“GELİN BİZİ ADAM EDİN” DEMEK ÇOK ACI!
Varlığından her zaman büyük bir gurur ve güven duyduğumuz kahraman ordumuza yönelik son birkaç yılda yapılan yıkıcı, hain emelli saldırılardan derin üzüntü duyduğumuzu burada öncelikle ve açık yüreklilikle belirtmek isteriz.
Muhteşem disiplini, Atatürk’e, cumhuriyete ve laikliğe olan sarsılmaz bağlılığı ile milletimizin medarı iftiharı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ne yazık ki bugün içten ve dıştan yıkıcı tehdit ve saldırılar altındadır.
Ağustos 2008 sonunda emeklilik yaşamına adım atacak olan Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ta, bir buçuk yıl kadar önce ABD’de ki bir ziyaretinde yaptığı konuşma sırasında, bu gerçeğin altını önemle vurgulayarak çizmişti.
Ne demişti Sayın Büyükanıt;
“Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana hiç bugün kadar iç ve tehditlere maruz kalmamıştır…”
Bu görüşe biraz olsun sağduyu sahibi olup da katılmamak olanaklı mı?
Ülkenin emperyalist dış güçlere nasıl bağımlı duruma getirildiği ortada…
ABD ve AB, bu zamana değin olmadığı kadar, her yönden gelip ülkenin omurgasına yerleşmiş durumda.
Son taze örnek; ABD olmaz dedi, Ahmedinejat’la yapılan görüşme sonucunda İran ve ülkemiz arasında plânlanan enerji işbirliği(dayanışması) yapılamadı.
AKP’yi iktidar yapanın ABD olduğunu bilmeyen mi kaldı.
Bu konuda yazılan yazılar yapılan yorum ve değerlendirmeler, kitaplar ciltler dolusu sayfalar oluşturur…
Söz buraya gelmişken tarihten bir örnek vermek istiyoruz.
Osmanlı ordusunun Alman ıslah heyetinin eğitimine bırakılmasına en aşırı tepkiyi Mustafa Kemal paşa koymuştu.
Bakın bu konuda o zaman Büyük Kurtarıcı ne demişti:
“Başkumandan Yardımcısı (Enver Paşa) her hareketinde bir ordu mahvederdi. Sarıkamış’ta olduğu gibi…
O ve arkadaşları zaten daha evvel Türk milletini ve ordusunu gayri tabiî duruma sokmuşlardı.
Bu gayri tabiî durum dolayısıyla ordunun yabancı bir askeri heyetini eleştirmek istemem.
Asıl eleştiri hak edenler, tabiatıyla bizim devlet reisimiz ve bilhassa devlet adamlarımızdır.
Türk ordusu’nun aciz ve kabiliyetsiz olduğu kanaatiyle, o heyeti, ayaklarına kadar giderek ve rica ederek memleketimize davet edenler onlardı.
Bu heyete Türk milletinin kabiliyetsizliğinden ve beceriksizliğinden açık surette bahsedilmiş, kendilerine adeta gelip bizi adam etmeleri teklifi olunmuştur. Böyle bir müracaat üzerine gelen bu heyet, içine girdiği çevreyi ve çevreye hakim olanları aciz, hatta haysiyetsiz telakki ederse mazur görebilir.
Ben ordunun kayıtsız şartsız, bütün sırlarıyla Alman askeri heyetine teslim edilmesinden çok üzgündüm.
Daha karar verilmezden evvel, tesadüfen bu durumdan haberdar olduğum vakit, sesimin erişebileceği makama kadar itirazlarda bulunmayı vazife saymıştım. İtirazıma hiç kimse cevap vermedi, cevap vermeye lüzum dahi görmedi. (Mareşal Fevzi Çakmak - Rahmi Akbaş – Ötüken yayınları – İst - 2008 sayfa:62, kaynak; Falih Rıfkı Atay – Mustafa Kemal’in ağzından Vahidettin – pozitif yay. İst. 2005
Büyük Önder başka ne demişti?
“ Hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin plânlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.
Tarihte böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. İşte Türkiye’de bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüz yıl, biraz daha gerilemiş, daha çok düşmüştür.”
Son söz:
Ülkeyi en kısa sürede, tam bağımsızlığına kavuşturacak ve son yıllarda semalarımızda iştahla tur atmakta olan “emperyalist akbabalar”ı tez elden defedecek; ne ABD’nin ne de AB’nin kuklası olmayacak iktidarların ülke yönetimini teslim almaları kaçınılmazdır.
Bu nedenle, halkımızın, milletimizin seçim sandığına gittiğinde bu gerçeği artık hiçbir zaman gözardı etmemeleri gerekir.
Umarız TSK’da son zamanlarda, hain emelli iç ve dış güçlerin çabasıyla yarattıkları dışa yansıyan olumsuz tablodan ve “orduda neler oluyor?” zaaf görüntüsünden soyutlanıp, ATATÜRK’çü ve cumhuriyete bağlı laik yapısını kamuoyunun tereddüdüne meydan veremeyecek biçimde daha da pekiştirir…
BURHAN ÖZBEY