<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->
HAK SAHİBİ OLMAK
Beyefendi bir partinin kapısından içeri 10-15 sene önce girmiş…
Üye olarak kaydını yaptırmış ve partinin neferi olmuş…
Partide peki neler yapmış?
Bir süre telefonlara bakmış…
Sonra da uzun süre getir götür işlerini yönetmiş…
Zamanının büyük bölümünü, partinin binasında geçirmiş, gelen gidenle bol bol laflayarak çaylı kahveli sohbetlerde sözde vatanı kurtarmış…
Olmuş mu size “eski partili.”
Neden yavaş yavaş ilçe daha sonra il, daha sonra da milletvekili adaylığına soyunmasın?
Adamın hakkı değil mi? 15 sene partide ömür tüketmiş(!)
Partinin o kentte önde gelen eskilerinden olmuş…
Birikimi, eğitimi, kültürü nedir bu vatandaşın?
Ne gereği var ki bunların?
Peki öyle olsun…
Yaşamı süresince, okul kitaplarından başka ne kadar kitap okumuş bu kardeşimiz?
Toplasan 4-5’i geçmez…
Gazete okur mu arkadaşımız?
Gazetelerin spor sayfalarını her gün dikkatle tek tek gözden geçirir…
Bütün birikim ve vekil olmak için alt yapısı bu kadar mı?
Bu kadar!.. Beğenirsen…
İşte biz de partili olmak ve siyasette kendine bazı yerler için hak tanımanın uygulanmakta olan yegane yolu!...
***
Başka kulvara geçelim…
Basındayız…
Genç kardeşimiz gazeteci olmak sevdasında…
Bir gazeteye önce muhabir olarak giriyor…
Günde 10-12 saat çalışıyor…
Habire haber peşinde koşturuyor…
Yıllar yılları kovalıyor, gazetenin yazı işlerine geçiyor…
Bir sürede burada ter döküyor..
Sonra bir bakıyorsunuz, köşe yazarı olmuş…
Peki sevgili kardeşimizin birikimi nedir?
Gazetede yıllar içerisinde ne yaptıysa o.
Eğitimi ne peki? Sormayın onu ne gereği var?
Kitap gazete, dergi okur mu?
Nasıl okusun canım?
Adamcağızın koşturmaktan, oradan buradan haber çıkarmak için debelenmekten okumaya, araştırmaya vakti mi vardı? Sabahları gazeteye geldiğinde şöyle 15-20 dakika günlük gazetelere göz atıyor, sonra günlük işlere dalıyor..
Onu da anladık…
Çevresiyle ilişkileri, özel yaşamı, borç alacak ilişkileri, kadın, kız ilişkileri, içki alışkanlığı ne düzeyde?
Gazetecilik yapmakla ne ilgisi var bunların?
Özür dileriz, bunların köşe yazarlığı ve gazetecilikle hiç ilgisi yok, doğru(!)
Peki böyle bir basın çalışanının karşısında Kentin valisi, üst bürokratları, siyasi parti il başkanları, ilçe başkanları, belediye başkanları, sendika başkanları, sivil toplum kuruluşu başkanları vs. durumu nedir?
Hemen hepsi, mevki ve makamının nimetleri için, çok değerli bu basın mensubu (!) karşısında, neredeyse el pençe divan, en sempatik ve karizmatik havalarda birer şirinlik muskası…
Yeter ki okunmayan gazetesinin okunmayan(!) köşesinde kendileri hakkında övücü yazılar yazsın, onları göklere çıkarsın… Amaçları bu!
***
İster siyasette, isterse basında yılları eskiterek, değerli ve hak sahibi olunmaz…
Önemli ve değerli olmanın yolu gerçek anlamda “hak etmekten geçer”
Türkiye bu yüzden kaybediyor…
Partilerin eskisi olmaktan öte işlevleri, becerileri olmayan kişilerin, köşe başlarını kaparak oralara demir atmaları sonucu, ortaya başarılı işler ve ürünler çıkmıyor…
Ne demek partinin eskisi olmakla, milletvekilliği yolunda bu özellikten ötürü, asıl cevherlerin önüne geçmek ve yolu tıkamak…
Hangi partiye bakarsanız bakın, müthiş bir lider sultası var.
Bunu aşabilmek olanaklı mı?
Liderin çevresini almış pek çok asalak, bu özelliklerinden ötürü, milletvekilliğine kadar uzanacak yolun “haksız talihlileri” olabiliyorlar…
***
Genel başkanın “Özel kalem müdürü olmak” ya da “Koruma müdürü olmak” nasıl bir vatandaşa sadece bu özelliğinden ötürü milletin vekili olmanın şansını getirebilir…
Örneğin Nesrin Baytok ve Recai Birgün ne yapmışlarda milletvekilliği gibi şanslı bir koltuğun sahibi olmuşlardır. Gerek Baytok’u gerekse Birgün’ü kim tanımış da ona göre oy vermiş. Ayni şekilde Tayip Erdoğan’ın yanında yöresindekilere bakın, milletvekili olanlar kimlerdir…
Bir büyük kentin belediye başkanlığına aday gösterilmenin ve seçilmenin yolu sadece Erdoğan’ın yakın arkadaşı ve tanıdığı olmaktan geçiyor…
Muhteremin Büyükşehir belediye başkanlığı yapacak vizyon ve alt yapısı yok ama Tayip Erdoğan’ın kader arkadaşı olmak, o mevki ve makamlara oturmasına yetiyor…
***
Durum ve tablo böyle iken, siz bu ülkede, hak ve adaletten söz edebilir misiniz? Gerçek dindarlık ve Allah korkusunun pek çok siyasetçi de var olduğuna inanabilir misiniz?
BURHAN ÖZBEY