Garip, çöp de bir sonuçtur. Biz de üst diyeceğim diğer alemlerin sonucuyuz. Bazen kendi üstüme de çöplere sıktığım EM (effective microorganisms) gibi kötü bakterileri iyi bakterilere dönüştüren bir sprey sıkmak istiyorum.
Işte süreç bununla alakalı. Gün içinde; 613 tane olduğu söylenen insan arzularını, yine aynı rakamdaki evrenin 613 aşk arzusuyla dengede tutmak. Nasıl bir iş anlamış değilim ama her düzeltmeye çalıştığım iki üç günün sonunda egom daha da büyümüş bir canavar olarak çıktı karşıma.
Islah ediyorum, tehdit ediyorum, görmezden geliyorum bana mısın demiyor. Ben onun kölesi oldukça özgürlüğüme kavuşamam biliyorum. Ego nedir? Arzularına göre davranmak. Kendi hayvanının isteği yönde hareket etmek.
Tabi bu durum daha çok hayvan ya da sebze değil de insan konumundakiler için. Peki ya örtüyü kaldırıp da sonsuzluğu bulmak isteyen bunca kişi ne olacak? Yalvaracak, yakaracak, tabii o da yalvarması ve yakarması istenirse.
Arzularla dolu bu dünya tek bir arzu tarafından yaratıldı. Tek bir arzunun kaynağı tek bir yerden geldi. O arzu buralara dağıldı, bize şekillerle renklerle göründü. Biz bunlara baktık, bir anlam çıkarmaya çalıştık, oysa hepsi birdi, tekti.
Kaç gün boyunca geçen hafta yazdığım gayen nedir yazısının uzantısı olarak evrendeki gayemi ararken, bir kaç defa kafama düştü ki sevmeyi bilmeyen benin karşılıksız sevebilmeyi öğrenmesi. Öğrenmek yani. Hem sevmeyi, hem daha iyi sevinebilmeyi.
Biraz daha havadan sudan bahsediyim. Havayı bazıları öğelerden saymazmış. Onu aracı bir tin olarak görürlermiş. Su toprak gibi değil, onun yapısı iletici. Sesleri ve görüntüleri içinde tutabilir, taşıyabilir. Insanların gözeneklerine onlar uykudayken bile girip etkiler. Iletişim bolluğunda bulunduğumuz ve o yüzden hiç bir şey anlamadığımız iletişim çağında kullanılan araçlar yokken elimizde; eski insanlar havayı kullanırlarmış. Resimlenmiş ya da yazılmış bir şeyi açık havada dolunayda bekletirlermiş. Bu görüntülerin benzerleri de havada çoğalarak ay ışığıyla yukarı çıkar, oradan geri yansırmış. Bu işleri bilen başka biri aya baktığında, ay dairesinin içinde olanları görüp bilebilirmiş. Pisagor bunu sık sık yapanlardan biri. Hem bedava, hem simgesel, hem de biraz mucizevi. Uygarlık adına unuttuğumuz, daha bilmediğimiz ne tür mucizeler var merak ediyorum.