AKİF BEKİ
www.radikal.com.tr
Gazeteci ve patron
Hemen herkesin söylediklerini bir de benden duyma konusunda yoğun istek alıyorum.
İtikadımca, okuru boş elle geri çevirmek doğru olmaz.
Bilhassa diyorsa ki;
‘Sanatçı ve patron’ başlığıyla yazılar yazdın; sanatın demokratikleşmesinden, patronajın el değiştirdiğinden, ekabir takımından çıkıp halka geçmesinden dem vurdun; hal böyleyken hâlâ açılamayan sanatçıların durumunu tahlil ettin; demokratik toplumlarda iktidar-sanat ilişkisine yeni bir gözle bakmaktan bahsettin; sanatçı açılımına katılmayanları bu sebeple eleştirdin, gerekçelerini ortaya koyup bağnazlık ve tutuculukla suçladın onları.
Ama Başbakan’ın köşe yazarlarına patronları üzerinden çıkışmasına gelince, sessiz kaldın.
Hadi itiraf et, fena yakalandın, kaçacak yerin yok...”
O halde genel istek üzerine, buyurun ‘gazeteci ve patron’ yazımı okumaya.
***
Başbakan’ın köşe yazarlarına verdiği son tepki ile mutabık değilim.
Basının eleştirilerine cevap vermek, hatta karşı eleştiriler getirmek her siyasetçi gibi Başbakan’ın da hakkıdır.
Fakat, Başbakan’ın haksızlıklara kızgınlığını yansıtan son tepkisi eleştiri sınırlarını geçti.
Sanırım Başbakan da fazla kaçan o sözleri konusunda kendisiyle mutabık değil.
Ki, cumartesi günkü ASKON Genel Kurulu konuşmasında, kendini yeniden ifade etme ihtiyacı hissetti.
Dedi ki; “Eleştiriden hiçbir korkumuz ve çekincemiz yok.”
Yine dedi ki;
“Yapıcı eleştirilerin bize yol göstereceğine, politikalarımıza ışık tutacağına inanıyoruz.”
Şunları da söyledi;
“Kimseden bizi yüzde yüz desteklemesini, her işimizde, her politikamızda yüzde yüz arkamızda durmasını beklemiyoruz.”
Devamında söyledikleri de önemli.
Her görüşlerinin, bütün politikalarının herkes tarafından benimsenmemesini doğal karşılarken, bir talebi oldu.
Eleştirenlerden makul ve insaflı olmalarını, her meselede keskin cepheleşmelere, gereksiz gerilimlere yol açmamalarını istedi.
Yeri geldiğinde doğrularının takdir edildiğini de görme arzusunu ekledi bunlara.
Bu sözler önceki çıkışını nakzettiğine göre, o beyanatı kendi kulağına da hoş gelmemiş olmalı.
***
Bazen olmaz mı hepimize?
Ağzınızdan çıktıktan sonra kendi sözlerinize yabancılaşırsınız.
Sesinizin yankısı size de tırmalayıcı gelir.
Hatta davet ettiğiniz algının size, söyleyiş anındaki maksadınıza ait olmadığını fark edersiniz.
‘Bunu ben mi söyledim?’ dersiniz.
Ric’at, böyle zamanlarda sadece elzem olmakla kalmaz, büyük bir erdeme dönüşür.
Sözlerinizden döner, geri alırsınız ağzınızdan çıkanı.
İnsaf sahibi muhataplar da bu fırsatı verir size, daha fazla büyütüp üstüne gitmezler.
Tam tersine, ‘Fırsat bu fırsat’ deyip istismara girişmezler.
***
Hatırşinas okur için son bir not:
Benim bu yazıyı yazmakta geç kalışım ne geçiştirmekten, ne de insaftan.
Bu kadar açık bir konuda herkes konuşurken söz söylemeyi lüzumsuz buldum sadece.
Sanmayın ki, sizden şikâyetim var.
Bilakis, eksikliğimin fark edilmesinden ziyadesiyle memnun oluyorum.
Lakin abalıya abanmak için yola koyulan her kafileye dahil olmak meşrebime uymaz.
Müsaadenizle kafileden ayrı takılmaya devam edeyim ben.
Selametle kalınız.