Son Haberler
28.05.2012 Pazartesi 21:05
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

HSYK, Anayasa değişikliği eleştirilerini kitaplaştırdı
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Kadir Özbek ve Kurul üyesi Ali Suat Ertosun'un imzasıyla, "Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna İlişkin Anayasa Değişikliği Konusunda Analitik Bir İnceleme" isimli bir kitapçık yayımlandı. 20.08.2010 16:46

ANKARA (ANKA) -
Kitapçığın sunuş bölümünde, Anayasaların devletin siyasi yapısını, özelliklerini, işleyişini, kurumlarını, vatandaşların hak ve öz-gürlüklerini düzenleyen temel hukuk metinleri olduğu anlatıldı. Söz konusu kitapçıkla neyin amaçladığı ise şöyle ifade edildi:
"Ülkemizin Anayasa değişikliği sürecine girdiği bugünlerde hazırlanan bu Kitapçık, uluslararası belgeler ve hukukun genel ilkeleri çerçevesinde yargı bağımsızlığının değişik boyutları konusundaki görüşlerin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Deneyimlerimizden kaynaklanan birikimlerimizin, öncelikle yerli ve yabancı bilimsel çevrelerin, özellikle de anayasa hukukçularının teorik çalışmaları için önemli bir veri oluşturabileceği, böylelikle bu alanda yeni bilimsel eserler yazılmasına vesile olabileceği düşünülmektedir."

-TORBA KANUN-

Kitapçıkta, Anayasa değişiklik paketinde yer alan, "seyahat hürriyetinden AYM'ye, toplu iş sözleşmesinden HSYK'ya, kamu denetçiliğinden çocuk haklarına kadar olan konuların bir panel veya seminerde dahi birbiriyle ilgisizliği nedeniyle birlikte tartışılması mümkün olmayan konular" olduğu savunuldu.
Kitapçıkta, söz konusu yöntemin, "halkın iradesini sınırlandırması nedeniyle antidemokratik olduğu kadar, evrensel hukuk ilkeleriyle de bağdaşmamakta" olduğunu anlatıldı. Değişiklik paketinin "Torba Kanun" olarak ifade edildiği kitapçıkta, "Torba Kanunların" erken dönemlerden beri yasaklandığı anımsatıldı. Kitapçıkta, "Bu yasaklamayla, halkın istemediği birtakım konuların çok arzu edilen tekliflerin arasına sıkıştırılarak kanunlaştırılması önlenmek istenmiştir. Tek başına oylandığında Meclis'ten geçmeyecek kanun maddelerinin bu yolla kabul edilmesi, arzu edilen diğer maddelerle birlikte ve tek seferde oylanmasının bir nev'i siyasi rüşvet ya da muvazaa olduğu kabul edilmiştir" denildi.
Kitapçıkta, birbiri ile bağlantısı olmayan hükümlerin birlikte referanduma sunulamayacağı da ifade edilerek bunun Venedik Komisyonu tarafından kabul edilmiş olduğu anımsatıldı.

-YARGI BAĞIMSIZLIĞINA AYKIRI-

Anayasa Değişikliği Paketinde HSYK'nın değişikliğine ilişkin maddeyle, hakim sınıfından olmayan Bakan dahil 5 asıl üyenin Kurulda yer almasının, "hakim ve savcıların ihracına kadar varan kararlara imza atması, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti açısından kabul edilebilecek bir durum olmadığı gibi Anayasa'nın diğer hükümlerinin sistematiği ile de uyumsuz" olduğu değerlendirilmesinde bulunuldu.
Kitapçıkta, Kurul üyelerinin bağımsızlık ve tarafsızlıklarından hiçbir şekilde tereddüde düşülmemesi gerektiği de dile getirildi.

