ANKARA, 18/08(BYE)--- İsrail'de İngilizce yayımlanan Haaretz gazetesinin 18 Ağustos 2010 tarihli internet sayfasında, Avirama Golan imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan metnin özet çevirisi şöyledir:
Yunanistan ile İsrail arasındaki yeni ve güzel ilişki, kaybettiğimiz müttefikimiz Türkiye ile olduğu gibi, "yiyebildiğiniz kadar yiyin restoranı"nda başlamadı. Bu ilişki, İsraillilerin Atina'nın buzuki kulüplerine ilgisinden ziyade Yunanlar tarafından küçük görülen George Bush'un Oval Ofisi'nden çıkıp Barack Obama'nın iktidara gelmesiyle ilgilidir.
Yunanistan'da siyasi yorumcuların çoğu (ve hatta Başbakan Yorgos Papandreu'ya yakın çevreler) tarafından kabul gören bu açıklama dahi, küresel satranç tahtasının büyük kısmına ve Akdeniz havzasına bakılmadan, yetersiz olacaktır. Ekonomik ve stratejik çıkarlarıyla Türkiye sadece satranç tahtasındaki bir oyuncu. Fakat İsrail'de bazılarının önemini azaltma çabalarına rağmen Türkiye önemsiz bir oyuncu değil.
Yunanlılar Türkiye'den çekiniyor ve herhangi bir zamanda ondan nefret etmeye hazırlar. Yunanlılar, Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun "Neo-Osmanlıcılık" olarak takdim ettiği "stratejik derinliğe" sahip doktrin ile tehdit edildi ve aşağılandı. Bu doktrin, Türkiye'nin dünya sahnesinde önemli bir oyuncu olmasını öngörüyor.
Dolayısıyla Yunanistan ve İsrail'i birbirlerinin kollarına sadece Yunan paranoyası ve ilkel İslam korkusu itmiyor. Buna Türkiye'nin pervasız dış politika tercihi ve bölgesel enerji kaynaklarının kontrolünde değişen harita da katkıda bulunuyor. İsrail'in Ankara ile açıkça kavgaya tutuşması ve Obama'nın Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ilgisiz davranması, Yunanistan'ın İsrail'e (ayrıca Balkanlar'a, Avrupa'ya ve diğerlerine) "Buradayım" çağrısı yapmasının yolunu açtı.
Ancak Papandreu, sağlam bir diplomatik geçmişe sahip akıllı bir devlet adamı. Papandreu, Türkiye'yi köşeyesıkıştırmanın hata olacağını biliyor ve doğrusunu söylemek gerekirse Türklerle başının belaya girmesini istemiyor. Tam tersine: Papandreu bir zamanlar Türkiye'nin AB'ye kabul edilmesinin güçlü destekçilerinden biriydi ve bu yıl başlarında başbakan olmasından sonra yaptığı ilk şey Ankara'yı ziyaret etmek oldu. Papandreu yeni ittifaklar istiyor ancak bunları yavaş ve dikkatli bir şekilde geliştirme hedefinde.
Başbakan Binyamin Netanyahu ile gelişen yakınlığı, kendisine göre biraz hızlı ilerliyor olabilir, ancak yine de bu yakınlıktan duyduğu memnuniyeti gizleyemiyor. Papandreu dikkatli davranarak Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'ten başlayarak bölgedeki tüm Arap liderleri Netanyahu'nun ziyaretinden haberdar etti ve İsrail'e barış görüşmelerinde ilerlemesi için baskı yapma niyetinde olduğunu söyledi. Bununla birlikte Yunanlılar, ortak çıkarların farkındalar ve Netanyahu'nun Poros Adası'nı ziyaretinin ve burada Yahudi topluluğun lideri ile görüşmesinin sadece değişen uluslararası şartlarda İsrail ile Yunanistan arasında anlamlı, temel bir ilişkinin bahanesi olduğunu biliyorlar.
Görüşmeler turistik bağlarla başlayacak, daha yakın ekonomik ilişkilerle devam edecek ve İsrail Hava Kuvvetleri için hava sahasının kullanım hakkını da içerecek yeni bir stratejik ittifakla sonuçlanacak.
Netanyahu ve Papandreu benzer geçmişe sahip ve her ikisi de liberal-demokrasi eğilimli. Popülaritesine zarar vermeksizin büyük ve zorlu bir ekonomik reforma öncülük etmeye çalışan Papandreu, Netanyahu'dan yardım almaktan memnuniyet duyacaktır.
Her şeye rağmen Netanyahu, bu yeni ilişkinin başını döndürmesine izin vermeyecek ve Türkiye için bir kapıyı açık bırakacak kadar akıllı davranacaktır. Ya da bir kapı olmasa da en azından küçük bir pencereyi açık tutacaktır.