(İHA) - 28 Haziran 2010 tarihinde Alman Bild gazetesine verdiği demeçte Peter Trapp, "Almanya'ya göç etme kriterlerinin ülkeye fayda sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Göçmenlerin zeka testine tabi tutulmasını savunuyorum. Bu konuyu tabulaştırmamamız gerekiyor" demişti. Trapp'ın bu sözlerinin Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi Thilo Sarrazin'in 10 Haziran 2010 tarihinde yaptığı bir konuşmada, "Göçmenlerin Almanya'yı aptallaştırdığını" söylemesinin hemen ardından gelmesi tepki çekti.
Alman hükümetinin "saçma" olarak nitelendirdiği bu görüş, Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Maria Böhmer tarafından da, "Göçmen çocukların aptal olduğunu varsayan bu teklif aşağılayıcıdır. Toplumu bölmek yerine birlikte iyi yaşamak için çabalamak gerekiyor" sözleriyle kınandı.
Bakan Faruk Çelik, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Almanya Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi Berlin Eyalet Teşkilatı İçişleri Politika Sözcüsü Peter Trapp'ın göçmenlere zeka testi uygulanması yönündeki sözlerini ırkçı bir yaklaşım olarak görüyor ve şiddetle kınıyorum. Bilindiği üzere, İkinci Dünya Savaşı sonrası neredeyse sıfırdan başlayan Almanya'nın 1960 ve 1970'li yıllarda kaydettiği ekonomik başarıda en büyük desteği Türkiye'den giden işçi kardeşlerimiz vermiştir. Göçmenlere şükran duyması
gereken bir milletin ferdinin böyle ayrımcı ve aşağılayıcı açıklamalarda bulunması hem bizleri hem de Almanya'da yaşayan göçmenleri ziyadesiyle üzmüştür. Yıllar boyunca vatanlarından, ailelerinden ve sevdiklerinden ayrı bir şekilde, çeşitli güçlüklere katlanarak bulundukları ülkenin kalkınmasına ve bugünlere gelmesine emek veren göçmenler için bazı kendini bilmez siyasetçilerin takındığı tutum kabul edilemez. Bu noktada, başta Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Maria Böhmer olmak üzere, Alman
hükümeti ve pek çok Alman siyasetçinin bu düşünceye karşı tutumları ve beyanları endişelerimizi hafifletmiştir. Nüfusu yaşlanan ve kalifiye eleman sıkıntısı her geçen gün artan ülkelerin nitelikli göçmen arayışı içinde olması doğaldır. Ancak göç etme kriterlerine zeka seviyesi gibi insan onurunu zedeleyici kriterler eklenmesi önerisini, 'insan hakları'nı yücelten bir anlayışa sahip AB'ye üye bir ülkenin siyasetçisine yakıştıramadım. Küreselleşmeyle birlikte sınırların daha az önemli hale geldiği günümüzde,
zihinlerdeki sınırların öncelikli olarak kaldırılması gereklidir. Bu husus toplumsal barışın olmazsa olmazlarındandır. Diğer yandan, göçmenlerin ekonomiye yaptıkları katkıların yanı sıra bulundukları ülkeye getirdikleri kültürel çeşitlilik de unutulmamalıdır. Vatandaşlarımızın ve Türk kökenli Alman vatandaşlarının Almanya'nın müziğine, sinemasına, futboluna, bilimine, siyasetine ve diğer pek çok alanına yaptığı katkılar herkes tarafından bilinmekte ve takdir edilmektedir. Hükümet olarak, yurt dışında
yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları ülkelere uyum sağlamasını destekliyoruz. Bu amaç doğrultusunda, onların sorunlarına daha hızlı ve etkin çözümler bulmak amacıyla bakanlığıma bağlı, "Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı" kurulmuştur. Eminim ki, bu kurumun gerçekleştireceği çalışmalar vatandaşlarımızın hayatlarını kazandıkları ülkelere her anlamda uyum sağlamasını kolaylaştıracaktır. Başta siyasiler olmak üzere tüm kesimlerden beklentimiz ise, böylesi talihsiz açıklamalar yapmak yerine
uyum ve entegrasyonu teşvik edici çalışmalara yönelmeleridir" ifadelerini kullandı.