GÜZELİM ÜLKEMİZ ELİMİZDEN KAYIP GİDİYOR!
Bilenen fıkra.
Karadenizli yaşlı baba hasta…
Evlatlarına sürekli “ben hastayım evlatlarım durumum iyi değil” diye yakınıyor. Evlatlar, “yok baba bir şeyin yok, aslan gibisin” diyorlar her defasında.
Yaşıl baba her gün yakınıyor. Evlatlar her defasında; “baba bir şeyin yok iyisin” diye yanıt veriyorlar.
Çok geçmiyor Karadenizli yaşlı baba vefat ediyor.
Babanın mezar taşında ki yazı;
“Hastayum hastayum dedum, bir türlü inanmadunuz, peki ne oldi şimdu ?”
¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬
Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Binnaz Toprak ve Sabancı Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ali Çarkoğlu’nun TESEV ile yaptıkları “Değişen Türkiye’de Din, Toplum ve Siyaset” anketi Türkiye’nin hızla nereye doğru gittiğini açık ve manidar biçimde ortaya koydu.
Tehlikeli gidişi gören, sağduyulu, cumhuriyete, laikliğe ve Atatürkçülüğe gönül vermiş ileriyi görebilen aydınlar; kaç zamandır “ülke elden gidiyor” diye durmadan toplumu uyarırken, aydınlarımızın büyük bölümü ise ne yazık ki; fıkrada ki Karadenizli hasta yaşlı babanın evlatları gibi; “kaygılanacak bir şey yok, biraz bekleyelim…” türünden rahatlık, duyarsızlık ve aymazlık içersinde olmaya ve kalmaya devam ediyorlar…
Sevgili okurlar;
Çok değil, beş-altı sene öncesiyle, bugünün Türkiye fotoğrafı aynı mı?
Her gün yaşadığımız, gidip geldiğimiz yerlerde yol güzergâhlarında gözlemler yapıyoruz. Ne yazık ki, kadınlarımız hızla kapanıyor, “türbanlanıyor”… İşyerlerinde, kamu kuruluşlarında AKP’nin yarattığı dine dayalı baskıcı ortam, açık açık kendini gösteriyor.
Durumu, kişisel gözlemlerimiz dışında, yapılan bilimsel çalışmalar da düşündürücü biçimde yansıtıyor.
Son örnek, Sayın Prof. Dr.Toprak ile Sayın Doç. Dr. Çarkoğlu’nun yaptığı araştırma, anket. Araştırmanın sonuç raporuna ana başlıklar olarak bile baktığınızda, “güzel ülkemizin nasıl elimizden kayıp gittiğini” hüzünle görebiliyorsunuz… (Vatan- 28 Aralık Pazar – Sanem Altan-Binnaz Toprak röpartajı)
Araştırma’nın ortaya koymuş olduğu en net sonuç, Vatan gazetesinde ki röportajda aktarılanlara göre şöyle:
Laik kesim baskı altında…
Anadolu’da AKP tarafından atanmış kadroların icraatları ve cemaatların faaliyetleri kaygı verici hale dönüşmüş. Laik memurlara baskı vahim durumda…
Kadınlara, Alevilere yapılan baskılar eskiden de mevcuttu ama yeni baskılar var ve artıyor.
Ramazanda oruç tutmayanlara baskı yeni mesele ve giderek artıyor.
Cuma namazına gitmek yeni bir baskı unsuru…
İçkiye olan baskı yeni tavır ve artıyor. Anadolu’da içki içilebilecek tek bir yer yok. İçki yasağı bir baskı unsuru… Erzurum, Kayseri, Sivas,, Trabzon, Malatya, Denizli, Balıkesir ve Adapazarı’nda bu yasak var. Örneğin, Adapazarlılar içki içebilmek için Sapanca’ya gidiyorlarmış.
Erzurum ekonomisi Fethullahçılara teslim edilmiş. Cemaatten olmayan esnaf dışlanıyor, iş yapamıyormuş. Erzurum ciddi olarak incelenmesi gereken bir kent olarak değerlendiriliyor…
¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬
Sözün kısası ne yazık ki; “gitti gidiyor güzel ülkemiz!”
Hâlâ bilinen fıkrada ki gibi “dü bakali bu işin sonu nereye varacak” diye saflık ve aymazlık içerisinde olmanın anlamı ve affedilir tarafı yok.
Birkaç sene öncesine kadar, Atatürk’ün mekanına, Çankaya’ya “türban giremez!” diye ucuz kahramanlık yapan, yeri göğü inleten sözde sosyal demokratların bugün sesleri çıkıyor mu? Ne oldu?..
Ülkenin tepesinde ki zatların eşlerini özenti ve “zorunluluk olarak” model alan kadınlarımızın ve AKP ile iş yapabilmek, sıcak ilişkiler kurmak isteyen işadamlarının, bürokrat ve ticaret erbabının eşlerinin; başlarını kapamayı, daha doğrusu türban takmayı geçerli yol olarak gördüklerini sık sık çeşitli basın organlarında izliyoruz…
Siz tutturuyorsunuz, üniversitelerde türban yasak olsun(!) Olsunda…
Öbür yandan devlet yönetiminde, devletin içinde türban var…
Sonra da, sözüm ona halkı kandırmak için, yüz seksen derecelik bir dönüşle, daha önce olur mu öyle şey; çarşaf çağa uygun bir giyim değildir kıyafet yasasına aykırıdır diye ahkâm keserken; çarşafa/çarşaflıya din istismarcısı türbanlıya (başörtülüyü kastetmiyoruz)sahte şovlarla CHP rozeti takarak biz Mevlâna’nın yolundayız (kim olursan gel…) gibi, takiyyeci mesajlar vereceksiniz… Millet de yutacak!
Artık, insanlar sokakta rahat rahat laik olduklarını iddia edemez oldular. Yolu AKP’den geçmeyenler, din istismarının objesi, piyonu olmadan doğru dürüst bir baltaya sap olamıyorlar. Ekonomik baskılarla, iş, aş vaatleriyle insanlar entegre ediliyor. Anket sonuçları ortada…
Son söz:
Kim ne derse desin. Artık iki kere iki dört eder kadar kesin olan şey:
“Güzel ülkemiz ne yazık ki elden kayıp gidiyor. ..”
Fazıl Say ne diyor? “Ülkemde kiracı gibi yaşamak, üzücü…” (Akşam -28 Aralık Pazar- Enver Aysever – Fazıl Say röportajı))
Ulu Önderin mezarında kemikleri sızlıyor…
Yazık…. Yazık!.. Daha ne söyleyelim.
BURHAN ÖZBEY