Singapur’da eğer araba alırken garaj yada otopark üyeliği gösteremezseniz, size araba satmıyorlar..
Restaurant, market, sauna, iş yeri, spor salonu, hotel açacaksanız önce müşteri kapasiteniz kadar otopark yeri göstereceksiniz. Sonra ruhsat alacaksınız.
Türkiye deki gibi, bütün kaldırımlar ve sokaklar otopark(!) diyemezsiniz. Sıkıysa arabanızı yasak olan yere park edin! Anında kamera görüyor. Polis 2-3 bin dolar ceza yazıyor.
Garaj yeriniz ve bir otopark üyeliğinizde yoksa, size araba satılmıyor!
Metro ve Otobüsle gideceksiniz..
Dahası bütün park cezalarınız sicilinize işleniyor. Belli bir sayıdan sonra, trafiğe çıkmanız yasaklanıyor.
Kaldırıma park etmek ise, cinayete teşebbüs kadar ağır suçlardan. Yayaların hayatına kast etmeye giriyor.
Adam ölürmenin cezası idam..
Hırsızlık, Soygun 7 seneden başlıyor. İndirim infaz YOK!
Cezaevinde yan gelip yatmak ise hiç yok! Devlet işlerinde çalıcaksın. Para kazanacaksın! Üreteceksin.
Hapiste yediğinin iştiğinin, yaktığın elektrik ve doğalgazın parasını kazanıp ödeyeceksin!
Singapur çok temiz ve temizlik masrafları da bizden az. Çünkü EN İYİ TEMİZLİK. KİRLETMEMEKTİR! Düşüncesi hakim.
Kirleten olmadığı için temizlemek için, araç gereç kullanmaya, fazla insan çalıştırmaya gerekte yok.
Zira kirletmek ve çöp atmak AĞIR CEZA gerektiyor.
Zaten insanlar temiz çevrenin, yeşilin kıymetini biliyorlar. Vatandaş temiz bir ortamda yaşadığı için, insan ömrüde uzun. Hastaneler boş.
Bolca bisiklet ve yürüyüş yolu var.
Bizde metro, otobüs bekleyen elinde sigaralı mahluklar, içtiği sigarayı gelişi güzel rayların üstüne, yada İETT duraklarına UTANMADAN- ARLANMADAN atıyorlar!
Ben kirleterek YAŞARIM diyorlar. Ben kirleteyim belediye temizletsin diyor!!
Sonra İstanbul ve Türkiye neden böyle çöp içinde diyor. Gereksiz mahluklar!!!
Bizimkiler Müslüman Türk! Bunla iftihar ederler.
Güya Temizliğin imandan olduğunu bilirler(!)
Singapurlular Budist!
Bizim insanlarımız sadece yemeye, içmeye, kirletmeye, üretmeden zaman harcamaya alışmışlar!
Singapur Milleti yediğinin, içtiğinin hakkını veriyor. Disiplini seviyor. Onun modern hayat için
şart olduğunu biliyor.
Üretiyor. Kirletmenin ayıp ve insanlara hakaret, vatana ihanet olduğunu biliyor. Turiste
saygısızlık olduğunu kirli ve düzensiz memlekete turist gelmeyeceğini. Gelenin de 2-3 gün kalıp KAÇACAĞINI düşünüyor.
Onun için kirletmiyor. Singapur’a da dünyanın dört bir yerinden turist yağıyor. Herkes bir şeyler satıyor, bir hizmet verip dolar kazanıyor.
Kimse saatlerce magazin ve dedikodu programları seyretmiyor. Başını açtın, kapattınla uğraşmıyor. Kahvelerde kumar oynayıp, onun bunun sırtından geçinmiyor.
Yani Singapur’lu üretmeden yaşamanın ayıp ve utanılacak bir durum olduğunu biliyor. Lüxün kralını yaşıyor, ama aynı zamanda israf ve gösterişten kaçıyor.
Mesela bin dolara bir TV aldınız. Karton kutusuz alırsanız 40 dolar indirim var. Yada bir kamera aldınız, bin 100 dolar. Kutuları iade ederseniz yine 40 dolar indirim var.
Son model elektronik cihazları satıyor, kullanıyorlar ama. Ormanlardan ağaç kesilerek yapılan binlerce karton kutuları, Sony- Panasonic fabrikalarına iade ediyorlar..
Bu kutu ve ambalajlar tekrar onlarca defa kullanılıyor..
Hangimiz aldığımız elektronik cihazların kutusunu saklıyoruz? Çünkü gereği yok. Çöpe atıyoruz.
Bize içi lazım diyoruz! Singapur’lu hem içi, hem dışına saygı duyuyor. Ormanları koruyor. Temiz hava alıyor. Sağlıklı yaşıyor..
Biz disiplini, tasarrufu ve tenkiti sevmedik, tatbik etmedikçe 3. sınıf devlet olmaya; Emperyalizm soflarında meze olmaya devam edeceğiz...
1 Kanyon, Galleria, çarşıları ve Akmerkez le gelişmişlik, çağ atlamak olmuyor...