-"MAHKEMELERE DUYULAN GÜVENİ SARSAR"-

Kitapçıkta, öğretim üyelerinin Kurul'un yapısında yer alması da şöyle eleştirildi:
"Bilindiği üzere öğretim üyelerinin çoğunluğu mütalâa vermekte; müşavirlik, avukatlık ve bilirkişilik yaparak çok sayıda davada görev almakta ve kazanç sağlamaktadırlar. Bu kişilerin Kurulda görev almaları, davanın karşı tarafı açısından mahkemelere duyulan güveni sarsıcı bir nitelik taşır. Çünkü her türlü özlük hakları açısından Kurul üyelerinin oyuna ihtiyaç duyan hâkimin, herhangi bir Kurul üyesinin adının geçtiği bir davada tarafsızlığı konusunda haklı sayılabilecek şüphe ve tereddütler oluşabilir."

-CUMHURBAŞKANI'NIN ÜYE SEÇMESİ ELEŞTİRİLDİ-

Kitapçıkta, Cumhurbaşkanı'nın Kurula üye seçmesinin demokratik ilkelere ve yargı bağımsızlığına aykırı olduğu da ileri sürüldü. Kitapçıkta, "Mevcut sisteme göre Kurul üyelerinin doğrudan Yüksek Mahkemeler tarafından seçilmeyip, gösterilen adaylar arasından Cumhurbaşkanınca atanmasının, kuvvetler ayrılığı ilkesine ve yargı bağımsızlığına aykırı olduğu kabul edilip eleştirilirken; Kanun'da, Cumhurbaşkanına hiçbir sınırlama olmaksızın hukukçular arasından doğrudan atama yetkisi tanınmakla etkinliği pekiştirilmiştir" değerlendirilmesinde bulunuldu.

-"YÜKSEK YARGININ İRADESİ YOK"-

Kitapçıkta, Kurul'a seçilecek üyelerin belirlenmesinde Yargıtay ve Danıştay Genel Kurullarının çoğunluk iradesinin yok sayıldığı da vurgulandı. Söz konusu değişiklikte, seçilecek aday sayısı kadar oy kullanılması yerine, seçimlerde her seçmen üyenin seçilecek tüm adaylar için sadece bir oy kullanmasının öngörüldüğünün hatırlatıldığı kitapçıkta, "Bu durum, Anayasa'nın 2'nci maddesinde öngörülen hukuk devleti ve demokratik devlet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır" denildi.

-"YÜRÜTME ORGANI YARGIYI HEGEMONYASINA ALIYOR"-

Kitapçıkta, yapılan değişiklikle "Kurul üyelerinin önemli bir kısmı yürütme organı tarafından belirleniyor" denilerek, "Bakan ile Müsteşar da Kurul üyesi oldukları için Kurulun 22 üyesinden 6'sı yürütme organı tarafından belirlenmektedir. Yürütme organının doğrudan seçtiği üye sayısı 7'ye yükselmekte; hatta Bakanlık mensuplarından birisinin Kurula seçilme ihtimali de bulunmaktadır. Bu da kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olup; yürütme organının, kendisini denetlemekle görevli olan yargı organını hegemonyası altına alması anlamına gelmektedir" eleştirisinde bulunuldu.
Adalet Bakanlığını Müsteşarının Kurul'da yer almasının AB tarafından eleştirildiğine dikkat çekilen kitapçıkta, "Demokratikleşme iddiasıyla yapılan değişiklikte, bu yanlışlığın devam ettirilmesi anlaşılır değildir" denildi.

-"SİYASİ ARENEYA DÖNÜŞÜR"-

Yapılan değişiklikle, "TBMM'de çoğunluğu oluşturan yürütme organı, yargı bağımsızlığı açısından en önemli iki konu olan atama kararnamesini yapmak ve hâkimlerin müstemir yetkilerini belirlemekle görevlendirilen dairede çoğunluğu sağlayacak şekilde bir kanun çıkararak, yargı üzerindeki etkinliğini daha da artırabilir" iddiasında da bulunuldu. Bu durumda yargı teşkilâtının, her iktidar değişikliğinde bir sarsıntı geçireceği ve siyasî oyunların oynandığı bir arenaya dönüşebileceğinin de altı çizildi.

