HAŞİM KILIÇ VE KARAR
“AKP’nin kapatılma davasına” “red” oyu vereceği,
çok önceden kesine yakın olarak tahmin edilen,
bu yönde hakkında,
basında yazılar yazılan ve değerlerdirmeler yapılan
ayni okul mezunu olduğumuz (Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademesi) Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç,
gazeteciler önünde,
AKP’nin kapatılmayacağı yönünde yaptığı açıklamada
son derece gergindi…
Kararı açıklamadan önce,
kişisel görüşlerine dayalı yaptığı açıklama
kamuoyundan onay gördü mü görmedi mi bilmiyoruz…
Ancak, Kılıç’ı bilinen,
daha doğrusu kamuoyuna yansıyan ideolojik yapısı nedeniyle,
belli bir ideolojinin tarafı olarak gördüğümüz ve yargıç konunumuyla,
davada vereceği oyun hangi yönde olacağını,
ideolojik taraflılığı nedeniyle,
pek çok kişi gibi önceden tahmin ettiğimizden,
bu yönde ya da bu konuyla ilgili yapacağı açıklamaları,
doğru ve yerinde bulamazdık.
Bulmadık da…
Çevremizde ki pek çok kişi,
Sayın Kılıç’ın kararının,
eşi türbanlı ( bundan ötürü AKP zihniyetine yakın) olduğu için,
AKP lehinde olacağını aylar öncesin de söylüyor,
ısrarla dile getiriyordu…
Mahkeme’nin 11 yargıcından 10’u,
AKP’nin laikliğe aykırı hareket ettiğine inanıyor,
ve bu yönde karar ortaya koyuyorken,
Sayın Kılıç ise tek başına “davanın reddi konusunda” oy kullanıyor.
Acaba 10 kişi mi haklı, yoksa 1 kişi mi?
Ayni şekilde,
bir önce ki mahkeme kararında da,
türbanın üniversitelerde serbest bırakılması yönünde ki AKP kararını,
Mahkeme’nin 9 üyesinin muhalefetine karşın onayladı
ve üniversitelerde türban yasağına karşı çıktı…
Karara katılır ya da katılmazsınız,
kararı vicdanen onaylar ya da onaylamazsınız,
Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara,
ve tabi ki bütün yargı kararlarına saygı duymak,
her yurttaşın görevidir.
Hukuk devletinde,
herkes yasalara ve mahkeme kararlarına uymak ve saygı göstermek zorundadır.
Mahkeme Başkanı Sayın Haşim Kılıç’ın,
kapatma davasında karara yönelik “red” oyunun,
subjektif olduğu düşüncesiyle,
vicdanımızda onay bulmamış olmasına karşın,
Yüce Mahkemenin,
dava sonucunu belirleyen “kapatmama” şeklindeki son kararına,
Tabi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak,
saygı duyduğumuzu,
saygı duymak zorunluluğunda olduğumuzu belirtmek isteriz…
Onda şüphe yok…
Biz böyle düşünüyoruz,
fakat Sayın Kılıç; “verdiğim tüm kararlar,
hukuk kriterleri içerisinde vicdanidir” diyebilir.
Ona da sözümüz olamaz,
o öyle düşünebilir,
bizler de böyle…
Ancak, kararın tartışılmasını,
zamana ve kamuoyunun takdirine bırakıyor,
ülkemiz adına kötü günlerin geride kalmasını diliyoruz.
Umarız “karar” milletimiz ve ülkemiz adına hayırlı sonuçlar getirir.
Tabi ki ibret çıkarılırsa…
BURHAN ÖZBEY