Son günlerin en garip kişisi herhalde başbakan Erdoğan; ben demiyorum, başbakan garipliklerini sergiliyor, herkeste başbakanı garip olarak kabul ediyor.
Ucubuyle başlıyor, tıksırmakla devam ediyor, nankörlükle başlıyor, iyilik yapıp denize atacaksın diyor, en son olarakta bir gazeteci hakkında tazminat davası açıyor ve suç duyurusunda bulunuyor.
Başbakanın bu ruh halini anlamak için psikolog olmaya gerek yok; açıkça görüldüğü gibi ya başbakan bunalımda ya da kendisini makam gücünün şefkatli kollarına bırakmış durumda; başka bir açıklaması olduğunu düşünmüyorum.
Bir avuç faşist kesimin dediğine göre güya ! yandaş mı yandaş medya organlarından biri olan Taraf'a ve Taraf gazetesi genel yayın yönetmeni Ahmet Altan'a tazminat davası açtı başbakan.
Ahmet Altan'ın konu ile bahsi geçen yazısını bende okudum; hayatında on kitabın üzerinde okuyan biri bile yazının ne demek istediğini anlar, Altan orada kelimelerin sonuna -sen -san ekleri getirerek öyleysen ya da dürüstsen gibi ifadeler kullanarak başbakanı eleştiriyor.
Evet sert bir şekilde eleştiriyor; eleştirinin ince bir şeklini de pek düşünemiyorum zaten, yargının burada vereceği karar etkili olacak ama, ben Altan'ın yazısında bir hakaret görmüyorum; aksine başbakanı dostça uyardığını ve dışardan izleyen gözüyle kendisine tavsiyelerde bulunduğunu görüyorum.
Başbakan herhalde haftanın en garip kişisi olmaya oynuyor ki; Altan hakkında dava açacak ve suç duyurusunda bulunacak kadar epey bir vakti var, bu vakti kendisinin son zamanlarda yaptığı gariplikleri düzeltmek adına kullansa hiç fena olmaz.
Önce bilmediğin konuda bir sanat yapıtına hakaret edeceksin, ardından ülke insanının yaşam şekliyle alay edeceksin, sonra da tüm bunların üstüne demokratikleşme adına büyük şeyler yapan bir gazetenin genel yayın yönetmenine dava açacaksın.
Bence başbakan oturduğu koltuğun altında son zamanlarda çok eziliyor; ezilmekle de kalmıyor, hakaretlere, bilmediği konularda konuşmaya çalışıyor, konuşsa bile halkın gözünden düşen bir yıldız olarak kalıyor ve sonunda da sönüyor.
Tam seçim dönemine girilmişken ve ana muhalefet partisi ortalarda saçma sapan şeylerde olsa demeçler vermiyorken başbakan kendisine ve AKP'ye harakiri uygulamaktan başka bişey yapmıyor; halinden ve sözlerinden görülüyor ki iktidarda olmak istemiyor.
Mesela bakacak olursanız; başbakan bu hafta TT Arena Stadı'na gitti ve oradaki Galatasaray'lı taraftarlar tarafından yuhalandı; taraftarların yaptığı bir protesto olarak kabul edilebilir tamamdır ama, aynı zamanda o stadı en kısa sürede oraya yaptıran da başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dır; bunu kabul etmek gerek.
Galatasaray'ın kasasından tek kuruş ödenmeden yapılan bu stadta başbakanın ve TOKİ'nin çok büyük emeği var; eğer başbakan bu işle bu kadar yakından ilgilenmeseydi Galatasaray'ın yeni stad girişimleri temel atma noktasında olacaktı.
Erdoğan, stadı yuhalandıktan sonra terketti ve misafir olarak geldiği, yapımında büyük emek harcadığı TT Arena'nın açılış zevkini çıkaramadan gitmek zorunda kaldı.