-"SAKINCILI HÜKÜMLER İÇERİYOR"-

Kitapçıkta, söz konusu değişikliğin hukuk devleti açısından da "sakıncalı hükümler içermekte" olduğu belirtilerek, şöyle denildi:
"Kurulun tüm disiplin kararlarına karşı idarî yargı yolunun açılması gerektiği Kurul ve öğreti tarafından ifade edilmesine rağmen sadece ihraç kararlarına karşı yargı yoluna başvurulmasının öngörülmesi hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Kurul üyelerinin çoğunluğunun hâkim kökenli olmasının yeterli bir güvence oluşturduğu düşüncesi de doğru değildir. Zira mahkeme kararına duyulan güven ve inancın temelinde, bu kararın hâkimler tarafından verilmesinden çok, belli yargılama usullerine uyularak oluşturulması vardır. Kanunla, memurlar için kabul edilen yargısal koruma, hâkim ve savcılardan esirgenmiştir. Kurulun meslekten çıkarma cezası haricindeki disipline ilişkin kararlarına yargı yolunun kapatılması, Anayasa'nın 125 inci maddesi ile çelişmekte, kanun önünde eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine de uymamaktadır."

-ULUSLARARSI METİNLERE DE AYKIRI-

Kitapçıkta, değişiklik paketinin uluslararası standartlar açısından da incelendiği ve buna göre, Kurul veya benzeri yüksek yargı konseylerinin oluşumuna ilişkin tek bir sistemin bulunmadığının anlaşıldığı anlatıldı. Uluslararası metinlerde tüm üyeleri hâkimlerden oluşan ve atamalarda yürütmenin etkisi olmayan modelin esas alındığının da görüldüğü dile getirildi.
Kitapçıkta, "Avrupa Konseyi tavsiye kararında belirtildiği gibi temel ilke; Kurulun hükümetten ve idareden bağımsız olması, bu bağımsızlığın korunması için üyelerinin yargı mensupları tarafından seçilmesi, kurallarını kendisi koyması ve bu hususun da ka-nunla teminat altına alınmasıdır" ifadesine yer verildi.
Kitapçıkta, Cumhurbaşkanının yürütmenin başı olması nedeniyle 4 Kurul üyesini ataması ve idarenin içinde yer alan Müsteşarın Kurulun doğal üyesi olması uluslararası standartlara "aykırılık teşkil ettiği" savunuldu. Kitapçıkta, Müsteşarın Kurulda yer alması şeklinde bir örneğin Avrupa ülkelerinde olmadığı da kaydedildi.

-"KURUL BAKANLIĞIN DAİRESİ YAPILMAK İSTENİYOR"-

HSYK'nın yapısında yapılmak istenen değişiklikle "Kurul'un, Bakanlığın bir dairesi hâline getirilmek" istendiği ileri sürülen kitapçıkta, Kanun'da, Kurulun yönetiminin ve temsilinin Bakana ait olduğu belirtilerek, mevcut Anayasa'da olmayan bir düzenlemenin öngörüldüğü savunuldu. Şu ifadelere yer verildi:
"Temsil "Hak ve görev bakımından bir kimse veya topluluğun adı-na davranmak'; yönetim "Yönetme işi, çekip çevirme, idare' anla-mına gelir. Mevcut hukukî düzenlemede, Bakanın Kurulu yönetme yetkisi olmayıp, sadece Kurulu temsil ve Kurul adına beyanda bulunma yetkisi vardır. Kanun ile Kurul, yürütme organının temsilcisi olan Bakanın yönetimine bırakılıp, Bakanlığın bir dairesi hâline dönüştürülmekte; Başkanın (Bakanın) yetkilerinden bir kısmını Başkanvekiline devredebileceği öngörülmektedir. Bu durumda Bakan, istediği zaman belirli yetkilerini devredecek, istediği zaman geri alacaktır. Kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı ilkelerine aykırı bu düzenlemelerle Bakanlığın hukuka aykırı eylem ve işlemlerine anayasal garanti getirilmektedir."
Kitapçıkta, Teftiş Kurulu'nun ve Kurulun sekretaryasının Bakanlığa bağlı kalmaya devam etmesi de eleştirildi.

