Halide Edip Gerçeği ve günümüz işbirlikçileri
Gündem sıcak... Siyaset hararetli... Konjonktür erken seçime endeksli...
Anayasa mahkemesi ne karar verecek merak ediliyor...
PKK azmış durumda... Azdıranlar hangi tahrik odakları az çok biliniyor...
Bundan sonra, iktidardan artık toplumsal yararı olabilecek ciddi kararlar ve yasalar beklememek gerekir...
Çünkü AKP can derdine düştü...
Öyle ki son birkaç yıldır, aklıda kalıcı ve sevindirici anlamda neredeyse tek bir icraatı yok...
Şimdilerde ki uğraşısı, bir dönem daha acaba nasıl iktidarda kalabilirim telaşı içerisinde...
Sevgili okurlar...
Siyaset sahnesinde ne görüyorsanız, hepsi seçime dönük yatırımlar ve şovlardan ibaret...
Biz bugün siyaseti ve kimileri gibi senaryolar üreterek, önümüzde ki günlerde neler olacak “çok şeyler biliyorum” tarzı ukalalık ve havaları bir kenara bırakarak, bugün için yakın tarihimize dönmek istiyoruz...
Halide Edip Kurtuluş savaşında etkin çalışmalar içinde olmuş, Atatürk’ün yanında kurtuluş savaşında önemli mücadele vermiş bir Türk kadınıdır.
Kısa süre önce Everest Yayınları’ndan “HALİDE EDİP – Biyografisine Sığmayan Kadın” adlı bir kitap yayınlandı. Yazarı İpek Çalışlar. 556 sayfadan oluşan Kitabın birinci baskısı Mayıs 2010 tarihini taşıyor yani iki aylık bir kitap...
Kitabın arka kapağında Halide Edip şöyle tanımlanıyor:
“İşgale karşı isyanın hatibi...
1915 Ermeni tehcirinde sesini yükseltmiş; idam cezasına yüz yıl önce karşı durmuş birkaç aykırıdan biri...
Mahatma Gandi’nin, Bertrand Russel’in ve Yahya Kemal’in yakın dostu...
Ali Ayet ile Hasan Zeki’nin annesi...
Yüzlerce makalenin, onlarca kitabın yazarı...
Aşkın ve hürriyetin her gün yeniden kazanılması gerektiğine inanan, dünya çapında entellektüel bir kadın. Halide Edip...”
Şimdilerde olduğu gibi Kurtuluş Savaşı yılarında da, işbirlikçilik suçlama ve tartışmaları mevcuttu...
Halide Edip, kişilerin bakış açılarına göre birbirine zıt iki farklı konumda karşımıza çıkmakta...
Birincisi... Atatürk’ün yanında Kurtuluş Savaşına katılmış ve önemli mücadeleler vermiş kahraman bir Türk kadını...
İkincisi... Amerikan mandasını isteyen, tümüyle Batı’ya ve Batı’nın istek ve kurallarına bağlı kalmış koşullanmış bir Türk kadını...
Bunlardan hangisi Halide Edip?
Hâlâ tartışılmakta olan bir konu...
Halide Edip, gerçekten Amerikan mandasını istemiş ve bu uğurda inançlı olarak mücadele vermiş bir Türk kadınımıdır...
Yoksa bu yönde uğraş vermemiş ve tavırlar koymamış, Batı’yla duygusal ve inanç anlamında bağ kurmamış bir kişi midir?
Sorunun yanıtı günümüzde hâlâ tartışılmakta...
Kitabı okuduğunuzda, Halide Edib’in tüm yaşamı ayrıntılarıyla ortaya konulduğunu görüyorsunuz...
Kitabın 507. sayfasında “Bitirirken” başlığını taşıyan son bölümünde şöyle deniyor:
“Halide Edip siyasi mücadelesine kadın haklarını savunarak başladı. Fevkalade masum bir taleple yola çıkmıştı. İyi bir eş, iyi bir anne olmak için eşitlik istiyordu. Bu isteğini gazete sayfalarına yazdığı için 31 Mart ayaklanmasında linçle yüz yüze geldi.
Erkeklerin birden fazla kadınla nikâhlanabildiği, kadınların ise boşanma hakkından mahrum kaldığı yıllardı. Ama Halide kaderine razı olmadı, üstüne evlenen kocası Salih Zeki’den boşanmayı başardı...
(.....)
Milli mücadele yıllarının ardından ülkenin lideri ile derin bir anlaşmazlığa düştü. Muhalif partiye kendisi örtülü, kocası Adnan ise açıktan destek verdi. Dostları ona, “Sen gözden düştü,” diyorlardı. Doğruydu; bu düşünün bedeli 14 yıllık bir sürgün hayatı oldu...
1939 yılında Türkiye’ye döndüğünde bağımsızlığını korumayı başaran bir ülkeye geri döndüğü için mutluydu ama demokratik Türkiye düşü ona uyku yüzü göstermiyordu. Bıraktığı yerden kavgasına devam etti...”
Halide Edip mandacı mıydı?
Yazarın kitabın “Bitirirken” bölümünün son iki cümlesi aynen şöyle:
“Hakikaten mandacımıydı? Onun hayatını okuyanlar artık bu soruya gülüp geçecekler.”
Şimdilerde işbirlikçi diye suçlananlar, eskinin mandacı diye suçlananlarıydı...
İktidarlara vatan millet nutuklarıyla gelip, emperyalist güçlerin kuklası olanlar,
Ülkenin bugünlere gelmesinde büyük vebal sahibidirler...
Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısıyla var olabilmenin savaşımı içerisinde olduğu tartışılmaz bir gerçek...
Geleceği bilebilmek ve görebilmek açısından, yakın tarihimizi, düşmanlarımızı iyi bilmek özellikle gençlerimiz için bir görev sayılmalıdır...
Yazarın görüşlerine katılabilirsiniz ya da katılmazsınız takdir sizlerin, ancak“Halide Edip” okunması gereken bir kitap...
BURHAN ÖZBEY