Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.
Ramazan’ım da bir aylık misafirliğini tamamladı. Ne fazla kaldı, ne biraz daha dursaydı, ne gelmekle kötü yaptı dedirtmeyen bu misafirin nefsimizi çok haneli isteklerden kurtarmış olmasını umut ediyorum.
Nihat Hatipoğlu iftar öncesi programında Buhari’den aldığı bir rivayeti paylaşmıştı bizimle. Üç mağara adamıydı sanıyorum yaşanmışlığın adı. Üç adam girdikleri bir mağaranın kapısına dayanan kaya yüzünden zor anlar yaşamış, çıkış yolunu birilerinin gelip onları bulmasını beklemek yerine Allah rızası için yaptıkları üç şeyi Allah’a sunmak suretiyle aramak olduğunu konuşmuşlardı. Adamlardan ilki, Allah’ın rızasını almak için bulunduğu eylemi şöyle anlatıyordu:”Her gece annemle babama, çocuklarımdan ve kendimden önce bir bardak süt vermeyi adet edinmiştim, onlar sahipsizlerdi ve benim vereceğim sütü içtiklerini görmeden gözüme uyku girmezdi. Bir gün evde bir şişe süt olduğunu fark ettim. Annem ve babam uyuyorlardı, onların uyarmaya kıyamadım, bekledim uyanırlar da içerlerse kalanını eşim, ben ve çocuklarım paylaşacaktık. Fakat acaba uykularına ara verirler mi başlarında beklediğim anne-babam sabaha kadar uyanmamışlardı. Ve ben de onlar uyanır da sütü verebilir miyim diye başlarında sabahlamıştım. Bunu Allah’ın rızasını almak için yapmıştım. Rabbim bunun için bu o taşı oradan kaldırır mı?”derken kaya biraz yerinden kımıldadı. Fakat bir insanının geçebileceği genişlikte değil. Bu kez diğer adam anlatmaya başladı:”Ben amcamın kızına aşık olmuştum, onu çok beğeniyordum, bir gün amcamın kızı benden bir miktar borç para istedi. Ben de bu parayı benden benimle beraber olması karşılığında verebileceğimi söyledim. Kız, bunu asla kabul edemeyeceğini söyleyip, sözünden rücu etti. Fakat aradığı parayı bulamayıp tekrar kapımı çalmak durumunda kaldığında teklifimi kabul etmekten başka çaresi yokmuş gibi görünüyordu. Bir odaya girdik. Bana her yeri kapamamı, bütün kapıları örtmemi söyledi. Ben de kapıları kapadım. Fakat daha sonra bir kapıyı açık bıraktığını onu nasıl örteceğimi sordu, o da Allah kapısıydı. “Onu da ört öyle gel” dedi. Ben bunu yapamayacağımı ve kızı çok pis bir şeye zorladığımı anladım. Ondan af diledim. Bundan sonra sen benim kardeşimsin diyerek istediği, dara düştüğü zaman gelip beni bulabileceğini söyledim. Bu anlatılanlardan sonra kapı biraz daha açıldı fakat yine de bir insan cüssesinin geçebileceği aralıkta değil. Bu defa sonuncu adam Allah rızası için vuku bulan hadiseyi bıraktı diskurlarına. “Benim bir pirinç dükkanım ve içinde çalışan işçilerimden birinin benden alacağı bir kilo pirinç hakkı vardı. İşçi işten ayrılıp gitti. Fakat ne o pirincini almış, ne de ben verebilmiştim. O kalan pirinçle bir tane koyun aldım, o koyun zaman içinde üreyerek sürüye dönüştü. Gel zaman git zaman işçi pirincini almak için bana geldi. Ben de o pirinci sattığımı, yerine bir koyun aldığımı ve onunda önünde duran bu sürüye dönüştüğünü söyledim. Bu sürü senindir, al git”dedim ve işçi sürüyü aldı, gitti. Ondan tek kuruş üstüne para almadım. Benim de Allah’ın rızasını gözeterek yaptığım şey budur.”Bu anlatılanlar üzerine mağaranın kapısı sonuna kadar açıldı ve üç mağara adamı vuslata erdiler…..
Bu ahbariliğinden dolayı Nihat hocaya şükranlarımı sunuyorum. Ki kendisinden bunu dinledim dileyeli Allah rızası için ne yaptığımı soruyorum kendime. Elle tutulur, teraziye konulur, hora geçer bir şey bulamadığım gibi o mağaranın başıma yıkılması ihtimalini kendime daha yakın görüyorum... İyi düşünülerek tutulan yol, Tefekkür ile tasmim etmek, ihtiyar olunacak meslek ve harekete karar vermek…Bunlardan hangi birini yapmıştım? Yaşlılığına binaen elinden tuttuğum, işini gördüğüm birine hürmeten daha fazla ne yapabilmişim ki? Muhtaç, müşkül, biçare birinin bir günlük ihtiyacının dışında neyine derman olmuşum ki? Hasta diye suyunu tuttuğum, arkasına yastık koyduğum birine başka nasıl deva olmuşum ki? Büyüklük yapıp kimin kusurunu örtmüş, kimi bağışlamış, kimi hatalı iken olmadığına inandırmışım ki? Anamın, babamın gönlünü, rızasını, duasını almayı ahı kadar kolay başarabilmiş miyim ki? Mütecavizlere tecviz ederken Allah’ı ne kadar düşünmüşüm ki?
Söyleyin hangi birimiz mağaranın kapısını açtıracak bir haseneye sahibiz ki? Hangimiz Ahyar, hangimiz Eşrar bir bilen var mı?