Mahalle baskısı...
Çaplı göğüslerinin üzerine bir sancı girdi aniden, mahalle arası ev bakarken huzurlar için...
Düzgün bacaklarını sarmış pantolonu bir anda su içinde kaldı kalça bölgelerinde...
Elleriyle kapamak istedi boyasız kiraz dudaklarını...
Gözlerinde bir kısılma ve ani dönmeler, sağa sola, yukarı aşağı...
Başı döner gibi değil ama... Nevri dönen ruh gibi korkuyla, endişeyle...
Becerebilse, kendi koltuk altına sığışacaktı koskoca kadın...
Topuklu ayakkabılarının sesi kesilmeye başladı aniden, karınca incitmemek üzere yürüyordu sanırsın...
Çantasının yeri değişmiş çaplı göğüslerinin üzerine konuvermişti...
Dudaklarını içeri çekmiş, renkli bakışlarını gizlemeye çalışıyordu...
Ruhu deli divane, bağırış çağırış çoktan terk etmişti; pencerelerden salınmışların, kapı önünde bağdaş kurmuşların bol süzüşlü mahalle arasını...
Bedeni yetişemedi lakin... Zaten ruhunu korkutup kaçıran bakışların sebebi, ah o güzelim bendeni değil miydi...
Güzel bedenine biçtiği çulların salınışı, çaldığı boyaların yüzünü eşsiz bir tabloya dönüştürmesi...
Endamına verdiği, insana yakışır nazenin havalar, ah!..
Bir baskı çöktü üstüne, girdiği mahallenin hemen tepesinden bir yerlerden, mahalle arası ev bakarken huzurlar için...
Pencerelerden sarkmış, kapı önlerinde bağdaş kurmuş teyzelerin manalı gözlerinden, bir sıkıntı şavullandı üstüne...
Bir de beyaz bıyıklı dedeler kahve yanı dizilmiş, ağır geldi; ağzında sövgü, içinde fantezilerle...
Seyrettim hepsini...
Gözlerimle gördüm canlı bir mahalle baskısını...