:
Türk dış politikasıyla ilgilenip de er ya da geç (daha ziyade er) Özdem Sanberk'e rastlamamak imkânsızdır. Kendisi, görevden ayrıldıktan sonra da anıları, kompozisyonları, sunumları ve diğer yaşam belirtileriyle uzun hizmet yıllarında edindikleri bilgileri çevreleriyle paylaşan, ender olmayan diplomatlar arasındadır. Bugünkü politikanın temellerinin 20 ya da daha uzun yıllar önce kendisi gibi öngörülü adamlar tarafından atıldığını artık bilmeyen bir dünyanın unutkanlığının Sanberk'e nasıl acı verdiği bazı çalışmalarından görülüyor. Nitekim, o zamanlar büyük dönemlerdi.
Sanberk önümüzdeki haftalarda yine olayların odak noktasında olacak. Ankara'daki hükûmet, kendisini, Gazze'ye gitmek üzere yola çıkan Türk gemisi "Mavi Marmara"ya İsrailli askerler tarafından düzenlenen kanlı baskınla ilgili olayları incelemesi öngörülen BM Araştırma Komisyonuna temsilci olarak gönderdi.
Sanberk'in yaşam çizgisi, daha birkaç yıl öncesine kadar Türk devletinde kariyer yapmak için şart olan duraklarla doludur. Fransızca eğitim veren Galatasaray Lisesinin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakultesinde okuyan 1938 doğumlu Sanberk,80'li yılların ortasında dönemin Başbakanı Özal'ın danışmanı olmadan önce Madrid, Amman, Bonn ve Paris'te görev yaptı. 1987-1991 yılları arasında Türkiye'nin Brüksel'de AB Büyükelçisi görevini yürüten Sanberk, son olarak 1995- 2000 yılları arasında Londra'da görevliydi. Sanberk daha sonra birkaç yıl boyunca, örneğin kısa bir süre önce yayımlanan "Türk Ordusunun Ekonomik Gücü" gibi Türkiye hakkındaki en zengin bilgileri içeren analizleri hazırlayan Türk Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Vakfının (TESEV) direktörlüğünü yaptı.
Sürekli olarak başmakaleler ve mülakatlarla sesini duyuran Sanberk'in dış siyasi konulardaki düşünceleri bellidir. İster Türklerin enerji politikası, ister Ermenistan ile ilişkiler, ister Obama'nın Nobel Barış Ödülü, isterse Kosova'nın bağımsızlığı konusu olsun, Sanberk'in görüşleri belgelenmiştir. Türkiye'nin Batı'ya sırt çevirdiği iddialarını bir karalama kampanyası olarak değerlendiren Sanberk, ülkenin bu iddialara AB'ye kararlılıkla yakınlaşmak suretiyle karşı koyması gerektiğini düşünüyor. Avrupa topraklarında 600 yıllık bir Türk geçmişi olduğu için "Tam da Türk milliyetçilerin AB'yi kucaklamaları gerekir" diyen Sanberk, Avrupa'nın Berlin ve Paris'in tekelinde olmadığını, "stratejik ortaklığın" Türkiye'yi AB'nin koruyucu tampon bölgesine indirgediğini, bunun Romalıları barbarlardan korumak üzere uygulanan limes-ara bölge politikası olduğunu ve Türkiye'nin bu tür bir rolü kabullenemeyeceğini söylüyor.