ANKARA, 12/07(BYE)--- Birleşik Arap Emirlikleri'nde İngilizce yayımlanan Gulf News gazetesinin 11 Haziran 2010 tarihli internet sayfasında, Tariq Al Maeena imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun çevirisi şöyledir:
Türkiye, İsrail ile diplomatik ilişkiye sahip en önemli Müslüman ülke. İsrail'in 31 Mayıs'ta Gazze'ye giden insani yardım gemilerine yönelik dokuz Türk vatandaşının ölümüyle sonuçlanan saldırısının ardından Türk hükümeti İsrail büyükelçisini çekerek hemen özür ve kurbanların ailelerine tazminat talebinde bulundu.
Türkiye'de İngilizce yayımlanan en büyük gazeteye konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsraillilerin üç seçeneği olduğunu söyledi. "Ya özür dilerler ya uluslararası soruşturmayı ve raporunu kabul ederler ya da ilişkiler kesilir" dedi.
Türk hükümetinin açık denizde yapılan bu çirkin cinai eyleme hızlı bir son beklentisi Binyamin Netanyahu hükümetinin açıkça özür dilenmeyeceğini söylemesiyle püskürtüldü. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un tam bir uluslararası soruşturma önerisi bile İsrail hükümeti tarafından reddedildi.
Türkler İsrail'in saldırgan politikalarının tarihine baksalardı İsrail'e son altmış yıldır işlediğini suçları kabul ettirmenin beyhude olduğunu bilirlerdi.
USS Liberty'nin bazıları hâlâ hayatta olan ve İsrail'in meslektaşlarını öldürüp bundan yakayı sıyırmasını öfkelenen mürettebatına sorun. 8 Haziran 1967'de ABD donanmasının istihbarat gemisi USS Liberty uluslararası sularda açık denizde İsrail hava ve deniz kuvvetlerinin saldırısına uğramıştı.
İsrail kuvvetleri bunun bir Amerikan gemisi olduğunu bilerek saldırdılar ve yalan söylediler. 34 Amerikan denizci hayatını kaybetti ve 172'si de yaralandı.
İsrail'in savunucuları hemen saldırının "yanlış kimlik tespiti"nden kaynaklandığını iddia ettiler.
Ardından yapılan soruşturmayı yürüten eski istihbarat görevlileri İsrail komutanlarının pilotlarına "Amerikan gemisini" batırma talimatının gerçek zamanlı İbranice çevirisini aldıkları yönünde ifade vermeye istekliydiler. Ayrıca soruşturma komisyonunun başkanı merhum Amiral Isaac C. Kidd, yıllar sonra özel sohbetlerinde Başkan Lyndon B. Johnson ve Dışişleri Bakanı Robert McNamara'nın kendisine saldırının yanlış kimlik tespitinden kaynaklandığı sonucuna varması talimatı verdiklerini kabul etti.
Johnson yönetimi ne haydut devlete dava açtı ne de kurbanlar için adalet istedi. Saldırıyı önemsiz gösterme ve cinayetten yakayı sıyırma çabasıyla delilleri sakladılar ve değiştirdiler.
Her 8 Haziran’da İsrail'in saldırısından hayatta kalanlar ve ölenlerin geride bıraktıkları akrabaları Washington DC'de toplanarak onları anıyorlar. İlk kez olarak hayatta kalanların ifade vermelerine izin verecek adil ve tarafsız bir kongre soruşturması talep etmeye devam ediyorlar.
Ama bu İsrail; Amerika'nın müttefiki. Yoksa ABD bunların hiçbirini yapmazdı. USS Liberty'den kurtulan Phil Tourney'in İsrail'in soğuk kanlı vahşetini anlatan "What I Saw That Day... Israel's 1967 Holocaust of American Servicemen Aboard the USS Liberty And Its Aftermath" (O Gün Gördüklerim... İsrail'in USS Liberty'de Amerikalı Denizcilere Yönelik Soykırımı ve Sonrası) adlı kitabı bu yıl başında piyasaya çıktı.
O zaman ABD Başkanı olan Bush'a bir mektupta Tourney USS Liberty'nin mürettebatının askeri mahkeme, hapis ya da daha kötüsü tehdidiyle sessiz kalma emri aldıklarını iddia ederek adaletin yerini bulması için soruşturma talebinde bulundu; söyledikleri duymazdan gelindi.
Türkiye bu olaydan ders alıp İsraillilerin iyi niyet görmeyeceğini anlamalıdır. Ayrıca iki ülke arasındaki 3 milyar dolarlık ticaretten endişe duyuyorlarsa da bölgesel müttefikiyle hemen barışmalıdır.
Ama Türkiye, lütfen özür ya da suçlarını kabul etmesini bekleme; bu hiçbir zaman gerçekleşmeyebilir. USS Liberty'den hayatta kalanlara sorabilirsin.