HAŞİM KILICIN OĞLU KİM Kİ?
Makul bir açıklama yapılmazsa, vatandaş olarak tepkimizi ortaya koymakta haklıyız.
Haberi televizyonlarda izleyip yazılı basında da okuduktan sonra, bunun geçiştirilecek küçük bir olay olmadığını anladık
“Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın oğlu Ahmet Şirvan Kılıç’a, askeri yemin töreni sonrasında yapılan iktidar destekli (devlet destekli demiyoruz) ayrıcalık, pek çok kişi gibi, bizim de damarlarımızdaki kanın akışını hızlandırdı…
“Yemin töreninin ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın oğlu Ahmet Şirvan Kılıç, 2 günlük izne çıktı ve Kaymakam Ali Dursun’un makam aracına binerek Kaymakamlık Konutu’na gitti. Kaymakamlık Konutu’nda Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan ve Kaymakam Ali Dursun, yaklaşık yarım saat Ahmet Şirvan Kılıç’la sohbet etti. Daha sonra Vali Doğan konuttan ayrıldı. Ahmet Şirvan Kılıç ise yaklaşık 1.5 saat daha konutta kaldıktan sonra, kendisini almaya gelen özel araçla Çorlu’dan ayrıldı.”(Basından)
Basında çıkan haber böyle…
Haberin doğruluğunu esas alarak görüşlerimizi açıklıyoruz.
Kimdir bu Ahmet Şirvan Kılıç?
Babasının Anayasa Mahkemesi Başkanı olmasından ötürü bilinen başka özelliği ne? Hiçbir özelliği yok, sizin bizim çocuklarımızdan farklı olarak… Sıradan bir evlat!...
Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan ve Kaymakam Ali Dursun’un basına yansıyan olayla ilgili açıklamasına tanık olmadık. Şayet konuyla ilgili vicdanen onay bulan bir açıklama yapmadılarsa, derhal açıklamada bulunmaları gerekir.
Sessiz kalırlarsa, hatalı olduklarını, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın oğluna ayrıcalık tanıdıklarını kabul ettikleri anlamı çıkar.
Olay sadece makam arabasıyla alıp götürerek Ahmet Şirvan Kılıç’a ayrıcalık tanındığı boyutunda basit bir yakıştırmayla kalmaz. İşin bu yönü pek de önem arz etmeyebilir.
Bu durum, Baba Haşim Kılıç’ın iktidarla (AKP ile) iyi ilişkiler içerisinde olduğu, dolayısıyla bundan sonra ki AKP’yi (iktidarı) ilgilendiren Anayasa Mahkemesi kararlarında ki oyunun renginin ne olacağının açıkça belli olacağı yönünde kamuoyunda zaten var olan bir ön kanaata ve rahatsızlığa pekiştirme yapabilir…
Kimdir Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç?
Bu satırların yazarı gibi Eskişehir İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nden (İ.T.İ.A) bizden birkaç dönem sonra mezun olmuş bir işletmeci ya da iktisatçı. Çünkü Eskişehir İ.T.İ.A. bir hukuk okulu, (fakültesi ya da akademisi) değildi…
Şimdi ise devletin yüce bir mahkemesinde önce üyelik, sonra da başkanlık yapan bir zat… Görevini başarılı şekilde yürütebiliyor mu? Bunu kamuoyu görüyor ve vicdanlarında takdir ediyor.
AKP iktidarıyla arasının çok iyi olduğu söyleniyor. Basında çıkan haber ve yorumlar bu doğrultuda…
Partinin kapatma davasında, Mahkemenin verdiği kararda, üyeler arasında kullandığı oyla kapatmaya ve partinin cezalandırılmasına tek muhalif bu zattı.
Kararın açıklamasını yaparken ve partinin kapatılmadığını duyururken bile bu partiye karşı yanlılığını ve taraflılığını konuşma biçimi ve yansıttığı görüntüyle açıkça ortaya koyduğu basında ve kamuoyunda ileri sürülen zat.
AKP aleyhinde olacak kritik davlarda neredeyse sürekli AKP lehine oy kullanan bir zat.
Mahkeme üyelerinin çoğunluğu üzerinde güven yaratamamış bir başkan. Son olarak 8 üyenin Kılıç’a yönelik güvensizliklerini yansıtan açıklamaları, bildirileri bunun somut kanıtı…
Devlet erkanıyla, AKP’nin üst düzey yöneticileriyle çeşitli vesile ve kişisel aktiviteli törenlerde biraya geldiğin; televizyonlarda, basında sık sık gördüğümüz bir zat.
Eşinin türbanlı olduğu söylenen ve bilinen, dinci olduğu iddia edilen bir zat.
X
Haşim Kılıç’la ayni okul mezunuyuz.
O yüce bir yargının, zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın takdiriyle üyesi, şimdi de başkanı oldu. Biz ise devletin bir kurumunda 25 yıl süreyle müfettişlik/başmüfettişlik/teftiş kurulu başkanlığı görevini yürüttük.
Biz de vatani görevini hiçbir ayrıcalık tanınmadan, kurada neresi çıktıysa orayı vatanın bir parçası belleyen ve sonuna kadar kutsal onurla yapan bir evladın babasıyız…
Ahmet beyin, Mehmet beyin, Hatice hanımın, Ayşe kadının ve sade vatandaş milyonlarca anne ve babanın evlatları da; bizim evladımız gibi vatani görevlerini; kendilerine hiç ayrıcalık tanınmadan ve böyle bir ayrıcalığa obje olmadan yaptılar.
Kimi can parçaları evlatlarımız, yürek yakan acılarla şehitlik mertebesine ulaştı. Kimileri, ellerini, kollarını, ayaklarını, gözlerini kaybederek, gazi olup geldiler.
Hiçbiri hiçbir zaman babalarının görevleri ya da konumlarını kullanarak, Vali ve kaymakamların makam arabalarında, kendilerine özel ayrıcalık tanımalarını beklemediler ve kimilerinin olanakları olduğu halde böyle bir şey için kendilerine fırsat tanımadılar…
Bilmiyoruz, onların babaları da bir yüce mahkemenin, devrin iktidarına tarafgirlik ve sempatiyle baktığı iddia edilen bir babanın evlatları olsalardı, istemeseler dahi valilerin, kaymakamların mazhariyetlerine nail olabilirler miydi?
Son söz:
Ben oğlumun davranışından neden sorumlu tutuluyorum biçiminde kabul görmeyecek gerekçeye sığınmadan önce, çünkü bu inandırıcı olmaz; Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç çıkıp milletin önüne üzüntüsünü, Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan, Kaymakam Ali Dursun’ da derhal özürlerini belirtmelidirler.
Bilmiyoruz, kamuoyunda bu olayla ilgili oluşan yoğun tepkinin biraz olsun azalmasına ne ölçüde yararı olur, o da başka!...
BURHAN ÖZBEY