Başbakanın tüm hafta boyunca sarfettiği kelimelerin o stadın ambiansına açıkçası yansıdığını düşünüyorum; bu öyle bir yansıma ki cumhuriyet mitinglerine karşı çıkan insanların bile Galatasaray'lıları tebrik ettiklerini ve onlarla gurur duyduklarını gördüm.
Halkı böylesine bir anti – Erdoğan gruplaşmasına iten başbakanın ta kendisidir ve böyle devam ederse karşısında kendi seçmenlerini bile bulamayacak duruma gelir; seçmenlerini bırakın ucube muhabbetinde bile Ertuğrul Günay'la nasıl ters düştüğünü gördünüz, bahsettiğimde bu.
Her ne kadar seçmenleri, tabanı ve çalışma arkadaşları başbakanın sözlerini yanlış bulsa da onun hatalarını düzeltmek için, ince bir şekilde konuşmaya özen gösteriyorlar ama, başbakan bu durumu bile anlamayacak kadar garipleşmiş durumda.
Halkın nerdeyse tümünün tepkisini arkasına alan başbakan garipliklerine devam ederken halktan gelen bu tepkiyi anlamadığını açıkçası düşünmüyorum; anlamasa bile başbakanın her daim yanında olan danışmanları ne işe yarıyor?
Bu durum nereye gider kestirmesi güç doğrusu ama, bu durumu kestirmek güçken başbakanı bu hale de getirenin kontrol edilemez güç olduğunu düşünüyorum; bu durumda başbakana büyük zarar veriyor.
Ortada adamakıllı bir muhalefetimiz olmadığı için ve bu halk yeni bir ev bulmadan eski evinden çıkamayacağı için AKP kötünün iyisi durumunda; kim ne derse desin durum böyle ve AKP'de tüm güvenini buna bağlamış gözüküyor.
Ortada çözülmedik o kadar sorun varken ve iktidarda bu sorunları çözmek daha kolayken, başbakan anlamadığı işlerle, insanların hayat tarzıyla ve kişilerle uğraşmaya çalışıyor, seçime de çok az bir zaman kala.
Durum AKP ve Erdoğan açısından hiçte iç açıcı değil; tüm bunları söylerken AKP'nin seçimlerde yine birinci parti olacağını düşünüyorum; her ne kadar yuhlamalar da olsa, Erdoğan garip garip konuşsada birinci parti olacaktır, öyle ya da böyle.
Ama bu birinci parti olması AKP'nin ve Erdoğan'ın bulunmaz Hint kumaşı olmasından kaynaklanan bir durum değil, tamamen ortada başka bir alternatifin olmadığından kaynaklanan bir durumdur.
AKP öyle bir parti ki; yeri geldiğinde MHP'lileri okşuyor, yeri geldiğinde özgürlükçü solcuları okşuyor ve CHP'yi de zamanında şah – mat etmesini biliyor, bu sayede de iktidara geliyor.
Halkın AKP'nin bu okşamalarına kandığını düşünmüyorum; halkın en azından yalanda olsa birileri bir şey söylüyor diyen bir mantıkta olduğunu düşünüyorum, çünkü ortada başka kimse yok, her taraf AKP'ye kalmış durumda.
Bence tüm bunların üstüne burada başbakanın samimiyeti öne çıkıyor; halkın gözünde bir yıldız olarak mı kalmak istiyor, yoksa tamamen pragmatist bir lider olarak mı?
Bu halk onu tekrar iktidara getirmesini bilir, getirdiği gibi indirmesini de bilir ama, bu halk bir kişiyi gönlünden silip gözünden kaydırdı mı, işte bu durumun geri dönüşü yoktur.
Başbakanda geri dönüşü olmayan bir yola girmek üzere; bu yolun tersine gitmek her zaman için daha zordur; dokuz senedir de AKP'nin yaptığı buydu ama, bir hafta içinde geri dönüşü olmayan bir yola doğru girişte dokuz sene silinmek üzere.
Erdoğan ve arkadaşları bunun farkındalar mı acaba?
E – mail: ekingun@gmail.com
Twitter: http://twitter.com/ekingunhx