Gül saati aldı mı almadı mı?
Haber doğru muydu yanlış mıydı?
Önce haberi okuyalım:
“Gül’e daire fiyatına saat”
“Dünyada sadece birer adet üretilen 200 Montblanc saatin 11 tanesi Türk müşterilerine ayrıldı...
Zaman’ın haberine göre, Rotap Saatçılık ve Kuyumculuk tarafından Nişantaşı’ndaki butik Montblanc mağazasında görücüye çıkarılan fiyatı 47 bin ile 110 bin Euro arasında değişiyor.
Potap patronu Mehmet Ali Bal, 110 bin Euro’luk saatlerden bir tanesini Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün satın aldığını söyledi.” (Zaman – Esra Maden 3 Temmuz 2010 )
***
Haber doğru mu diye internete girip araştırdık, pek çok sitede haber yer alıyor. Kimi medya ve haber siteleri “flaş haber” diye duyuru yapmışlar...
Buna karşın, yine de haberin doğruluğu konusun da az da olsa şüphemiz vardı.
Ta ki Gül olayı doğrulayana ya da yalanlayana kadar...
Eğer haber doğruysa, şöyle bir düşündük.
Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer için böyle bir haber çıkmış olsaydı, içtenlikle söylüyoruz; zerre kadar inanmaz, haber gerçek dışıdır diye hemen kararımızı verirdik...
Düşünmemize gerek kalmazdı, zira Sezer böyle bir alış veriş de kesinlikle bulunmazdı... Çünkü görev süresi içerisinde ki davranış ve uygulamaları ne yapıda bir kişi olduğunu göstermişti... Bırakın pahalı bir saat satın almayı, kimseden en küçük bir hediyeyi bile kabul etmezdi... Bunu herkes biliyor
***
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül peki neden milletin büyük bölümünün vicdanen onaylamayacağı böyle bir duruma bilerek sebebiyet vermiş olabilir di?
Denebilir ki, parasını vermiş satın almış, her vatandaş istediğinin almakta ve satmakta özgürdür. Gül’de vatandaşlık hakkını kullanarak 100 bin (yüz milyar) lira değerinde kol saatini satın almış olabilir Bunda ne var? Çalmadı çırpmadı alnının teriyle kazandığı parayla aldı...
Düz mantıkla bakıldığında bir şey denemez.
Vermiştir dört - beş aylık Cumhurbaşkanlığı maaşını saati almıştır...
***
İslâm’ın önderi Yüce Allah’ın Resulü Hz. Muhammet ne diyordu.
“Komşusu aç yatarken kendisi tok yatan bizden değildir...”
Ulema (!) bunu daha iyi bilir:
Peygamberimizin elbisesine yama yaptırarak dolaştığı, kendisini halkından yüksek görmek gibi kibirliliklere hiçbir zaman kapılmadığını din konusunda çıkan kitaplar yazar...
Hz. Muhamed’in “Allah bana karşıda ki şu dağ (uhut) kadar hazine bağışlasa sonuna kadar hepsini halkıma dağıtırdım” dediği de bilinmektedir...
Uzun uzun anlatmaya gerek yok...
Peygamberimizin örnek yaşamı hakkında bilgi edinenler ve hadislerini okuyanlar onun ne denli alçak gönüllü ve halkına, hakka, hukuka saygılı olduğunu bilirler.
Bir Müslüman olarak asla para pul, servet, lüksü yaşam gibi dünya nimetlerine esir düşmemiş ve çok sade bir yaşamın içinde olmuştur... Bu konularla ilgili pek çok örneği onun yaşamında görmek mümkündür...
***
Din açısından hassas ( dindar) olduğunu, tavır ve eylem olarak etrafa lanse edenler; kendi vatandaşları 598 liralık asgari ücretle yaşamak için çırpınırlarken, milyonlarca insanın 10 sene de bile kazanamayacağı para değerindeki pahalı bir saati:
O ülkenin ne cumhurbaşkanı, ne başbakanı, ne milletvekili, ne yerel yöneticisi, ne sivil toplum kuruluşu önderlerinin satın alması elbette vicdanları sızlatır.
Elbette vatandaşlarının iç dünyalarında isyana neden olur! Elbette kendilerinin kullanıldığı ve aldatıldığı hissine kapılırlar...
***
Haberin gerçek dışı olduğu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün açıklaması ile ortaya çıktı.
Ancak, böyle düzmece haber yapmak gibi bir yanlışın içinde olmanın; haberi yapan muhabir tarafından kendisini savunma açısından kabul edilebilir bir açıklaması acaba nasıl yapılabilir?
Muhabir, yaptığı haber yanlışsa yani gerçek dışıysa, bunun yalanlanacağını bilmez mi? Haberini kesin delillere dayandırmaz mı? Ya da bu amirleri tarafından kendisinden bu istenmez mi?
***
SONUÇ
O halde neden böyle bir haberin altına Muhabir Esra Maden bilerek imzasını attı? Gazetenin yazı işleri sorumluları niçin konunun doğruluğunu araştırıp sormadan gazetede (Zaman) yayınladılar.
Dilimiz varmıyor ama haberin (doğru olmasına karşın) yanlışlığını istemeyerek ve zorla kabul etmek durumunda mı kaldılar acaba diye düşünmeden edemiyoruz...
Yani saati sattığı iddia edilen Rotap Saatçılık ve Kuyumculuk yetkilisi, haberi yapan muhabire (Esra Maden’e) verdiği bilgiden sonra dönüş mü yaptı?
Doğrusu kafamız çok karışık.
Ne düşüneceğimizi ve söyleyeceğimizi bilemez durumdayız...
Bilmem sizler ne düşünüyorsunuz, doğrusu merak ediyoruz...
BURHAN ÖZBEY