GAZETECİNİN VEDASI
“AKP’nin devr-i iktidarında, hükümet edenlere yalakalık yapmayan, iktidarın güdümünde olmayan gazeteci ve köşe yazarlarına, basında ne yer var ne de hayat!... Bunu sağduyu sahibi herkes biliyor…
“Serdar Akinan”, tanınmış ve doğru bildiğini her zaman ve çekinmeden dile getiren yürekli ve haysiyetli bir gazeteci… Onu geçmişte yakından izleyen, televizyonda yaptığı programları takip eden herkes bilir ki; “Akinan” meslek etiğine saygı duyan, güvenilir ve saygın bir gazeteci ve televizyon programcısıdır…
X
Sonunda onu da “susturdular…”
Basında çıkan haberlerden öğrendik ki; “ Serdar Akinan” köşesine çekilmiş ve bir ölçüde sessizliğe bürünmüş… Sadece Akşam gazetesinde ki yazılarını sürdürüyormuş…
Oysa, pek çok kesimin sevgi ve güvenini kazanmış, ülke adına talih sayılacak gazetecilerden biriydi… “Mertti, cesurdu, dürüst ve gerçek anlamda vatanseverdi!..”
“İstanbul” yakınlarında bir köyde yalnızlığa çekilmiş, yaşamını öyle sürdürüyormuş… Belli ki, gördüğü ve karşılaştığı “riyakârlıklar, yalakalıklar, adam satmalar, düzenbazlıklar” karşısında isyan etmiş, “yeter artık” diyerek köşesine çekilmeyi yeğlemiş… Yeniden medyaya aktif olarak dönmezse gerçekten ülke adına önemli kayıp sayılır…
X
“Ahlaksızlık daha çok olanak sağlıyorsa adam niye ahlaklı olsun? Ahlak prim yaptığı zaman ahlaklı olur. Ahlaksız adam pahalı arabalara binecek villalarda oturacak; öteki ben de ‘ben haklıyım’ diye sürünecek. Bir de ‘kaç paralık adamsın’ derler. Elde yok, başta yok, çalışmak da ayıptır Türkiye’de aslında.”
Bu sözler tanınmış yazar “Çetin Altan’a ait. (Cumhuriyetten Günümüze Basının kısa Tarihi – Nebil Özgentürk. Alfa Yay. S: 81)
“Hüseyin Cahit Yalçın’ın şu sözü tarihe geçecek kadar önemliydi:
“Kanalizasyon toprağın altından akar. Babıâli’de üstünden akar”
Türk basının saygıyla anılan, namuslu, dürüst haysiyetli gazetecilerinden biriydi “Kemal Ahmet. Yazı işleri müdürüydü. Kimi zaman çay simitle geçirmek zorunda kalırdı öğünlerini. Gazetede masa üstünde yattığı çok geceler olmuştur. Bir gün sessizce göçtü gitti cihandan bir yazı masasının üstünde….
X
“Nazım Hikmet” in onun için yazdığı şiir şöyle:
“Kafası yüzde yüz uygun muydu kafama bilmiyorum.
Ama o benim soyumdandı
Etiyle kanıyla değil, heyecanıyla değil
Batırıp on parmağını beynimin kanayan yarasına
Satıyor kafasının parlayan ışığını bir ekmek parasına
Tutunmak istedi kaçtılar, tutunmak istedi kırbaçladılar
Susadı kendi kanını o, parça parça insan beyni satan bir caddeden
Bir ızdırap şarkısı gibi geldi geçti o”
X
Bir başka dürüst, vatansever, onurlu yazar “Nihat Genç’in de geçim sıkıntısı yüzünden yazarlığa veda ettiğini bu köşeden kısa süre önce sizlere duyurmuştuk… Oysa “Genç” kitapları en çok okunan yazarlardandı…
Bu ülkede artık “KELEBEKLER BİLE ÖZGÜR DEĞİL!”
Kanalizasyonlar sadece “Babıâli’de mi üstten akıyor…
Görmüyor musunuz her yeri b.k götürüyor…
Yalanın, dolanın, kandırmanın, sözünde durmamanın, “yola birlikte çıktığı arkadaşlarını satmanın”, “yalakalığın, onursuzluğun” ve de “İHANETİN” her köşe başında karşınıza çıktığı bir ortamda ve dönemde, gerçek anlamda gazetecilik ve köşe yazarlığı yapma mücadelesi vermekte olan bir avuç insan da:
NASIL AYAKTA KALABİLECEK VE NEREYE KADAR DAYANABİLECEKLER!”
BURHAN ÖZBEY