AA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şu anda Pakistan'da yaşayanların çektikleri çilenin dinle ifade edilecek yanının bulunmadığını vurgulayarak, ''Oturduğumuz, yaşadığımız ülkelerden oradaki sıkıntıyı yaşamak mümkün değil. İslam dünyası başta olmak üzere tüm insanlığın şu anda Pakistan'ın yardımında olması lazım'' dedi.
Erdoğan'ın himayelerinde İslam, Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından düzenlenen Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlanmasının 1400. yılı uluslararası kutlama programı Grand Cevahir Oteli'nde başladı.
Programın açılış konferansında konuşan Erdoğan, Pakistan'da, sel felaketine maruz kalanları anmak istediğini ifade ederek, şunları söyledi:
''Şu anda Pakistan'da yaşayan kardeşlerimizin çektiği çilenin dinle ifade edilecek yanı yok. Oturduğumuz, yaşadığımız ülkelerden oradaki sıkıntıyı yaşamak mümkün değil. İslam dünyası başta olmak üzere tüm insanlığın şu anda Pakistan'ın yardımında olması lazım. Burada 100 milyon dolar, 200 milyon dolar, 500 milyon dolar, 1 milyar dolar artık işi çözmüyor. Pakistan adeta 17 milyon insanının mağdur olduğu bir sıkıntının içinde. Binlerce insanı ölmüş, her taraf yıkılmış durumda. Burada 'benim petrolüm var' diyen ülkeler, İslam dünyası acaba ne yapıyor? Petrolünün kaçta kaçını buraya aktarıyor? Gücenmesinler, darılmasınlar bu petrolü siz bulmadınız bu size bir nimet. Bu ne zaman işe yarayacak? Biz bunu saltanatlarımızı ikame etmekte mi kullanacağız? Biz bunu Pakistan'ın düştüğü bu durumda kullanmayacağız da ne zaman kullanacağız? Onun için görevimiz ağır, yükümüz ağır, sorumluluğumuz büyük.''
İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'na üye ülkelerden tahmini ne kadar yardım topladığını sorduğunu ve toplamda 1 milyar dolar yardım olduğu cevabını aldığını ifade eden Erdoğan, ''Bu rakam çok komik bir rakam. İslam dünyası burada kalmaması lazım. Bunu çok fazlasıyla aşması lazım'' dedi.
-PAKİSTAN'A GİDECEK-
Başbakan Erdoğan, kendisinin de halk oylamasının hemen ardından Pakistan'a gideceğini bildirdi.
Eşi Emine Erdoğan'ın bir heyetle birlikte Pakistan'a giderek bölgeyi gezdiğini ve döndükten sonra gördüklerini anlatınca olayı çok daha yakından öğrendiklerini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Durum anlatılır bir felaket değil. Çok büyük boyutta. Hemen biz de gideceğiz, yerinde inceleyeceğiz. Teknik ekiplerle ne yapacağız, bunları göreceğiz. Fakat her şeye rağmen tüm İslam dünyasının bu testi başarıyla geçeceğine, Pakistan için ellerinden gelen yardımı yapacaklarına olan inancım tamdır, bunu korumak istiyorum. Türkiye olarak bizler Pakistan'ın yanındayız, yanında olacağız. Bunu sözde bırakmak istemiyoruz. Bununla ilgili olarak Pakistan Başbakanı ile görüşmelerimi yaptım. Kendileri daha sonra neler yapabileceğimizi yazılı olarak da bize bildirdiler. Ve şu anda tren yolda, ulaşmak üzere. Tırlarımız ulaşmak üzere. Onlar her türlü yardımları götürüyorlar. Acil yardımları uçaklarla ulaştırıyoruz. Kampanyalarımız devam ediyor, edecek. Bölgedeki okulların, hastanelerin... Sahra hastaneleri ulaştırdık. Doktorlarımız orada görev yapıyorlar. Köprülerin onarımı için her türlü yardımı yapacağımızı kendilerine ilettim. Milletimizin alicenaplığı her zaman olduğu gibi büyük bir hassasiyet içinde devam ediyor. Şu anda sadece Başbakanlık hesabında toplananlarla Diyanet İşleri teşkilatımızın topladıkları 100 milyon dolara doğru yaklaşıyor. İnanıyorum ki bu bayramda topladıklarımızla bunun çok daha üzerine çıkacağız. Ama biz bunlarla bunu bırakmayacağız. Süreci devam ettireceğiz, devam ettirmemiz lazım. Çünkü oranın yeniden inşası, imarı, kısa süre içinde olacak gibi değil. Bize yakışan budur. Medeniyetimize inancımıza yakışan budur.''
ERDOĞAN "EVET"Çİ GRUPLA SOHBET ETTİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nden ayrılırken, halk oylaması için ''evet'' propagandası yapan grupla kısa süre sohbet etti.
Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Kazlıçeşme Meydanı'nda düzenlenecek mitinge katılmak için Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nden ayrıldı. Erdoğan, 12 Eylülde yapılacak referandum öncesinde bugün başlayan propaganda yasakları dolayısıyla sivil plakalı araç kullandı.
Erdoğan'ın, ünlü İrlandalı Rock grubu U2'yu kabulü sırasında, ofis önünde Küçükyalı Spotçular Derneğinden bir grup, sağanak yağmur altında üzerinde ''Haydi Türkiye tarihlerde yok olmaya değil, 12 Eylülde tarih yazmaya 'evet'. Sana aşığız Türkiye'' yazılı pankart açtı.
''Evet'' yazılı şapka ve tişörtler giyen grup, ''Referanduma evet'' ve ''Adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan'' şeklinde sloganlar attı. Erdoğan, ofis önünde aracını durdurarak gruptakilerle bir süre sohbet etti.
Bu arada, Başbakan Erdoğan'ın evinin bulunduğu Kısıklı'daki caddelere, Üsküdar Rizeliler Derneği tarafından ''He deduk da evet'' pankartı asıldı.
"PRANGALARI KIRMAKLA UĞRAŞMAK İSTEMİYORUZ"
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 7.5 yıl ayaklarındaki prangaları kırmakla uğraştıklarını belirterek, ''Artık bu prangaları kırmakla uğraşmak istemiyoruz'' dedi.
Erdoğan, partisince Kazlıçeşme Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, halk oyuna sunulacak 26 maddelik anayasa değişikliği hakkında bilgi verdi.
Anayasa Mahkemesini değiştirdiklerini, yeni bir teşkilat yapısı oluşturduklarını anlatan Erdoğan, yüksek mahkemenin üye sayısını 11'den 17'ye çıkardıklarını söyledi.
Mevcut 4 yedek üyenin asil üye olacağını, ayrıca 2 üyenin hukukçulardan seçileceğini belirten Erdoğan, bu süreçte Meclisin doğrudan üye seçmeyeceğini, hukukçularca seçilen üyelerin Meclis tarafından tercih edileceğini anlattı.
Erdoğan, baroların 3 isim göndereceğini, birini Meclisin tercih edeceğini, Sayıştay'ın 2 üye için 6 isim vereceğini, Meclisin de bu isimlerden 2'sini tercih edeceğini kaydetti.
Avrupa ülkelerinde anayasa mahkemesinin üyelerinin neredeyse tamamını Federal Meclis veya Federal Konsey'in seçtiğini, bazılarında ise hükümetin belirlediğini dile getiren Erdoğan, yapılan yeni düzenlemede hükümetin böyle bir seçim yapmadığını söyledi.
Erdoğan, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) ise hükümetten sadece Adalet Bakanı ve müsteşarın bulunduğunu, bunu da kendilerinin getirmediğini, yıllar önce var olan bir uygulama olduğunu belirtti.
-''ŞİMDİ MİLLETİN ÖN BAHÇESİ OLACAK''-
Şu anda HSYK'ya kürsü hakimlerinin 15 yıllık hakim ve savcılardan 10 üye seçeceklerini, bunların şimdi bunu bile hazmedemediklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
''Niye? Çünkü daha önce onların arka bahçesiydi. Şimdi milletin ön bahçesi olacak, onun için... Bu hazımsızlık nereye kadar gider bilemem. Ama benim bildiğim bir şey var. Adalet mülkün temelidir. Ve inşallah bu olacak. Artık üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne gidiyoruz. Çünkü ileri demokrasi bu, özgürlükler bu. Aksi takdirde işte korsanlar, işte çeteler bunlarla mücadele verdik, bunlarla uğraştık. Ayaklarımızdaki prangaları kırmakla uğraştık. 7.5 yılımız böyle geçti. Artık bu prangaları kırmakla uğraşmak istemiyoruz. Sadece biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik deyip hizmet etmek istiyoruz. Söz sende, karar sende, yetki sende, mühür sende. Şimdi soruyorum; çetelerle mücadeleye evet mi? Büyük Türkiye, itibarlı Türkiye'ye evet mi, ileri demokrasiye evet mi, aydınlık bir Türkiye'ye evet mi?''
Kalabalıktan ''Evet'' sesi yükselmesi üzerine Erdoğan, İstanbullulara ''kararımız, oyumuz ve tercihimiz'' diye sordu ve her birine ''evet'' yanıtını aldı.
-''BU BİR KIRILMA NOKTASI''-
Başbakan Erdoğan, İstanbul'un kararını verdiğini, halk oylamasına kalan bir haftalık süre içinde gece gündüz demeden, kapı kapı dolaşacaklarını söyledi.
