GENELEVDE 60 KADIN VEKİL
Bugün haftanın üçüncü günü…
Önceki günlerden farkı yok…
Kötü gidişat elan sürüyor…
Ekonomik çöküntü, dertler, bıkkınlıklar, umutsuzluklar yaşamımızdan eksik olmuyor..
Başbakan’nın sürekli çizdiği pembe tablonun aksine, halinden memnun olanların sayısı, mutlu azınlıklar dışında yok gibi…
Halkımız kimseyi sevmiyor… Daha doğrusu sevemiyor…
İnsanımız sevgisizlik ve güven yıkımı içerisinde, yaşama tutunmaya çalışıyor…
***
Dünya çapında yapılan son bir ankette bakın ortaya ne çıkmış..
BBC’nin 28 ülkede yaptığı bir ankete göre, Türkler hiçbir ülkenin dünyadaki etkisine olumlu bakmıyor kimseyi sevmiyormuş…
Buyurun buradan yakın…
***
Türk halkı olarak, neden peki kimseyi sevemiyoruz?
Şu gerçek ki aslında ruhsal çöküntü çocukluktan başlıyor…
Geçim sıkıntısı ve ekonomik zorluklar nedeniyle evde sürekli ve kıyasıya kavga eden anne babalar; çocukları için yaşamlarının başlangıç yıllarında ülkemizde talihsiz birer travma odakları oldukları tahminden uzak değil.
***
Bugün ülkemizde, kelimenin tam anlamıyla açık bir sevgisizlik kabusu yaşanıyor…
İnsanların aile ilişkileri dışında, birbirlerine karşı sevgi ve güvenleri neredeyse sıfıra yaklaşmış durumda…
Bu durum AKP’nin iktidar olduğu dönemde giderek ve kat ve kat arttı…
Toplumda cepheleşme doruk noktada…
Milyonlarca gencimiz umutsuzluk dünyasında çırpınırken, dışlanmışlığın, sahipsiz kalmanın ve işsizliğin yaratığı psikoloji travmalar içerisinde, tam bir “sevgisizlik heykelleri” durumundalar…
Kırılmış dökülmüş yaşamlarının intikamını, topluma karşı olabildiğince hoyrat ve tepkili olmakla alıyorlar…
Hırçın, kimi zaman isyankâr uzlaşmaz tutumlarıyla gerçek sevgiden uzak talihsiz bir yaşamın günahsız objesi oluyorlar…
***
Halkımızın şu gerçeği bilmesi gerekir.
İntihar olayları ülkemizde, günlük olarak basına yansıyanın on kat kimi zaman yirmi kat üstünde.
Pek çoğu başarısız girişimle sonuçlandığı için, bunlar basına yansımıyor.
Basın sadece ipte sallananları, kendi aşağıya atıp parçalananları, beynine kurşun sıkanları sayfalarına ya da ekranlara taşıyor.
Oysa insanımız ne yazık ki tam bir umutsuzluk ve çaresizlik girdabı içerisinde kendini ölüme atıyor…
Başarabilenler ailelerini, çocuklarını, anne, baba ve kardeşlerini, akrabalarını acılar içerisinde geride bırakıp öbür cihana göç ediyorlar…
***
Ülkemizde insanlar nasıl ayakta kalabilirim, çocuklarımı ne yapıp da ele güne muhtaç olmadan yetiştirebilirim…
Ülkedeki yargı ve hukuk katliamına karşı kendimi nasıl koruyabilirim…
Hiç suçum ve günahım yokken bir sabah alacasında kapıma dayanıp hadi bakalım emniyete gidiyoruz diye gelen ekiplere, gürültüye gitmeden masum olduğumu nasıl kanıtlayabilirim…
Telefonlarımın dinlenmesine nasıl engel olabilirim…
Karşılaştığımda Başbakan’ın hışmından kendimi ne şekilde koruyabilirim (!) vs.. diye korku ve paranoyalar içerisinde yaşarken; elin Avrupalısı fazla refahtan olacak bakın nelerle uğraşıyor ve ne rezilliklerin hayata geçirilmesi için uğraş veriyor.
Gazetede çıkan haberi, “tuh Allah kahretsin bu kadarı da olur mu?” demeden sakin sakin birlikte okuyalım
***
“60 kadın vekil genelev yolcusu
Norveç'te bir siyasi partinin 60'ı kadın 90 üyesi, fuhuşu yasaklayan yasayı protesto için genelevde çalışacak
Norveç'te faaliyet gösteren Fripolitisk Bevegelse (Özgür Politika Hareketi) adlı siyasi parti, tarihin en ilginç protesto yöntemlerinden birine imza atmaya hazırlanıyor.
Avrupa siyasetine yeni bir soluk getireceğini iddia eden partinin 60'ı kadın toplam 90 üyesi, ülkedeki fuhuşu yasaklayan yasayı protesto etmek için kendi kuracakları genelevlerde çalışmaya başlayacak. "Büyükelçi" lakaplı üyeler, kurulacak 5 genelevde Mayıs ayından itibaren ücretsiz olarak hizmet verecek.
"Amacımız sınırsız mutluluğun önüne konan engelleri kaldırmak" diyen partinin kurucusu Frank Horn Hartvedt, büyük tartışma yaratan bu projeye neden kalkıştıklarını şöyle anlattı:
"İnsanlığa bahşedilmiş en güzel hediye olan ve en temel ihtiyaçlar arasında yer alan cinselliğin bu şekilde kısıtlanmasını kabul etmemiz mümkün değil." (Takvim – 26.4.2010)
***
Pes doğrusu!
Eğer bu da gerçekleşirse, söyleyecek söz bulamıyoruz…
Bu mu Avrupa ve AB!!!
Olmaz olsun!
BURHAN ÖZBEY