Hamili kart...
Bir açılımı olmalı, hamili kart yakinimdir değişmezinin... Bir izahı yapılmalı mutlaka her dönem geçerliliğinin...
Hiç utanılmayan bir şey olmasında büyük gizler var galiba... Göz göre göre ifşasına çekinilmemesinde bilinmez bir hikmet (!) cilası sürülmüş gibi duruyor...
Ve bir de karşılığı olmalı akrostişli hicvi edebiyatta...
Hayat böyle, bugün bana yarın sana...
Akrabam benim, yakınım, senin de yok mu sanki canın ciğerin...
Müstahdem olamaz bu saatten sonra, iyi ki sen varsın orada... Ne olur kapılma müstekreh duygulara...
İrticalen söyledim kaç kere, unuttun herhalde, bir not iliştireyim madem bundan böyle...
Lale Devri çocuklarıyız biz üstadım (!) biliriz Lale Devri’nde olup bitenleri...
İltimasın adını anma, güvenilir adam meselesi canım, hem geçmeyen mi var sanki... İlelebet değil şüphesiz o koltukta, senin döneminde olsa kafi...
Kayırmak değil bizim ki, sahip çıkmak bil ki...
Adamın olsun istemez misin hem, icabında her işini gören...
Racon bu bilirsin, çiğnedin mi bir kez, çiğnerler ne zaman yakalarlarsa ailenin her ferdini...
Tamam mı şekerim!.. Sakın unutma ha!.. Gün olur döner devran, düşer senin de bana, anan, baban, bilcümle akraban!.. Yanağını ellerim, gözlerinden öperim...