Napıyorum ben…
HAY HAK…
Zamanın, mekanın efendisi olarak yaşayıp ölmesem de; nefsimin efendisi olarak ölmek için elimden geleni yapıyorum…
‘Aşk; bir temas ve mesafe sanatıdır, dengelemeye çalıştıkça ayarı kaçar’ diyerek aşktan soğuyorum…
‘Bir uyku halidir hayat... Gaflet; kontrol edebileceğini sanmaktır... Ve şüpheniz olmasın; uyku sersemliği eşittir hayatın ta kendisi…’ özdeyişimle ruhuma nefes aldırmaya çalışıyorum…
‘İnsan basit şeyleri unuttuğu zaman hayat karmaşıklaşır...’ realitesiyle sırdaş olma yolunu seçiyorum sıkça…
‘Müslümanlar için hayat; namaz abdesti ile boy abdesti arasındadır…’ terennümümle sabır tespihlerindeyim…
‘Acı çekecek kadar bile gücüm yok…’ isyanımla berduşluk sınırındayım…
‘Sakin yerlere ihtiyacım var…’ iç sesimle kaçmak niyetindeyim, her şeyden her yerden…
‘Hep senin yüzünden…’ nidamla deli kızmalardayım…
‘Suyun buzu eritmesi gibi güzel ahlak günahları eritir, sirkenin balı bozması gibi kötü ahlak amelleri yer bitirir, en hayırlınız güzel ahlak sahibi olanınızdır…’ ilahi öğütlerini bir an olsun başımdan indireceğim endişesi taşıyorum… Tevbe Tevbe…
‘Benden başkasını sevecek diye ödüm kopuyor…’ kaygımla her gün ödümü ağzıma alıp geri itekliyorum…
‘Sen yeryüzünü ölü ve kupkuru bilirsin çünkü görmezsin önünde şaha kalkan okyanusları’ sitemimle sevgilime beni ağlattığı gecelerin sayısıyla ilgili fikir vermeye çalışıyorum…
‘Dikkat et de amel defterin sağdan verilenlerden ol… Soldan yahut arkadan değil ey efendi…’ kendime tembihimle ayağımı denk almaya çalışıyorum, çıldırtan bir paranoyaya maruz bıraksam da kendimi…
‘Beni yarimin kirpiklerinden süzün…’ şairaneliğimle yine de geçemiyorum sevgilimden…
‘Zifiri karanlık fitneler, ilk taşı en masumunuz atsın…’ gözü karalığımla her derde göğüs siper etme gözü pekliğindeyim…
‘Herkes ölmeden önceki niyetine göre diriltilecek…’ inancımla gözlerime, kalbime, aklıma çeki düzen vermeye çalışıyorum lahza lahza… Bundan öleceğim galiba…
‘Yüzünü görmeliyim artık…’ diye yalvarıyorum uzaktaki sevdiceğime adeta…
‘İçerken görmedik, içtiklerini kusarken gördük…’ naramla sıfatsızlara, ikiyüzlülere direniyorum inadına ve inadına…
‘Ağlamak var içimde…’ düşkünlüğümle, birikmiş, karışmış, tutsak gözyaşlarıma özgürlük peşindeyim…
‘Kem gözün şakası olmaz, duası olur… Dua et ama her gün dua et öyle baştan savma değil…’ tedbirimle her başlayan gün, her biten gece yeni dualar öğreniyorum…
‘Emret bu akşam istediğin şarkıyı söyleyeyim…’ efkarımla, kafayı dağıtışımı, zavallı dünya halimi, herkes görsün istiyorum… Adım Volkan, bir kere benim birader…
‘Unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir’ ilahi satırlarıyla merkep, insan ayırımı yapma derdine şavullanıyorum sık sık… Zorlanıyorum ama uğraşıyorum…
‘Bazı korkular ver bana Yarabbim…’ yalvarışımla, vicdansızlıktan, merhametsizlikten uzak durmaya çalışıyorum…
‘Tabanından yakılır, beyni fokurdar en az ceza alacaklar bile cehennemde…’ korkumla, beynime her ezan vakti ufak hatırlatmalar yapıp, kerametli emirler vermekteyim…
Ruhumla bedenim, Yüce Allah’ın huzurunda karşılaştığında ne olacak düşüncesindeyim…
Kuyruk sokumumda çürümeyen hücreye fakir aklımla açıklama getiremeyeceğimi anlamış durumdayım artık… Lakin hayıflanmaktayım; bunu da mı görmez bu insanlar…
Leopar sezgilerimle, kirli yüzlü melekleri hissediyorum, içim acıyor…
Yarım hurmayla da olsa cehennemden korunma peşindeyim…
Rızkın fazlası azdırabilir insanı, hayırlısı yeteri kadar olanıdır gerçekliğindeyim…
‘Herkes evvela kendi nefsinin bekçisi olsun da başkası kusur kalsın’ diyerek türlü dedikodulardan kurtulma umudundayım…
Çok din, diyanet, inanç dünyası algılamayın halimi…
Lakin geçenler bunlardı aklımdan, erdem yollarında mıyım yoksa tırlatma mı?!.
Göreceğiz, bakacağız artık…
Hacivat gibi HAY HAK diye başladım söze…
Onun gibi bitireyim hafif bir dönemeçle…
Sürçü lisan ettiysek AŞK ola dostlarım…