ANKARA, 30/06(BYE)--- Almanya'da yayımlanan Hamburger Abendblatt gazetesinin 29 Haziran 2010 tarihli sayısında, Thomas Frankenfeld imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan Hamburg/Ankara çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
--Başbakan Erdoğan, İsrail Uçaklarına Türk Hava Sahasını Kapatıyor...
Obama'nın Danışmanı ABD'den Uzaklaşma Uyarısında Bulunuyor--
100'ün üzerinde subay taşıyan İsrail uçağı, Polonya'ya gidiyordu. Uçaktaki askerler, bir zamanlar bir milyonun üzerinde Yahudi'nin katledildiği Nazilerin ünlü Auschwitz kampındaki anma yerini ziyaret etmeyi istemişlerdi. Fakat seyir halindeki uçak, Türk hava sahasına yaklaştığı bir esnada geri dönmek ve dolambaçlı bir rota izlemek zorunda kaldı. Ankara'daki yönetim, İsrail askeri uçaklarına hava sahasını kapatmıştı.
Dostane olmayan bu siyasi eylem, Türkiye'nin, 31 Mayısta dokuz Türk'ün kafalarından kurşunla vurularak öldürüldüğü İsrail seçkin komandolarının Gazze yardım filosuna yönelik baskınına misillemesi oldu. Yaşanan bu olay, bir zamanlar mükemmel sayılan ikili ilişkileri tuz buz etti.
Önce Anadolu Ajansı, Başbakan Erdoğan'a atfen geçtiği haberde, hava saha yasağının İsrail yolcu uçaklarını da kapsadığını bildirdi. Sonra Ankara'daki hükûmet çevrelerinden, Türk hava sahasının sadece İsrail savaş uçaklarına kapatıldığı şeklinde düzeltme geldi. İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinden, gerilimi daha fazla artırmamak için İsrail ordusundan Ankara'ya resmi bir itiraz iletilmediği duyuruldu. Kanlı "Mavi Marmara" baskınından sonra Türkiye İsrail'den Büyükelçisini geri çekmiş ve ortak askeri tatbikatları iptal etmişti.
Erdoğan, Toronto'daki G-20 Zirvesinde Başbakan Binyamin Netanyahu yönetiminden özür talebini yineledi, el konulan gemilerin iadesini, kurbanların ailelerine tazminat ödenmesini ve uluslararası inceleme komisyonuna izin verilmesini istedi. Türk diplomatik çevrelerinden edinilen bilgilere göre, Erdoğan ciddi olarak Kudüs'le ilişkileri azaltmayı düşünüyor. Ankara'dan seslenişinde Erdoğan, hiç kimsenin İsrail'e saldırıda bulunulduğundan söz edemeyeceğini söyledi. Erdoğan, "Tek bir silah bulunsaydı, bu İsrail için büyük bir haber olurdu. Ama silah yoktu." dedi. Böylelikle Erdoğan, komandoların helikopterlerden gemiye inişleri esnasında vahşice saldırıya uğradıkları ve canlarını korumak zorunda kaldıkları yönündeki İsrail açıklamasına atıfta bulunmuş oldu. Gerçekten de çekilen fotoğraflar, Mavi Marmara güvertesinde baygınlık geçiren ve kanlar içinde yatan İsrailli askerleri gösteriyor. İsrail, uluslararası bir inceleme komisyonunu reddederken dün kendi incelemesini başlattı.
Eski "stratejik ortağa" hava sahasını kapatma Türkiye-İsrail politik krizinde yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Washington, Erdoğan'ın aynı zamanda –İsrail'in yeminli düşmanları- İran ve Suriye'ye daha fazla yakınlaşma arayışlarını ise bir parça endişeyle izliyor.
G-20 Zirvesinde Obama bir saat süreyle Erdoğan'ın vicdanına seslendi. Obama'nın önde gelen Avrupa diplomatı Philip Gordon da Türkiye'yi uyararak, Washington'daki destekçilerinin Türk yaklaşımları karşısında günden güne daha fazla kafalarının karıştığını duyurdu. Gordon, "İnsanlar daha önce hiç sorulmayan sorular soruyor. Bu, başlı başına kötü bir durum ve Türkiye'nin destek beklediği konularda ABD'nin destek vermesini zorlaştırıyor." dedi. Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyindeki "hayır" oyuna atfen ise Gordon, kendisinden hiç beklenmeyen derecede sert eleştirisinde şunları ekledi: "Türkiye'nin NATO, Avrupa ve ABD'ye bağlı kaldığını düşünüyoruz, ancak bunun gösterilmeye ihtiyacı var." Türkiye'nin ABD Büyükelçisi Namık Tan ise Gordon'un açıklamalarına cevap verirken şaşkınlığını gizlemedi: "Bu değerlendirmenin haksız olduğunu düşünüyorum. Takas anlaşmasının ardından yaptırımlar konusunda başka türlü oy kullanamazdık, itibarımız söz konusuydu."
Gordon, Türkiye'nin Güvenlik Konseyindeki oyuna yönelik açıklamalarının Washington'da "yeterince anlaşılmadığını" belirtti. Bugüne kadar Türkiye'yi desteklemiş çok sayıda Kongre üyesi şimdiden desteğini çekmiş durumda. Türkiye, İsrail'in Gazze'deki ablukasını zayıflatmaktan ziyade İran karşısında "yumuşak bir rota" izlemekle itham ediliyor. Erdoğan, bunun "sonuçları" konusunda uyarıldı.