-"BAKANA ZIRH GİYDİRİLİYOR"-

Kitapçıkta, hâkim ve savcılar hakkındaki soruşturmalarda belirleyici yetkinin Bakana geçtiği savunuldu ve "Bu durumda uygulamada hâlen görüldüğü gibi Bakan istediği hâkim ve savcıyı baskı altına alabilecek, istediğini ise koruyabilecektir. Mevcut sisteme göre daha olumsuz olan yönü ise, Bakanın bu yetkileri Kurul Başkanı olarak kullanacak olması nedeniyle, idarî yargı yolunun kapalı olmasıdır. Bakana Kurul Başkanı zırhı giydirilip, mevcut Anayasa'daki düzenlemeden daha da gerilere götürülerek, önemli bir yenilik şeklinde topluma sunulmaktadır" denildi.
Kitapçıkta, Bakanın, Kurul Başkanı sayılmasının "demokratik ilkelere aykırı olduğu" da belirtilerek eleştirildi. Kitapçıkta, "Daha açık bir anlatımla hâkim ve savcılar hakkında her türlü kararı ve-ren Kurul Başkanının hâkim sınıfından olması engellendiği gibi Kurul Başkanvekilinin dahi hâkim kökenli olan üyeler arasından seçilmesi şeklindeki anayasal teminat da kaldırılmıştır" denildi. Söz konusu değişiklikle de Bakanın atama yetkilerinin genişletildiği de öne sürüldü.

-"TASFİYE KURULU OLUŞTURULACAK"-

Kitapçıkta, değişiklikte, "Kurul müfettişleri ile adalet müfettişleri atanıncaya kadar, mevcut adalet müfettişleri, Kurul müfettişi ve adalet müfettişi sıfatıyla görev yaparlar" şeklindeki madde de anımsatılarak, "Bu düzenlemeye göre, ucu açık bir süreçte eski ve yeni Kurul mevcut olmayacağından; bunların yerine yapısı, görevleri, kararlarının türü, niteliği, çalışma şekli ve süresi belli olmayan adeta bir "Tasfiye Kurulu" oluşturulacağı" iddiasında bulunuldu.

-ÖNERİLER-

Kitapçıkta, ayrıca Kurulun yapısında yapılacak değişikliğe ilişkin şu öneriler getirildi:
"-Kurulun ayrı bütçe, sekretarya ile binasının olması ve Kurula bağlı Teftiş Kurulunun oluşturulması yönündeki Kanun hükümleri, yargı bağımsızlığını güçlendirici bir değişiklik olarak sunulmuşsa da bu konudaki yetkiler Kurul Başkanı sıfatıyla Bakana ait oldu-ğundan mevcut durum değişmemektedir.
-Kurulun, yerel mahkemelerde görev yapan hâkim ve savcıları da temsil edecek şekilde birinci sınıf hâkim ve savcılar arasından, meslektaşlarınca yapılacak seçimle temsilci alınarak üye sayısının artırılması(genişletil¬mesi); üye sayısı artırıldığında Kurul bünye-sinde atama, yükselme ve disiplin işlemlerine bakan bölümler oluşturulması; Kurulun yeniden yapılandırılması aşamasında görev ve yetkisi dahilindeki işler ile iddia ve karar verme bölümleri için ayrı komisyonlar(daireler) oluşturulması uygun olacaktır.
-Kuruldan Müsteşarın çıkartılması uluslararası standartlar ve AB belgeleri çerçevesinde kaçınılmaz bir gereklilik olup, üyesi oldu-ğumuz AB ülkelerinde de böyle bir örneğin bulunmadığı dikkate alınmalıdır.
-Kurulun yeniden yapılandırılması ve istinaf kanun yolunun faali-yete geçirilmesi ile birlikte not sistemi dahil olmak üzere terfi sis-teminin performansı esas alacak şekilde yeniden değerlendirilerek düzenlenmesi, yargının etkinliği ve verimliliği açısından bir gerek-liliktir.
-Demokratik meşruiyet çerçevesinde hâkim ve savcıların meslekî yönden özgür ve bağımsız olarak örgütlenmelerinin önündeki en-geller kaldırılmalıdır."(ANKA)
(EÖ/ÖMR)

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.