Bu sabah uzun uzun Genelkurmay Başkanı Başbuğu dinledim. Sakin , bilgili, ihtiyatlı imaj verirken, TSK’yı başarılı bir biçimde darbelerden sıyırdı gibi yaptı.
Ergenekon lafı ettirmediği gibi, topraktan fışkıran mühümmatı bile kabul etmedi.
Herşey yerli yerindeydi. Zaten mahkemedeydi ve kendisinin olan bitenden üzgün olduğu halde bilgisi olmadığını söyledi.
Gazeteciler ise eski refleksleri ile işi fazla kurcalayamadılar. Konuşmayı geniş kapsamlı buldular.
Benimse içim rahatladı.. Lav dışında 45 silah varmış. O dağtaş mühümmamış. Ordudan değilmiş....
Sanki cinayetler, darbeler, paşalar, günlükleri, ses bantları, suikast girişimleri herşey bir hayaldi.
İnanılmaz bir mutlulukla izledim.
Zaten Demirel de ona buna çılgın diyormuş.
Büyüklerden bilgi almanın ayrıcalığını yaşadım!