Gidişat ve TSK yı yıpratma çabaları
Evet… Ortama baktığımızda maalesef gidişatı iyi görmüyoruz.
Hangi gidişatı diyeceksiniz…
Tabi ki ülkenin, hükümetin ve kurumlar arası ilişkilerde ki gidişatı iyi görmüyoruz…
11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, seçilmeden önce ve seçildikten sonra TBMM kürsüsünde vermiş olduğu sözler çerçevesinde, görevi sırasında, neyi yapıp neyi yapmayacağını henüz bilmiyoruz… Hatta Sayın Gül’ün ve eşinin kaç kardeşi var bugün için ne gibi işlerle meşguller, geçimlerini ne şekilde temin ediyorlar… Hiçbir fikrimiz yok… Ancak, görünen o ki ve önsezilerimize dayanarak söylüyoruz ki; Sayın Gül, görevi sırasında bildiği ve bizim de kendisini bildiğimiz yolundan pek şaşmayacak gibi görünüyor…
Umarız yanılırız ama ilk işaretler onu gösteriyor…
Sayın Gül’ün çevresinde ki yapılanmada, dinselliğin ön plâna alındığını şimdiden pek ala görebiliyoruz…
Atamalarda, imam hatip kökenli ve namazında niyazında olmak ağırlıklı tercih sebebi olacak gibi görünüyor…
İlk atama; Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliğine atanan zat, Kültür ve Turizm Bakanlığı eski müsteşarı ve “İmam Hatip” kökenli…
Öbür yandan, Cumhurbaşkanlığı internet sitesine konulan eşi ile birlikte yer aldığı fotoğrafın arka plânında cami silüeti görünmekte…
Bu ne anlama gelmekte doğrusu anlayabilmiş değiliz…
Türkiye Cumhuriyeti’nin “Ilımlı İslâm” devleti olduğu anlamını mı taşıyor acaba? Bakalım, ileride bu konularda daha neler göreceğiz, doğrusu şimdiden merak ediyoruz…
Kısaca, nereden bakarsanız bakın, yapılanmada karşınıza mutlaka bir dinsel simge çıkmakta… Öncelikli olarak, Hayrinüsa Gül’ün türbanlı fotoğrafı, bu yönde ki işaretin hiç tartışmasız en önemli kanıtı… Hayır öyle değil diyenler olabilir. Ancak, biz böyle düşünüyor ve bu şekilde yorumluyoruz…
Sayın 11. Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanlığı sitesine fotoğraf vermek için, cami silüetinden başka fon isteseydi ve tercih etseydi her halde pek ala bulabilirdi…
Öbür yandan, TSK’ya karşı kimi yazarların köşe yazıları, en hafif söylemiyle “son derece üzücü” hatta kimi yorumlara göre çok ağır eleştiri kapsamında.
Bunlardan biri, belki de en ağırı internette Hürhaber sitesinde ki Ahmet Altan’ın yazısı.
Sanki ordu bizim ordumuz, milletimizin gözbebeği değilmiş gibi, Ahmet bey generaller için ağzına ne gelmişse dökmüş satırlara… 3 Eylül 2007 tarihli talihsiz yazısının başlığı şöyle;
“Askerlik ve ciddiyet”
Kimi bölümlerine birlikte göz atalım:
“Son günlerde bizim generaller, üstleri olan cumhurbaşkanına karşı itaatsız davranıyorlar.
Eğer generaller üstlerine karşı saygısız davranırlarsa, onların astları da onlar saygısız davranır.
Saygısız generallerin saygılı ordusu olmaz çünkü…
Onlar Cumhurbaşkanına, ‘senin eşinin başörtüsünü beğenmedim, sana saygı göstermeyeceğim’ derse, asker de generale, ‘senin eşinin elbisesinin beğenmedim ben de sana saygı göstermeyeceğim’ der.
(….)
Generallerin saygısızlığı yalnızca ordunun disiplinini bozmak tehlikesini yaratmıyor, ülkenin dengesini de alt üst ediyor.
(…)
Yaptıkları her saygısızlıkla toplumu kendilerinden uzaklaştırıyorlar.
Biraz sokaklara kulak verirlerse, tarihimizde hiç olmadığı kadar keskin bir öfkenin hedefi olduklarını anlarlar.
(…)
Ama o zaman kendi ülkelerinde üniformayla sokaklarda dolaşmakta biraz zorlanırlar…”
Yazının geri kalan bölümünü buraya aktarmakta fazla tahammüllü olamayacağımız için, yazıyı aktarmayı burada kesmek zorundayız…
Soruyoruz sizlere;
Bu zamana değin, özellikle de son zamanlarda Türk Silahlı Kuvvetlerine ve onun değerli komutanlarına yönelik bu denli, ağır, acımasız, önyargılı bir yazı okudunuz mu hiç?
Peki bu cüret nereden geliyor…
Bu gözü karalığın itici unsuru nedir acaba?
Ordunun üst rütbesinde ki komutanların var sayalım ki, kimi hataları oldu. Ordumuzu bu denli küçültecek ve yıpratacak yazı yazmanın alemi ve haklılığı var mı?
Bu tür yazılarla kimin ekmeğine yağ sürülüyor ve kime ne amaçla hizmet ediliyor acaba?
Son söz
Dış güçler için, Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlılıkla ve dirayetle ayakta durmasını sağlayan Türk Silahlı Kuvvetlerin; yıpratılmak, çökertilmek için yegane hedef olduğunu artık hepimiz biliyoruz.
Vatanımızı bölüp parçalamak isteyen dış güçler için, ülkemizde ki sarsılmaz “son kale” neresidir? Tabi ki Türk Silahlı Kuvvetleri…
O halde…
Herkes haddini bilsin ve eğer gerçek manada vatanını seviyorsa, TSK’ya şu ya da bu sebeple, küstahça dil uzatmaya kalkmasın…
Hatalar eleştirilebilir ama böylesine kabadayılık taşıyan, art niyetli düşüncelere dayalı ve ordumuzu küçülten ifadelerle değil…
Tamam mı Ahmet bey!
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com
burhanozbey21@hotmail.com