HARAKİRİYE GEREK YOK İSTİFA YETERLİ!
İnsani duygular taşıyan hiç kimse;
Bir başkasının yaşamına intiharla (harakiri ile) son vermesini istemez.
Tabii biz de istemeyiz… Ne şekilde ölürse ölsün, hiç kimsenin ölümü karşısında, bir hayvan telef olmuşcasına lakayt ve duyarsız da olunamaz.
İnsan yaşamı her şeyin üzerindedir.
Öldürmek kadar, bir başkasının ölmesini istemek de insani değildir.
Tabii vatan savunması söz konusu olduğunda durum başka..
Başkent Doğalgaz Genel Müdürü Veysel Karani Demir; 7 üniversiteli gencin doğalgazdan zehirlenerek ölmesi ile ilgili yaptığı basın açıklamasında, ortaya koyduğu akıl almaz tavır ve yaptığı konuşmadan ötürü, toplumda oluşan büyük tepki sonucu istifa etmek zorunda kaldı.
Birileri zorla istifa ettirmiş olsa da, Genel Müdür’ün istifası, kamuoyunda oluşan tepkilerin bir ölçüde azalması açısından yerinde oldu. İyi oldu…
Veysel Karani Demir’in harakiri yapmasına gerek yok, istifa yeterli…
Japonya’da olsa; Japon toplumu büyük olasılıkla, böyle bir durum karşısında bir harakiri olayı ile karşılaşabilirdi.
Kendi toplumundan ölen insanlar karşısında, Veysel Karani Demir kadar duyarsız davranan, olayın üzerinden henüz daha saatler geçmişken, yüzünde en ufak bir üzüntü belirtisi olmadan, olayla ilgili değerlendirmelerde bulunan bir sorumlu, bu zamana kadar görmedik, göreceğimizi de sanmıyoruz.
Yedi talihsiz gencimizin ölümünde ki kusurun şunda ya da bunda olması üzerinde durmuyoruz, o işin çok önemli başka cephesi.
Bu yazıyı tansiyonumuz yükselmiş ve kızgınlık içerisinde yazmamızın nedeni; Bay Veysel Karani’ nin basın açıklamasında ki akıl almaz tavrı, konuşmaları ve kılık kıyafeti…
Sanki Başkentin ve büyük bir metropolün Doğalgaz şirketinin en üst düzey yöneticisi değil de; bir köy imamı ya da bakkalı kameralar önündeydi.
O ne lakaydi? O ne pervasızca konuşmalar ve değerlendirmeler, yaka bağır açık… Yüzünde en küçük üzüntü ifadesi yok… Gazetecilerin kravatınız niye yok diye sorması üzerine “kravat hediye et de takayım” diye verilen laubali cevaplar…
Ölen ana kuzusu gençlerin yarattığı dramatik tablo, yüreğinde en küçük acı bırakmamış, adamın derdi neymiş meğer “Cuma’ ya yetişmek!
Bir de dönmüş üzüntüden yürekleri allak bullak olmuş vaziyette görevini yapmaya yoğunlaşmış gazetecilere; “Cumanız mübarek olsun” diyor!
Kardeşim kime mesaj gönderiyorsun?
AKP’nin seni “o özelliğinden ötürü” oraya getirenlere; bakın ben ne dindarım yılbaşı gecesi eğlenirken ölenlere ancak böyle davranılır diye mesajlar vermeye mi çalışıyorsun.
Senin Cuma’n bizi ne ilgilendirir Veysel Karani?
Cennet’e gitsen bize ne, gitmesen bize ne? Senin günahlarının af olması bizi neden ilgilendirsin ki? Bizimkilerin de seni ilgilendirmeyeceği gibi!
Biz senin “Cuma”na değil kardeşim, önce devletten aldığın aylık karşılığında topluma ne verdiğine, görevini nasıl yaptığına, verimine, insanlara nasıl davrandığına bakarız, bizi ilgilendiren senin görev aktiviten!.. Sözde “dini aktivitenin” bize ne gereği var ki?
Ne bilelim biz; Allah’ın huzurunda namaza dururken, ne ölçüde samimisin? Gerçek anlamda Müslüman mısın, yoksa gösteriş ve reklam için mi ibadet yapıyorsun?
Daha vücutları yeni soğumuş yedi pırıl pırıl gencimizin cesetleri ortada iken; olayı duyan gören herkesin yüreği cayır cayır yanarken; sen sorumluların üst amiri olarak nasıl şirketinin özelleştirmesini düşünürsün öyle bir ortamda anlamak ve izah etmek mümkün değil!
X
Böyle olur işte. Bizden olsun, bizim kafadan olsun diye iş başına getirdiğiniz, işten anlamazların durumu ve sonu.
Sayın Başbakan,
Bay Melih Gökçek,
Niye çıkıp ortaya bir açıklamada bulunmuyor ve olayla ilgili üzüntülerinizi beyan etmiyor sunuz?
Bu ülkenin vatandaşları olarak sizlerden üzüntü açıklaması beklemek hakkımız değil mi?
Tıpkı türbanlı genç kızlar ölümlerinde, gecikmeden yaptığınız üzüntü açıklamaları gibi…
BURHAN ÖZBEY