Günah...
Kemirgen bir his etlerinden lime lime dişleyen...
Yüreğini delik deşen eden, derinliği kestirilemez burgulu bir acı...
Aklı kazıyan uzun tırnaklar...
Şeytan fısıldamaları kulağında yankılı...
İç gıcıklayıcı bir dürtü, her tarafı keskin; bir çok yere aynı anda değen, değdiği her yeri yaralayan...
Bir ruh delgeçi; bilinen ama vazgeçilemeyen...
Haz ve ıstırap uçurumları arası doyulmaz bir heyecan...
Tadına müptela elma ısırığı sanki...
Yüzünü pullayan sonra pullarını tek tek döktüren, önce arzu sonra pişmanlık...
Gözlerinin ateşini harlayan sonra kızarıklığından ağlatan, önce şehvet sonra gözyaşı...
Unutulası, görmezden gelinesi, karşı konulası, reddedilesi zor yüksek dalgalı bir insan gelgiti..
Bazen...
Hafif bir tüyün tatlı gıdıklamaları, gibi, sanki...
Halbuki; bir işkence yöntemi...
İnanan için tabii...
Günah, sevabı anlatmak için yaratılmıştır, sevapsa insanı tamamlamak için...