''Çünkü bu bir kırılma noktasıdır. Bu bir sıçrama noktasıdır. Bunu sizlerle aşacağız'' diyen Erdoğan, çünkü kendilerinin güçlerini halktan ve haktan aldıklarını kaydetti.
Erdoğan, Şeyh Edebali'nin ''İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'' dediğini hatırlatarak, ''Bursa'nın temelinde işte bu var. Edirne'nin temelinde işte bu var. İstanbul'un ruhunda işte bu var. Süleymaniye'nin, Fatih'in, Ayasofya'nın, Topkapı'nın, Dolmabahçe'nin harcında, mayasında, ruhunda, özünde işte bu anlayış var. Bizim sevgi medeniyetimizin kültürümüzün, tarihimizin kökeninde bu ilke var. Bu zihniyet var. İnsanı yücelteceksin ki devlet yücelsin, insanı yaşatacaksın ki devlet yaşasın, insanı güçlendireceksin ki devlet güçlensin'' diye konuştu.
-''DARBELERLE MİLLİ İRADEYİ BOĞMAK İSTEDİLER''-
Türkiye'de 27 Mayıs 1960'ta bir darbe yapıldığını ve seçimle gelmiş bir başbakan olan Adnan Menderes ile seçimle gelen bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edildiğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Siyasetin üzerine çöktüler. Milli iradeyi boğmak istediler. Demokrasiyi ortadan kaldırmak istediler. Yaptıkları darbe milleti vurdu, Türkiye'nin gelişimine darbe vurdu. Hakka hukuka darbe vurdu. Ama hedeflerine ulaşamadılar. Milletin demokrasi yürüyüşünü engelleyemediler. 12 Mart'ta tekrar demokrasiye müdahale ettiler. Aynı şekilde 12 Eylül'de bir kez daha demokrasiyi kesintiye uğrattılar. Bitmedi, 28 Şubat'ta bir kez daha milli iradeyi küçümsediler. Siyasetin üzerine karabasan gibi çöktüler. Siyasetin üzerine vesayeti yerleştirdiler. İnsanı değil devleti merkeze aldılar. 'İnsan için devlet' değil, 'Devlet için insan' dediler. Vatandaşına hizmetkar olan değil, vatandaşına buyurgan olan anlayışı egemen kıldılar. Halbuki yeri geldiği zaman bunlar 'Atatürkçüyüz' diyorlardı. Ama Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu ifadeyi kullanıyordu; 'Millete efendilik yoktur, millete hizmet etmek vardır' diyordu. Bunlar akşam başka, sabah başka. Sanal korkular yaydılar. Sanal tehditlerle milleti sindirdiler. Çetelerle mafyayla sinsi örgütlenmelerle ülkeye millete istikamet çizmek istediler. Şimdi mafya var mı, şimdi çeteler var mı? Bunların karşısında bütün tehditlere karşı dimdik durduk. Yılmadık, usanmadık, böyle devam ettik, böyle devam edeceğiz.''
-''İMRALI'YLA GÖRÜŞENLER BULUNUYOR''-
Başbakan Erdoğan, internette takibe takılanların olduğunu, İmralı'yla görüşenlerin bulunduğunu da belirterek, şöyle devam etti:
''Bütün bunlar niçin yapılıyor? '12 Eylülde 'evet'i engelleyelim. Sakın ha sandığa gidilmesin'. Bunun kampanyasını yapanlar var. Ama Diyarbakır coştu. Diyarbakır güçlüydü. Diyarbakır 'evet' dedi. Ve ben Diyarbakırlı kardeşlerime şunu söyledim; 'AK Parti iktidarı hiçbir etnik unsurun iktidarı değildir. AK Parti iktidarı Türkiye'deki 73 milyonun iktidarıdır. Türk de benim kardeşim Kürt de benim kardeşim. Laz'ı da Çerkez'i de Arnavut'u da, Boşnak'ı da, Roman'ı da, Arap'ı da, Gürcü'sü de hepsi benim kardeşim. Çünkü biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz, makam mevkiden dolayı değil, para puldan dolayı değil. Onların hepsi gelip geçici. Cumhurbaşkanı olsan ne yazar, başbakan olsan ne yazar, Genelkurmay başkanı olsan ne yazar, bakan olsan ne yazar. Bir gün gelecek öleceksin 2 metre bir mezara gömecekler ve 'Cumhurbaşkanı niyetine' demeyecekler. 'Er kişi niyetine' diyecekler. 'Başbakan niyetine' demeyecekler. 'Er kişi niyetine' diyecekler. Ben boydan biraz daha farklı mezar istiyorum. Durum bu. Öyleyse kime neyin afrasını tafrasını yapıyoruz. Mütevazı olalım. Gurur kibir... Bunların hiçbirisi bir yere taşımıyor. Önemli olan bu kubbede hoş bir sada bırakmak. Bunu başarmamız lazım.''