GÖRÜLMEDİ !
“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme; tanı!
Düşün altında ki binlerce kefensiz yatanı”
Son aldığımız haber Diyarbakır’da “Jitem karargâhı” olarak bilinen eski adliye binası çevresinde yapılan kazıda 23 kafatasına ulaşılmış olduğu…
Geçtiğimiz yaz gitmiştim ilk kez adı geçen mekâna. Tarihçi olmanın gerektirdiği hassasiyet yetersiz olsa da çok ilginç gelmişti bana. “Diyarbakır’ın sembolü surlar olmalı” diye düşünmüştüm “terör” değil…
Diyarbakır’ın şahane surlarının “Dağ Kapı” olarak bilinen yıkık kapısından geçerek “Sur İçi” ilçesine gidiyorsunuz; solunuzda “Hz. Süleyman Camii” olarak bilinen 27 sahabenin kabrinin de olduğu cami mevcut. Daha önce gitmiş olduğum halde hiç dikkatimi çekmemişti. Sağda “Akkoyunlu Kemeri” olarak bilinen kemer yıllara meydan okurcasına ihtişamını koruyordu.
Kemeri geçtikten sonra içinde JİTEM karargahı olarak anılan bina, eski Diyarbakır cezaevi, eski idare/saray binası ve kilise de dâhil olmak üzere birkaç binadan müteşekkil bir kampüsle karşılaşıyorsunuz.
Restorasyon çalışmaları yapılıyordu en son gittiğimde. Surların ve bu yapıların restorasyonu bitmesi Diyarbakır adına çok iyi bir çalışma olacaktı.
Ancak Diyarbakır yine güzellikler ile anılamadı…
Restorasyon esnasında yapılan kazılarda insanlara ait kemik ve kafataslarına rastlanınca Türkiye’nin yakın tarihinin ne kadar karanlık olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu.
Türkiye bu karanlık ama kendisine ait gerçek ile yüzleşmeli idi bu vesile ile. Ama görünen o ki öyle olmadı/olamadı. Neden gündemin zirvesinde değil, canlı yayın araçları kazı mahallinde değil, bölge gazeteci kaynamıyor neden?
Aklıma Hizbullah örgütünün medyatik olduğu bir dönem geldi. Onlara ait evlerde gömülü cesetler olduğu haberleri yapılıyor, kazılar neredeyse canlı yayınlarda yapılıyordu. Hizbullah örgütünün de made in derin devlet/Ergenekon olması mıydı o gömülü cesetlerin cazibesi?
Ve şimdiler de Diyarbakır’da Şırnak’da kazılar yapılıyor, kazma vurulan yerlerde yıllardır aranan, gözaltına alınıp da bir daha haber alınamayan insanların kemikleri çıkıyor. Her biri yekdiğerinin evladı, kocası, kardeşi olan kemikler. Yıllarca sağdır ümidi ile beklenen, gelmeyince bari nerde olduğunu bildiğim bir kabri olsun istenen canpareler onlar da.
Öyle bir acı düşünün ki sırf halka korku vermek için göstere göstere bizzat devletin adamları olduğu belli kişilerce alınan adamlar birkaç gün sonra bir tarlanın kenarında ölü olarak bulunuyor. Bulanlar şükrediyor aslında. Çünkü aynı dönemlerde neden ve kim tarafından ortadan kaldırıldığı bilinmeyen binlerce insan vardı. Cenazesini bulanın haline şükrettiği bir zaman işte akıllara ziyan…
Bizzat Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun çalışmaları sırasında telaffuz edilen 17 bin 500 faili meçhul sayısı var. Kimilerince abartılı bulunan bu rakam kimilerince yeterli bulunmamakta. Zira bu sayılara; tepki olarak PKK’ya katılanlar ve faili meçhul ölümlerden sonra kararan hayatlar da eklenince çok daha büyük bir sayı çıkacağı bir realite.
Evet, karanlık bir yakın tarihimiz var. İlk zamanlar “her an devlet yıkılabilir” korkusu ile alınan sert tedbirlerin sonucu yapılan “katliamlar”, 2. Dünya savaşı sonrası ise hâkim güçlerin kendilerince bölgesel dengeleri sağlamak üzere ülkemizde oluşturdukları kontrgerilla/derin devlet yapılanmasının neden olduğu “katliamlar”.
Sonra derin devletten devşirme Ergenekon ile katliamlar zinciri kırılmadan kan dökmeye devam ediyor.
İstiklal Mahkemeleri arşivleri açılsın istiyoruz, haklı bir talep belki de ama daha 20–30 yıl önce burnumuzun dibinde yaşananlardan habersizken çok da anlamlı gibi gelmiyor.
Bugün Türkiye insan hakları ihlalleri konusunda uluslar arası mahkemede en çok davası olan ülke ise durup bir düşünmek gerek artık.
JİTEM’in cesetleri uzağa gömmek yerine karargâh bahçesine gömmesi bile kendilerine ne kadar güvendiklerinin ve yaptıkları karanlık işlerde ki pervasızlıklarının göstergesi. Ya da güvendikleri dağlara henüz karların yağmadığının…
Ve o dağlara kar yağmadıkça cesetlerden 23 tanesinin çıkmasını bir kenara bırakın adı geçen 17 bin 500 ceset yan yana çıksa ne gündemi değiştirmeye yeter ne de olaydan ders çıkarmaya…
Çabuk unutan milletiz vesselam…
Hafızamızı tazelemesi adına okunması tavsiye olunabilecek yazılar;