Gazetecilikte, köşe yazarlığı imajları ve etiği tartışılmaya başlandı. Bir süredir özel yaşamını en iyi anlatanlar gözde oldu. Hatta eski gazeteciler bu anlamda buruşturulmuş gazete kağıdı gibi çöplere atıldı.
Ve bu yeni yazar türünü üretenler, kendilerini oldukça payelendirdiler.
Bunu bir başarı olarak sundular. Son günlerde bu yazışmaların altı çizilir oldu.
Hürriyet gazetesinde bir süre çalışmış biri olarak, gelişmeleri hayretle izledim. Bizim haddimize hiç düşmeyen, yazılar, haberler, köşe yazarları oluşturulmuştu.
Giderek hiçbir duruş sergilemeyen gazetecilik yönetimi sürükledi. Manşetlerde sadece benimle ilgili olanların gerçekle hiç ilgisi yoktu.. Kimbilir başkalarına neler yapıldı. Bu işin içinde yetişmiş biri olarak, her içimden geldiğinde ben de bu gazeteciliği eleştirdim.
Halka haber vermek, bilgi vermek, su vermek kadar kuüsal bir iş olmalyıdı. Giderek büyüyen gazete sermayesi, gazeteciliği deforme etti.
Sermayenin duruşu, yazarların duruşunun önüne geçti. Özellikle manşetler ve genel politika, sermayenin huyuna gitti. Ayak uydurdu.
Medya iktidar evlilikleri oluştu.
Medyanın isteklerine cevap vermek istemeyen Tansu Çiller’in ipi çekildi. Sonra sıra Erdoğan’a geldi.
Onun çekirdekten siyaseti bilmesi , halkın kahramanı olması , medyanın işini bozdu. Bir sivil başkaldırı ile başa geldi. Medyaya rağmen kazandı.
İşte medya bunadn sonra giderek yozlaştı. Ağır topların etik duruşları, komedi filmlerini kıskandıracak içtenliklere ulaştı..
İnternet medyası gerektiği yere gelmediyse de öneli bir özgürlük alanı oluşturdu.Yazılı medya buralara takılmaya başladı.
İşler karıştı.
Bu kargaşaya hergele birileri lazımmış.Galiba arayışlar sürüyor, ve tartışılıyor.
Belki ben de bu yolda ilerlerim. Kimbilir?....!